0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Fibayatırım
Manşet - Piyasalar

Savaş Bitmedi, Piyasalar Sadece Yoruldu

New York’ta bir fon yöneticisi geçen hafta, içinde bulunduğumuz dönemi belki de en iyi özetleyen cümleyi kuruyordu: “Kimse artık başlıklara bakmıyor. Herkes sadece fiyatlara bakıyor.” Son haftalarda y...
Artunç Kocabalkan
Nisan 1, 2026
Paylaş

New York’ta bir fon yöneticisi geçen hafta, içinde bulunduğumuz dönemi belki de en iyi özetleyen cümleyi kuruyordu: “Kimse artık başlıklara bakmıyor. Herkes sadece fiyatlara bakıyor.” Son haftalarda yaşananlar, klasik bir piyasa hikâyesi değil; yavaş yavaş büyüyen ama henüz tam fiyatlanmamış bir kırılmanın hikâyesi

İran ile İsrail arasındaki gerilim ve Hürmüz Boğazı etrafında şekillenen risk, ilk günlerde piyasaları sert şekilde sarstı. Petrol yükseldi, hisse senetleri geri çekildi, dolar güçlendi. Bu tablo, 1970’lerden bu yana her enerji şokunda gördüğümüz klasik reflekslerin bir tekrarıydı. Ancak birkaç gün içinde piyasalar, bu krizin “kontrol altına alınabileceği” fikrine tutundu.

Özellikle ABD’nin savaşı derinleştirmek istemediğine dair sinyaller, yatırımcıların zihninde bir çıkış yolu oluşturdu. Wall Street Journal’ın, savaş ile Hürmüz Boğazı’nın işleyişi arasında bir “kopuş” ihtimaline dair haberi, bu iyimserliğin katalizörü oldu. Hisse senetleri toparlandı, tahvil faizleri geriledi. Ama burada ince bir fark var: Piyasalar krizin çözülmesini değil, büyümemesini fiyatlıyor. Bu ayrım küçük gibi görünse de sonuçları çok büyüktür. Çünkü mevcut senaryo kalıcı bir denge değil, geçici bir uzlaşmadır.

Enerji Silahı ve Trump Modeli

ABD yönetiminin (Trump dönemi dahil) bu tür krizlerdeki refleksi geçmişte defalarca görüldü: 2018’de Çin ile ticaret savaşında, 2020’de İran geriliminde aynı model tekrarlandı: Sert giriş, hızlı geri adım, ardından “zafer ilanı”. Piyasalar bugün de benzer bir refleksi fiyatlıyor. Ancak bu kez mesele sadece diplomasi değil, enerji.

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği dar bir koridor. Bu hattın tam anlamıyla kapanması nadir bir senaryo olsa da kısmi kontrol bile yeterince güçlü bir araç. Bazı yatırımcıların tartıştığı senaryoya göre İran, geçişleri tamamen durdurmasa bile yönlendirebilir, geciktirebilir veya maliyet ekleyebilir. Hatta petrol akışını sürdürüp ödemelerin dolar dışında yapılmasını veya “savaş tazminatı” benzeri ücretler talep edebilir. Bu, sadece enerji fiyatlarını değil, küresel finansal sistemi de kökten etkileyebilecek bir gelişmedir.

Tarih benzer durumları daha önce gördü. 1973 petrol ambargosu küresel enflasyonu tetikleyip merkez bankalarının politikalarını değiştirdi. 1990’daki Körfez Savaşı ve yakın dönemdeki Rusya-Ukrayna savaşı enerji mimarisini baştan yazdı. Bugün yaşananlar bunlardan parçalar taşıyor ve bu durum piyasalardaki son hareketleri tuhaf kılıyor.

Tahvil ve Yatırımcı Davranışındaki Çelişki

ABD 10 yıllık tahvil faizinin gerilemesi, ilk bakışta daha ucuz finansman anlamına geldiği için olumlu yorumlanabilir. Ancak bu düşüşün nedeni önemli: Faizler enflasyon düştüğü için değil, büyüme endişeleri arttığı için geriliyor. Bu ayrım finansal sistem için kritiktir. Goldman Sachs ve JPMorgan gibi kurumların raporlarında da dikkat çektiği üzere; büyüme kaynaklı faiz düşüşü, özellikle resesyon korkusu ortamında risk varlıkları için destekleyici olmayabilir.

Daha da ilginci, yatırımcı davranışındaki çelişki. Birçok fon yöneticisi konuşurken temkinli; risklerden, enerji fiyatlarının kalıcılığından ve zayıflayan büyümeden bahsediyor. Ama portföylerine baktığınızda pozisyonlar hâlâ büyük ölçüde “toparlanma” senaryosuna göre kurulmuş durumda. Bu, finansal piyasalarda sık görülen tehlikeli bir durum: Zihinsel olarak karamsar, ama fiilen iyimser olmak.

Sonuç: Çözüm mü, Mola mı?

Altın bu noktada farklı bir hikâye anlatıyor. Son dönemdeki oynaklığa rağmen merkez bankalarının altın alımları devam ediyor. Dünya Altın Konseyi verileri, özellikle gelişmekte olan ülkelerin rezerv çeşitlendirme eğiliminin sürdüğünü gösteriyor. Bu, altının sadece “riskten kaçış” aracı değil, aynı zamanda jeopolitik bir hedge olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Hisse senetleri kısa vadeli rahatlamayı fiyatlarken, altın daha uzun vadeli bir belirsizliği fiyatlıyor.

Tüm bu tabloyu bir araya getirdiğimizde hikâye net: Piyasalar krizin sona erdiğine inanmıyor; sadece daha kötü bir senaryonun şimdilik ertelendiğini düşünüyor. Bu, kısa vadede rahatlama yaratsa da uzun vadede daha büyük bir kırılmanın zeminini hazırlar. Çünkü ertelenen riskler genellikle ortadan kalkmaz, birikir. Şu anki fiyatlamalar, “bir mola” ihtimalinin hâlâ yeterince ciddiye alınmadığını gösteriyor. Piyasada en pahalı hatalar, riskin ortadan kalktığı düşünüldüğünde yapılır. Oysa gerçek daha basittir: Risk kaybolmaz, sadece şekil değiştirir.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction

Günlük Yayınlara Erişin

Dr.Artunç Kocabalkan ile her gün yayınlanan piyasa yorumlarına tek günlük erişim satın alabilirsiniz. Karar anlarında ihtiyacınız olan bilgiye hızlıca ulaşın, günü kaçırmayın.
Günlük Erişim Satın Al