
Küresel piyasalarda geçen hafta, Fed tutanakları, jeopolitik gelişmeler ve Trump’ın ticaret hamlelerinin iç içe geçtiği dalgalı bir seyir öne çıktı. Yeni yıl tatili nedeniyle işlem günlerinin sınırlı kaldığı haftada likidite zayıflarken, yatırımcılar yılın son haftasında temkinli bir duruş sergiledi. Gözler, yeni haftada açıklanacak ABD istihdam verilerine çevrildi.
Fed’in aralık ayı FOMC toplantısına ait tutanaklar, 2026’ya ilişkin para politikası patikasında net bir görüş birliği olmadığını ortaya koydu. Bazı üyeler aralıktaki faiz indiriminin ardından uzun bir “bekle-gör” süresinin uygun olacağını savunurken, çoğunluk enflasyonun yavaşlaması halinde indirimlerin sürebileceği görüşünü dile getirdi. Bu tablo, Fed’in 2026’da gevşeme alanının piyasaların daha önce fiyatladığından sınırlı olabileceği algısını güçlendirdi. Piyasa fiyatlamaları nisan ayına kadar bir faiz indirimi olasılığını canlı tutarken, yıl genelinde iki indirim beklentisi korunuyor.
Fed’e ilişkin belirsizliklerin yanında, Trump’ın Fed Başkanı Powell’a yönelik sert eleştirileri ve olası dava söylemleri de ABD varlıkları üzerinde baskı unsuru olmaya devam etti. Trump’ın, Fed binası renovasyonu üzerinden Powell’ı hedef alması, para politikası bağımsızlığı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Ticaret cephesinde ise Trump’ın döşemeli mobilya ve mutfak–banyo dolaplarına yönelik ek tarifeleri bir yıl ertelemesi, ilgili sektör hisselerinde kısa vadeli rahatlama yarattı.
Jeopolitik riskler ise haftanın ikinci ana başlığı oldu. Rusya–Ukrayna Savaşı’ndaki belirsizliklere ek olarak ABD–Venezuela hattında artan tansiyon, küresel risk iştahını törpüledi. ABD yönetiminin Venezuela ve İran bağlantılı kişi ve kuruluşları yaptırım listesine eklemesi, enerji ve emtia piyasaları açısından yakından izlendi. Piyasalarda, ABD’nin Venezuela’ya yönelik adımlarının yalnızca yaptırımlarla sınırlı kalmayabileceği ve askerî ya da daha sert siyasi hamlelerin masada olduğu ihtimali, risk primlerini yukarı çekti. Bu başlık, özellikle petrol, emtia ve gelişen ülke varlıkları açısından “jeopolitik kuyruk riski” olarak fiyatlanıyor.
Bu gelişmelerle ABD 10 yıllık tahvil faizi haftayı yaklaşık 6 baz puan artışla yüzde 4,20 seviyesinde tamamladı. Dolar endeksi yüzde 0,4 yükselerek 98,4’e çıkarken, Brent petrol varil fiyatı yüzde 0,5 artışla 60,7 dolar civarında seyretti. Fed’e ilişkin gevşeme beklentileri ve merkez bankalarının alımlarıyla rekor seviyelere yükselen altın ve gümüş, geçen hafta ise sert satışlarla karşılaştı. Altının onsu yüzde 4,4 düşüşle 4.333 dolara gerilerken, gümüşte yüzde 7’yi aşan kayıp dikkat çekti. Analistler, bu düzeltmede LME ve CME’nin teminat kararlarının ve teknik düzeltme isteğinin etkili olduğuna işaret ediyor.
ABD borsalarında haftalık bazda negatif seyir öne çıktı. S&P 500 yüzde 1,03, Nasdaq yüzde 1,71, Dow Jones yüzde 0,67 geriledi. Tarife erteleme kararı sonrasında Wayfair ve RH hisseleri yükselirken, çip hisselerinde Nvidia ve Micron öncülüğünde alımlar görüldü. Tesla ise zayıf teslimat verileri sonrası baskı altında kaldı.
Avrupa borsaları kısa işlem haftasında pozitif ayrıştı. Ukrayna savaşı, Avrupa’nın güvenlik ve yeniden inşa gündemi ve zayıflayan büyüme görünümü yakından izlenirken, Almanya’da 2026’ya yönelik işten çıkarma beklentilerinin artması dikkat çekti. Asya tarafında Japonya hariç alıcılı bir görünüm öne çıkarken, Çin’in Tayvan çevresindeki askerî tatbikatları ve güçlü PMI verileri bölge fiyatlamalarında belirleyici oldu.
Genel çerçevede küresel piyasalar, Fed belirsizliği + Trump faktörü + jeopolitik riskler üçgeninde yeni yıla giriyor. ABD’nin Venezuela’ya yönelik olası daha sert adımları, önümüzdeki haftalarda sadece enerji ve emtia fiyatları için değil, küresel risk algısı açısından da kritik bir test alanı olmaya aday görünüyor.