0,00 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Ekonomi - Manşet

Nükleer Enerji Fiyatlamasında Yerinizi Alın

• ABD’nin en büyük elektrik piyasasında kapasite fiyatları 2 yılda %1.040 arttı• Artışın %63’ü veri merkezlerinden, yani yapay zekâdan kaynaklanıyor• Teknoloji devleri nükleer enerjiye 50 milyar dolar...
Hülya Kocaer
Aralık 29, 2025
Paylaş

• ABD’nin en büyük elektrik piyasasında kapasite fiyatları 2 yılda %1.040 arttı
• Artışın %63’ü veri merkezlerinden, yani yapay zekâdan kaynaklanıyor
• Teknoloji devleri nükleer enerjiye 50 milyar doları aşan taahhütte bulundu

17 Aralık 2025’te ABD’nin en büyük elektrik şebekesini yöneten PJM Interconnection, uzun süredir teknik raporların içine gömülü kalmasını umduğu bir gerçeği açık etmek zorunda kaldı. 13 eyalette, Illinois’ten New Jersey’e kadar uzanan bölgede 65 milyon kişiye elektrik sağlayan PJM’nin 2027/2028 dönemi kapasite ihalesinde fiyatlar 333,44 dolar/MW-gün ile tavan yaptı. Bu rakam, sadece iki yıl öncesine kıyasla %1.040’lık artış anlamına geliyor.

Asıl çarpıcı veri ise ayrıntılarda gizliydi. Fiyat patlamasına yol açan ek talep artışının %63’ü yalnızca veri merkezlerinden geldi. Sanayi büyümesi, nüfus artışı ya da elektrikli araçlar değil; yapay zekâ ABD elektrik piyasasının dengesini bozdu.

Bu tablo bir enerji şirketleri hikâyesi değil. Aynı zamanda yazılım anlatısı da değil. Bu, hesaplama fiziği ile elektrik şebekesinin termodinamik sınırlarının çarpışması. Ve bu çarpışma, dünyanın en zengin teknoloji şirketlerini, iki yıl öncesine kadar sıradan bir emtia olan elektriğe astronomik bedeller ödemeye zorluyor.

Ortaya çıkan sonuç ise dikkat çekici: Baz yük elektriğin, bir kamu hizmeti olmaktan çıkıp yapay zekânın kritik altyapısına dönüşmesi.

Bu dönüşüm artık teorik değil. Microsoft, kapatılmış Three Mile Island nükleer santralini yeniden devreye almak için Constellation Energy ile 20 yıllık anlaşma imzaladı. Tahmini elektrik fiyatı 100 dolar/MWh’nin üzerinde; bu, piyasa ortalamasının yaklaşık iki katı. Amazon, Talen Energy’nin Susquehanna nükleer santralinden elektrik almak için 20 yılda 18 milyar dolarlık taahhütte bulundu. Meta, Constellation’ın Clinton nükleer santralinin tüm üretimini bağladı. Google ise küçük modüler reaktörler için tarihteki ilk kurumsal anlaşmayı yaptı.

Toplamda teknoloji şirketleri, son 18 ayda nükleer enerjiye 50 milyar doların üzerinde kaynak bağladı.

Artık soru “bu dönüşüm oluyor mu?” değil. Asıl soru, piyasaların bu dönüşümün büyüklüğünü, süresini ve zincirleme etkilerini doğru fiyatlayıp fiyatlamadığı.

Bu noktada yanıt net: Hayır.

Yapay zekâ temelde bir yazılım problemi değil, bir enerji problemi. Transistörler küçüldükçe ve işlem hızları arttıkça, ısı ve elektrik tüketimi doğrusal değil, katlanarak yükseliyor. Bir ChatGPT sorgusu ortalama 2,9 watt-saat elektrik tüketiyor; bu, klasik bir Google aramasının yaklaşık 10 katı. Milyarlarca günlük sorgu ve sürekli çalışan model eğitimleri eklendiğinde tablo hızla büyüyor.

Uluslararası Enerji Ajansı’na göre veri merkezlerinin küresel elektrik tüketimi 2024’te 415 TWh iken 2030’da 945 TWh’ye çıkacak. Goldman Sachs daha da ileri giderek bu rakamın 1.479 TWh’ye ulaşabileceğini öngörüyor.

Sorun sadece toplam tüketim değil. Veri merkezleri belirli bölgelerde kümeleniyor. Örneğin Virginia’daki “Data Center Alley”, konut ve ticari tüketimi çoktan geride bırakmış durumda. Ancak yüksek gerilim hatlarının izin ve inşa süresi 7–10 yıl, yapay zekâ yatırımlarının döngüsü ise 18–24 ay. Bu zaman uyumsuzluğu, yapısal bir kapasite açığı yaratıyor.

Teknoloji devleri için kesinti kabul edilemez. Maliyeti 5 milyar doları aşan, yüz binlerce NVIDIA GPU içeren bir AI kümesi, rüzgârın esmesine ya da güneşin doğmasına bağlı çalışamaz. Güneş ve rüzgârla bu ölçekte güvenilir enerji sağlamak için 3–4 kat kapasite ve devasa batarya yatırımları gerekiyor. Bu da maliyeti uçuruyor.

Bu noktada nükleer enerji tek başına öne çıkıyor. %92’nin üzerinde kapasite faktörü, sıfır karbon salımı ve yüksek enerji yoğunluğu ile nükleer, yapay zekânın hem güvenilirlik hem de net-sıfır hedeflerini aynı anda karşılayabilen tek ölçeklenebilir seçenek.

Bu yüzden Microsoft’un, Amazon’un, Meta’nın ve Google’ın ödediği yüksek fiyatlar bir anomali değil; yeni denge fiyatı.

ABD’de bu dönüşüm regülasyon cephesinde de çatışma yaratıyor. Veri merkezlerinin santrallerin yanına kurulup elektriği doğrudan santralden çekmesi, yani “co-location” modeli, iletim maliyetlerinin kime yükleneceği tartışmasını alevlendirdi. Aralık 2025’te Federal Enerji Düzenleme Komisyonu (FERC), bu modele standart ve yasal bir çerçeve getirerek fiilen yeşil ışık yaktı. Böylece büyük oyuncular için düzenleyici bir hendek oluştu; küçük üreticiler yarış dışı kaldı.

Tüm bunlar olurken nükleer yakıt tarafında tablo daha da kırılgan. Küresel uranyum üretimi, mevcut reaktörlerin ihtiyacının 30–50 milyon pound altında. Rus uranyumuna getirilen yasaklar, zenginleştirme kapasitesindeki darboğazlar ve Cameco gibi devlerin spot piyasadan alıcı konuma düşmesi, fiyatlara güçlü bir taban oluşturuyor. Uzun vadeli kontrat fiyatları 86 dolar/pound ile 17 yılın zirvesinde.

Özetle:
Yapay zekâ ABD elektrik şebekesini kırdı.
Nükleer enerji artık sadece enerji değil, AI için stratejik altyapı.
Ve bu dönüşüm, piyasanın henüz tam olarak fiyatlamadığı asimetrik bir ikinci dalga yaratıyor.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2025 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction