0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Fibayatırım
Analiz - bülten - Dünya - Manşet

Nasdaq Rekorları, Petrol Gerilimi ve Fed: Küresel Piyasalarda Yeni Hikâye mi Başlıyor ?

ABD tahvil faizlerindeki geri çekilme, petrol fiyatlarındaki düşüş ve teknoloji hisselerindeki yükseliş küresel piyasalarda yeni bir denge arayışını ortaya koyuyor. Fed politikaları, İran gerilimi, Na...
Artunç Kocabalkan
Mayıs 27, 2026
Paylaş

Küresel piyasalar bazen ekonomik verilerle değil, korkunun dozuyla hareket eder. Son günlerde fiyatlamalara bakıldığında yatırımcıların verdiği temel mesaj şu: Dünya hâlâ tehlikeli bir yer olabilir, ancak sistemik bir kırılma ihtimali şimdilik masadan kalkıyor.

Wall Street’te teknoloji hisselerinin yeniden liderliği ele geçirmesi, ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin geçen haftaki zirvelerden yaklaşık 20 baz puan geri çekilmesi ve petrol fiyatlarının tansiyon düşüşüyle birlikte gevşemesi aynı hikâyenin parçaları. Piyasalar artık tam ölçekli bir jeopolitik şok değil, kontrollü bir gerilim senaryosunu fiyatlıyor.

Bu nedenle son ralliyi yalnızca “risk iştahı geri döndü” şeklinde okumak eksik kalır. Asıl mesele, yatırımcıların birkaç hafta önce korktuğu senaryonun gerçekleşmemesidir.

Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler bu açıdan belirleyici oldu. Enerji piyasası hâlâ kırılgan olsa da tanker geçişlerinin yeniden başlaması ve diplomatik temasların tamamen kopmaması, petrol fiyatlarında savaş primi oluşmasını şimdilik engelledi. Bloomberg ve CNBC’de son günlerde öne çıkan değerlendirmeler de benzer biçimde, piyasanın “tam çatışma” yerine “kontrollü tansiyon” senaryosuna yöneldiğini gösteriyor.

Bunun finansal piyasalardaki ilk etkisi tahvil cephesinde görüldü.

ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 4.68 seviyesinden yeniden yüzde 4.45-4.50 bandına çekilmesi teknik açıdan küçük görünebilir. Ancak küresel sermaye akımları açısından bu hareket son derece önemli. Çünkü son aylarda piyasalardaki baskın işlem, “yüksek faiz daha uzun süre devam edecek” pozisyonuydu. Çok sayıda hedge fonu ve sistematik işlem yapan CTA fonları ABD tahvillerinde kısa pozisyon taşırken, büyüme hisseleri üzerinde baskı oluşuyordu.

Şimdi ise tablo tersine dönmeye başladı.

Özellikle yarı iletken ve yapay zekâ bağlantılı teknoloji hisselerindeki yükseliş, yatırımcıların yeniden uzun vadeli büyüme temasına döndüğünü gösteriyor. Nasdaq’ın yeni zirvelere yaklaşması tesadüf değil. Goldman Sachs stratejistlerinin S&P 500 yıl sonu hedefini yukarı revize etmesi de piyasanın psikolojik eşiğinin değişmeye başladığını ortaya koyuyor.

Burada dikkat çekici olan nokta, piyasaların iyi haber satın almasından çok kötü haberin gerçekleşmemesini satın almasıdır.

The Economist’in son dönemde sıkça işlediği temel tema da bu: Modern piyasalarda iyimserlik artık güçlü büyümeden değil, felaketin ertelenmesinden besleniyor.

Ancak bu iyimserliğin kırılgan olduğu unutulmamalı.

Çünkü küresel sistem aynı anda üç büyük baskıyla karşı karşıya:

  • Kalıcı enflasyon riski,
  • Jeopolitik parçalanma,
  • Ve yüksek borçluluk çağında yükselen reel faizler.

Deutsche Bank stratejistlerinin son analizlerinde dikkat çektiği gibi, ABD 10 yıllık tahvil faizinin yeniden yüzde 5 seviyesine yönelmesi artık imkânsız bir senaryo değil. Bunun için yalnızca enerji fiyatlarında yeni bir şok ya da İran krizinin yeniden sertleşmesi yeterli olabilir.

Fed tarafında da belirsizlik sürüyor. Piyasalar bir yandan büyümede yavaşlama işaretlerini izlerken, diğer yandan enflasyonun yeniden kalıcı hâle gelmesinden korkuyor. Bu nedenle merkez bankalarının alanı giderek daralıyor. Martin Wolf’un yıllardır vurguladığı temel çelişki burada yeniden ortaya çıkıyor: Küresel ekonomi yüksek borç düzeniyle yaşamaya alıştı, ancak bu düzen düşük faiz olmadan sürdürülemiyor.

Bugünkü rallinin en kritik özelliği de burada yatıyor.

Piyasalar aslında daha güçlü bir ekonomi fiyatlamıyor. Daha çok, merkez bankalarının yeniden sistemik stresle karşılaşması hâlinde geri adım atmak zorunda kalabileceğini fiyatlıyor. Bu yüzden tahvil rallisi ile teknoloji hissesi rallisinin aynı anda yaşanması çelişkili değil; tam tersine aynı beklentinin sonucu.

Avrupa cephesinde ise daha sessiz ama önemli bir hikâye oluşuyor. Euro’nun 1.16 çevresinde sıkışması, doların kontrollü biçimde zayıflaması ve Avrupa tahvillerindeki toparlanma; yatırımcıların ABD dışındaki varlıklara yeniden sınırlı da olsa yönelmeye başladığını gösteriyor. Ancak Almanya başta olmak üzere Avrupa ekonomisinin hâlâ düşük büyüme tuzağından çıkamadığı açık.

Bu tablo Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar açısından kısa vadede destekleyici olabilir. Doların küresel ölçekte güç kaybetmesi, petrol fiyatlarının sakinleşmesi ve ABD faizlerindeki geri çekilme gelişen ülke varlıklarına alan açıyor. Ancak bu pencerenin ne kadar kalıcı olacağı büyük ölçüde Washington-Tahran hattına ve Fed’in yaz aylarında vereceği mesajlara bağlı olacak.

Şimdilik piyasaların verdiği mesaj net:
Yatırımcılar savaş değil denge arıyor.
Ve küresel sistem, bir süre daha bu kırılgan denge üzerinde yaşamaya devam edecek.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction