
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun, “Şu anda sosyal medyada yaptığımız en önemli alışveriş TikTok. Umarım gerçekleşir. İkinci en önemli olan ise X. Elon Musk ile konuşmalıyız, o bir düşman değil. X ve TikTok’u alırsak çok şey kazanırız” sözleri, klasik diplomasi ve askeri söylemin ötesinde yeni bir jeopolitik eksene işaret ediyor.
Bu açıklama, sosyal medyayı yalnızca haberleşme veya eğlence platformu olarak değil, algı yönetimi ve propaganda sahası olarak gördüğünü net biçimde ortaya koyuyor. Netanyahu için dijital platformların kontrolü, tıpkı enerji koridorları veya askeri üsler gibi stratejik bir unsur haline gelmiş durumda.
Hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Donald Trump, TikTok’un Amerikan kullanıcı verilerini Çin kontrolünden çıkarmak amacıyla şirketin ABD operasyonlarını yerelleştirme sürecini başlatmış, Oracle ve ABD’li yatırımcıların devreye girdiği bir formül ortaya konmuştu. Netanyahu’nun son çıkışı, bu sürecin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve stratejik bir araç olarak değerlendirildiğini gösteriyor.
Netanyahu’nun “Elon Musk ile konuşmalıyız, o düşman değil” vurgusu ise, X’in (eski Twitter) küresel etki kapasitesini ve Musk’ın jeopolitik bir aktör haline geldiğini hatırlatıyor. Bu söylem, İsrail’in ABD ile birlikte sosyal medya üzerinden ortak bir güç inşası hedeflediğine işaret ediyor.
Netanyahu’nun bu vizyonu, İsrail’in klasik askeri caydırıcılığını dijital alana taşıma niyetini yansıtıyor. TikTok ve X gibi platformlarda algı yönetimi, içerik denetimi ve kamuoyu mühendisliği potansiyeli, Tel Aviv için stratejik bir koz olarak görülüyor.
Ancak bu yaklaşım aynı zamanda şu riskleri barındırıyor:
Netanyahu’nun sözleri, İsrail’in artık sadece Ortadoğu’daki askeri dengelerle değil, küresel dijital ekosistemdeki güç dağılımıyla da ilgilendiğini ortaya koyuyor. Trump döneminde başlatılan TikTok operasyonu, Netanyahu’nun açıklamalarıyla birlikte ABD-İsrail ortaklığında sosyal medya platformlarını stratejik varlık haline getiren bir sürece evriliyor.