
“Piyasalar barışı fiyatlıyor olabilir. Ancak yarının gerçek hikâyesi Japonya olabilir.”
BSEkonomi.com ve Economist TV iş birliğiyle hazırlanan Piyasa Masası programında yarın saat 10:30’da önemli bir yayın gerçekleştirilecek.
“ABD-İran Geriliminde Barış Senaryosu ve Piyasalara Etkisi”
Son günlerde küresel piyasaların odağında ABD ile İran arasında varılan çerçeve anlaşma bulunuyor. Tarafların çatışmaları sona erdirecek bir mutabakat üzerinde anlaşmaya vardıkları, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve enerji akışının normale dönmesinin hedeflendiği belirtiliyor. (Reuters)
Bu gelişmelerin ardından petrol fiyatlarında sert geri çekilmeler görülürken, küresel hisse senedi piyasalarında risk iştahı arttı. Nasdaq ve S&P 500 endekslerinde yükselişler yaşanırken yatırımcılar savaş riskinin azalmasının enflasyon ve merkez bankası politikalarına etkilerini fiyatlamaya başladı. (Business Insider)
Programda şu başlıklar ele alınacak:
Reuters’ın aktardığı bilgilere göre anlaşmanın resmiyet kazanması halinde Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin kademeli olarak normale dönmesi bekleniyor. Ancak İran iç siyasetindeki sertlik yanlılarının itirazları ve nükleer program konusundaki belirsizlikler sürecin en önemli risk başlıkları olarak görülüyor. (Reuters)
YouTube Canlı Yayın:
Economist TV Canlı Yayın
StreamYard Katılım Linki:
StreamYard Yayın Bağlantısı
16 Haziran 2026 Salı | 10:30
Küresel piyasalarda yeni dönemin şifreleri, petrol-altın-dolar dengesi ve olası yatırım senaryoları Piyasa Masası’nda değerlendirilecek.
Geçtiğimiz hafta küresel piyasalar İran-ABD gerilimini, Hürmüz Boğazı’nı ve yükselen petrol fiyatlarını konuşuyordu. Bu hafta ise tablo tamamen değişmiş durumda.
Piyasalar artık savaş riskini değil, barış ihtimalini fiyatlıyor.
ABD ile İran arasında varılan ön mutabakat sonrası petrol fiyatlarında sert geri çekilme yaşanırken, küresel hisse senedi piyasalarında risk iştahı yeniden yükseldi. Körfez borsaları yükselirken yatırımcılar enerji şokunun sona erme ihtimalini satın almaya başladı. Brent petrolde yaşanan düşüşün temel nedeni de Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağı beklentisi oldu. (Reuters)
Ancak piyasalarda herkes petrolü konuşurken gözden kaçan çok daha büyük bir hikâye olabilir.
Yarın sabah açıklanacak Japonya Merkez Bankası kararı son yılların en kritik merkez bankası kararlarından biri olabilir.
Reuters anketlerine göre ekonomistlerin yaklaşık %94’ü Japonya Merkez Bankası’nın politika faizini %0,75’ten %1,00’e yükseltmesini bekliyor. Böylece Japonya’da faizler 1995’ten bu yana görülen en yüksek seviyeye çıkacak. (Reuters)
Bu gelişme sadece Japonya’yı ilgilendirmiyor.
Çünkü son yirmi yılın en büyük küresel para akımlarından biri olan Yen Carry Trade işlemlerinin temelinde Japonya’nın sıfıra yakın faiz politikası bulunuyordu.
Ucuz Yen ile borçlanıp;
şimdi farklı bir döneme hazırlanıyor olabilir.
Reuters’a konuşan kaynaklara göre BOJ yalnızca faiz artırmakla kalmayabilir, aynı zamanda daha fazla sıkılaşma sinyali de verebilir. Piyasalar yıl sonuna kadar faizlerin %1,25’e yükselmesini fiyatlamaya başladı. (Reuters)
Bu nedenle yarınki toplantıda sadece faiz kararı değil;
yakından takip edilecek.
Özellikle Yen’in yeniden güçlenmeye başlaması halinde son yılların en büyük küresel fonlama mekanizmalarından biri baskı altına girebilir. (Reuters)
Haftanın ikinci büyük konusu ise FED.
Piyasalar faiz değişikliği beklemiyor. Ancak yatırımcılar Powell’ın açıklamalarını ve yeni faiz projeksiyonlarını dikkatle izleyecek.
İran kaynaklı enerji şokunun azalması FED üzerindeki baskıyı hafifletirken, petrol fiyatlarındaki düşüş de enflasyon beklentilerini aşağı çekebilir. Buna rağmen piyasalar 2026 içerisinde faiz indirimi değil, hatta ek faiz artışı ihtimalini dahi tartışmaya başladı. (Reuters)
Normal şartlarda savaş riskinin azalması altın için negatif olurdu.
Fakat bu kez tablo farklı.
Merkez bankalarının güçlü altın talebi sürüyor.
Dolar tarafında güç kaybı yaşanıyor.
FED’in çok agresif sıkılaşma ihtimali de geriliyor.
Bu nedenle altın jeopolitik primini geri verse bile yapısal talep sayesinde güçlü kalmaya devam ediyor.
Piyasalar bugün ABD-İran barışını kutluyor.
Petrol düşüyor.
Borsalar yükseliyor.
Risk iştahı geri geliyor.
Fakat yarın sabah Tokyo’dan gelecek haberler, son birkaç haftadır konuştuğumuz Orta Doğu başlığından çok daha büyük sonuçlar doğurabilir.
Çünkü bazen piyasaları savaşlar değil, merkez bankaları değiştirir.
Ve yarın gözler yalnızca Washington’da değil, Tokyo’da olacak.