
Küresel enerji piyasasında dengeleri değiştirebilecek yeni bir gelişme yaşanıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 9 Mart’ta Interfax’a yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’na bağlı petrol üretiminin kısa süre içinde ciddi bir durma riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Putin’e göre lojistik düzenlemelerin yeniden kurulması uzun zaman alacak ve ciddi maliyet gerektirecek.
Hürmüz Boğazı’nda fiziksel bir abluka bulunmuyor. İran boğaza mayın döşemedi, ABD donanması da bölgede güçlü askeri varlıkla devriye faaliyetlerini sürdürüyor. Buna rağmen tanker trafiği dramatik şekilde düşmüş durumda. Sigorta şirketlerinin risk hesaplamaları ve savaş primlerindeki patlama nedeniyle ticari tanker geçişleri fiilen durma noktasına geldi. Enerji piyasasında bu durum “aktüeryal abluka” olarak tanımlanıyor.
Verilere göre Hürmüz’den geçen tanker trafiği normal seviyelere kıyasla yaklaşık %80–90 oranında azalmış durumda. Bu gelişme, Körfez petrolünün küresel piyasalara ulaşmasını ciddi şekilde zorlaştırıyor. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık %20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor ve bu hat özellikle Asya için kritik önemde.
Bu tablo enerji piyasasında beklenmedik bir kazanan yaratıyor: Rusya. Körfez’deki arzın sıkışmasıyla birlikte Rusya’nın Urals petrolü yılın en yüksek fiyat seviyelerine yaklaştı. Avrupa ve Asya’daki rafineriler alternatif arz bulmak için Rus petrolüne daha fazla yönelmeye başladı.
Rusya’nın Ukrayna savaşı sonrasında geliştirdiği “gölge tanker filosu” da bu süreçte kritik rol oynuyor. Sahte transponderlar, kolaylık bayrakları ve gemiden gemiye transfer yöntemleriyle çalışan bu filonun büyüklüğünün 900 ila 1200 tanker arasında olduğu tahmin ediliyor. Bu altyapı Rusya’nın yaptırımların etrafından dolaşarak petrol sevkiyatını sürdürmesini sağlıyor.
Hürmüz’deki kriz Körfez üreticilerini de doğrudan etkiliyor. Suudi Arabistan’ın Yanbu boru hattı bypass kapasitesinin dolduğu ve depolama alanlarının sınırına ulaşıldığı bildiriliyor. Irak’ta üretimin ciddi şekilde gerilediği, Katar ve Bahreyn’de ise bazı tesislerin mücbir sebep ilan ettiği belirtiliyor. Körfez’den piyasaya ulaşamayan her varil petrol, küresel piyasada Rusya tarafından daha yüksek fiyatla ikame ediliyor.
Bu gelişmelerin en kritik etkilerinden biri Çin üzerinde ortaya çıkabilir. Çin, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrolün yaklaşık %38’ini satın alıyor ve aynı zamanda Rusya’nın en büyük petrol müşterisi konumunda. Eğer Körfez üretiminde ciddi kesintiler yaşanırsa, Çin’in Rus petrolüne olan bağımlılığı stratejik tercihten çok zorunlu bir tedarik ilişkisine dönüşebilir.
Enerji piyasasında giderek güçlenen yorum şu: Hürmüz Boğazı askeri olarak kapatılmamış olabilir, ancak sigorta maliyetleri ve risk hesaplamaları nedeniyle fiilen devre dışı kalmış durumda. Böyle bir senaryoda küresel petrol piyasasında oluşan boşluk Rusya’ya önemli bir fiyat ve pazar gücü kazandırabilir.
Sonuç olarak Ortadoğu’daki savaşın doğrudan tarafı olmayan Moskova, enerji ticaretinde oluşan boşluk sayesinde stratejik avantaj elde ediyor. Eğer tanker trafiğindeki daralma kalıcı hale gelirse, küresel petrol piyasasında yeni fiyat dengesi Rusya’nın belirleyici olduğu bir yapıya doğru evrilebilir.