0,00 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Ekonomi - Manşet

Orta Vadede Çifte Tablo: Kırılganlıklar Artıyor, Fırsatlar Belirginleşiyor

Türkiye ekonomisi için önümüzdeki 12–24 ay hem kırılganlıkların hem de fırsatların aynı anda masada olduğu bir dönem olacak. Enflasyonun hâlâ yüksek seyretmesi ve faizlerin buna paralel olarak sıkı ka...
Hülya Kocaer
Aralık 4, 2025
Paylaş

Türkiye ekonomisi için önümüzdeki 12–24 ay hem kırılganlıkların hem de fırsatların aynı anda masada olduğu bir dönem olacak. Enflasyonun hâlâ yüksek seyretmesi ve faizlerin buna paralel olarak sıkı kalması, iç talebi baskılamayı sürdürüyor. 2025–2026 döneminde büyüme beklentileri yüzde 3–4 bandına sıkışırken, dış talep tarafındaki zayıflık ve küresel ekonomideki yavaşlama Türkiye’nin dış denge üzerinde yeniden baskı yaşamasına yol açabilir. Sermaye girişlerinin dalgalı olması veya jeopolitik risklerde artış yaşanması durumunda kur oynaklığı ve cari açık yeniden önemli kırılganlık başlıklarından biri hâline gelebilir.

Finansmana erişimin pahalılaşması şirketleri zorluyor. Yüksek faiz ortamı borçlanma maliyetlerini artırırken, işletmelerin yeni yatırımları ertelemesine veya küçültmesine neden oluyor. Bu da özellikle sanayi ve ihracatçı firmalarda kaynak yönetimini daha kritik hâle getiriyor. Enerji ve emtia fiyatları gibi dış şoklara açık yapı korunmaya devam ediyor; bu da hem enflasyon hem de maliyet kanalı üzerinden baskı üretiyor.

Bu tabloya rağmen fırsatlar da mevcut. Enflasyonda 2026’ya doğru kademeli bir düşüş ihtimali ve rezerv pozisyonundaki görece güçlenme, politika yapıcıların manevra alanını artırabilir. Disiplinli para politikası devam ederse risk priminde iyileşme, daha düzenli sermaye akışı ve finansman maliyetlerinde kademeli bir normalleşme mümkün olabilir. Türkiye’nin ihracat kapasitesi, sanayi üretimindeki çeşitlilik ve Avrupa ekonomisindeki toparlanma sinyalleri, ihracat odaklı büyüme modeli açısından avantaj yaratıyor. Uygun reform adımlarıyla yabancı sermayenin yeniden Türkiye varlıklarına ilgi göstermesi de mümkün.

Bu ortamda politika yapıcılar açısından en kritik konu öngörülebilirlik olacak. Para ve maliye politikalarında tutarlılık, piyasa oyuncularının risk algısını doğrudan belirliyor. Enflasyon hedefi, bütçe disiplini ve yatırım ortamını güçlendirecek yapısal adımlar, orta vadeyi şekillendirecek temel başlıklar arasında. Şirketler açısından ise risk yönetimi, likidite planlaması ve finansman çeşitlendirmesi öncelik kazanıyor. Döviz, hammadde ve enerji maliyetleri için koruyucu stratejiler benimsemek, yatırım planlarını kısa vadeli dalgalanmalar yerine orta vadeli makro dengeyle uyumlu kurmak önem taşıyor. Katma değerli üretim, verimlilik artırıcı yatırımlar ve ihracat odaklı kapasite kullanımı, bu dönemin öne çıkan stratejileri arasında.

Sonuç olarak Türkiye ekonomisi, 12–24 aylık dönemde hem kırılgan hem de fırsat sunan bir geçiş fazında. Başarının anahtarı, riskten kaçmak değil; riskin nerede biriktiğini doğru okuyup yönetmekten geçiyor.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2025 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction