
Borsa İstanbul açısından MSCI Ağustos 2026 revizyonunun en önemli tarafı, endekse hangi hissenin girdiğinden çok hangi satışların gelmeyecek olması.
MSCI kararı öncesinde HSBC’nin yaptığı hesaplama oldukça dikkat çekiciydi. Borsa İstanbul’daki serbest dolaşım oranlarında yapılabilecek güncellemelerin MSCI ağırlıklarını aşağı çekmesi halinde AKBNK, BIMAS, TCELL, ISCTR ve SAHOL gibi büyük ve likit hisselerde endeks takip eden yabancı fonlardan ciddi mekanik satışlar gelebileceği hesaplanıyordu.
Tahmin edilen potansiyel satışların bazıları:
AKBNK: yaklaşık 47,5 milyon dolar
BIMAS: yaklaşık 34,1 milyon dolar
TCELL: yaklaşık 28 milyon dolar
ISCTR: yaklaşık 14,6 milyon dolar
SAHOL: yaklaşık 8 milyon dolar
Sadece bu beş hissede bile hesaplanan risk 130 milyon doların üzerindeydi.
Daha geniş liste dikkate alındığında satış baskısının 200 milyon dolara yaklaşabileceği senaryolar konuşuluyordu.
Fakat MSCI’nin açıkladığı nihai tablo bu senaryodan çok daha olumlu çıktı.
İlk bakışta piyasanın göreceği başlık:
ASTOR MSCI Standard Endeksi’ne girdi.
Bu elbette ASTOR açısından önemli. MSCI’yi pasif biçimde takip eden fonlar açısından yeni bir mekanik talep yaratma potansiyeli bulunuyor.
Ancak BIST’in bütünü açısından daha önemli gelişme başka:
MSCI Standard Endeksi’nden hiçbir Türk hissesi çıkarılmadı ve korkulan ağırlık azaltımlarının büyük bölümü gerçekleşmedi.
Dolayısıyla piyasa, beklediği potansiyel yabancı satışının önemli kısmından kurtulmuş oldu.
Bu ayrım önemli.
Bazen piyasalar gelen parayla değil, gelmesi beklenen satışın gelmemesiyle yükselir.
MSCI kararı tam olarak böyle okunmalı.
Türkiye piyasasının temel sorunlarından biri hâlâ yabancı yatırımcı tabanının geçmiş dönemlere göre düşük olması.
Bu nedenle MSCI ve FTSE gibi küresel endekslerde yapılan ağırlık değişiklikleri normalden daha fazla önem taşıyor.
Pasif fon açısından şirketin ucuz veya pahalı olması ikinci plandadır.
Endeks ağırlığı düşerse satar.
Ağırlık yükselirse alır.
Dolayısıyla HSBC’nin hesapladığı satışların gerçekleşmesi, şirketlerin temel değerlemeleri değişmese bile BIST’in en likit hisselerinde kısa süreli ciddi arz yaratabilirdi.
Şimdi bu riskin önemli bölümünün ortadan kalkması, özellikle büyük hisseler açısından teknik olarak olumlu.
Revizyonun şirket bazındaki en önemli kazananlarından biri ASTOR.
ASTOR’un MSCI Standard Endeksi’ne alınması iki açıdan önemli:
Birincisi, MSCI benchmark’ını izleyen pasif fonlardan potansiyel talep.
İkincisi ve belki daha önemlisi, uluslararası kurumsal yatırımcıların takip ettiği yatırım evrenine daha güçlü biçimde girmesi.
Endekse giriş şirketin bilançosunu değiştirmez.
Ama hissenin uluslararası sermaye haritasındaki yerini değiştirir.
Bu nedenle ASTOR’daki hareketi yalnızca birkaç günlük MSCI alımı üzerinden okumak eksik kalabilir.
MSCI Small Cap tarafında da Türkiye için önemli değişiklikler bulunuyor.
Endekse dahil edilenler arasında:
BRSAN, EUPWR, KRDMB, RGYAS, TRHOL ve TERA bulunuyor.
ARCLK ve KTLEV ise Small Cap endeksinden çıkarılıyor.
Bu hisselerde endeks değişikliklerinin uygulanacağı dönem yaklaştıkça işlem hacmi ve kapanış seanslarında oynaklık artabilir.
MSCI hikâyesinin ardından piyasanın önünde ikinci önemli endeks gündemi FTSE revizyonu.
Bu nedenle BIST’teki yabancı akımlarını değerlendirirken yalnızca MSCI kararına bakıp dosyayı kapatmamak gerekiyor.
Önümüzdeki dönemde üç değişkeni birlikte izleyeceğim:
MSCI kaynaklı gerçek fon akımları + FTSE değişiklikleri + yabancı yatırımcının BIST’teki net pozisyonlanması.
Bunların aynı yönde hareket etmeye başlaması halinde Borsa İstanbul açısından çok daha önemli bir hikâyeden söz edebiliriz.
MSCI kararını yalnızca
“ASTOR endekse girdi”
diye okumak eksik.
Bence esas haber şu:
Borsa İstanbul yaklaşık 200 milyon dolara kadar çıkabileceğinden korkulan potansiyel yabancı satış baskısının önemli bölümünden kurtuldu.
Yeni para girişi kadar önemlidir.
Çünkü piyasalarda bazen en güçlü alıcı, gelmeyen satıcıdır.