
Nobel Barış Ödülü’nün son sahibi olan Venezuelalı muhalif siyasetçi Maria Corina Machado, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinde Gazze’ye yönelik saldırılardan övgüyle bahsederek “İsrail’in savaş sırasındaki başarılarını takdir ettiğini” söyledi. Açıklama uluslararası kamuoyunda büyük tepki çekerken, barış ödülü verilen siyasetin aktif bir savaşa destek açıklaması yapması yeni bir diplomatik tartışmayı tetikledi.
Machado’nun sözleri özellikle Filistin’de 67 binden fazla sivilin yaşamını yitirdiği ve uluslararası mahkemelerde İsrail’e yönelik soykırım suçlamalarının hâlâ gündemde olduğu bir dönemde geldi. Bu çıkış, birçok çevrede Nobel Komitesi’nin itibarı ve siyasi tarafsızlığı konusunda tartışma yarattı.
Machado, görüşmede Netanyahu’ya İsrail’in Hamas ve İran destekli gruplara karşı yürüttüğü operasyonları desteklediğini iletti. Ayrıca “özgürlüğün savunulması” söylemiyle İsrail’i Venezuela’daki Maduro yönetimine karşı kendi siyasi mücadelesine benzetti. İsrail Başbakanlık Ofisi’ne göre Machado, “İsrail yalnız değildir, Venezuela’daki özgürlük hareketi sizinleyiz” mesajı verdi.
Açıklama, siyasi analistler tarafından ABD-İsrail ekseni ile Latin Amerika’daki yeni muhalif liderlerin kurduğu ideolojik yakınlaşmanın işareti olarak yorumlandı. Machado daha önce NATO ve Batı ittifakına yakın durduğu mesajlar vermiş, Maduro yönetimi tarafından da “Amerikan ajanlığı” ile suçlanmıştı.
Bu çıkışın jeopolitik sonuçları dikkat çekici:
Machado’nun açıklaması yalnızca dış politika hamlesi değil, ülke içi seçim stratejisinin parçası olarak da görülüyor. Maduro hükümeti bu çıkışı fırsat bilerek Machado’yu “savaş çığırtkanlığı yapan Batı yanlısı siyasetçi” olarak hedef alırken, Machado ise uluslararası desteğini güçlendirmeye çalışıyor. Bu söylem, Venezuela’daki güç mücadelesinin artık küresel ittifakların gölgesinde yürüdüğünün açık göstergesi.
Bu gelişme kısa vadede basit bir diplomatik polemik gibi görünse de orta vadede iki kritik alanı etkileyebilir: