
Nicolas Hulscher’in mRNA aşıları ve doğurganlık üzerine yaptığı son açıklamalar, tıp dünyasında ve yatırımcı çevrelerinde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Hulscher’in iddialarına göre, mRNA enjeksiyonları biyolojik bir bariyeri aşarak üreme sağlığı üzerinde ağır tahribat yaratıyor.
Nicolas Hulscher, mRNA aşılarının vücutta yarattığı spike proteinlerin ve sentetik yapıların sadece kalp dokusuna değil, üreme sistemine de yerleşebildiğini savunuyor. Sıçan deneylerinden elde edilen %60’lık rezerv kaybı, biyolojik devamlılık açısından kritik bir eşik olarak görülüyor. İnsan verilerinde ise %33’lük düşüş, mevcut demografik krizlerle birleştiğinde toplumsal yapı üzerinde kalıcı izler bırakma potansiyeli taşıyor. Hulscher, bu bulguların aşı güvenliği protokollerinin yeniden gözden geçirilmesi için yeterli bir zemin sunduğunu vurguluyor.
Yatırımcı perspektifinden bakıldığında, bu tür iddialar sağlık sektörü hisseleri ve biyoteknoloji yatırımları için yüksek volatilite riski barındırıyor. Her ne kadar ana akım sağlık otoriteleri bu bulguları henüz “standart kabul” seviyesinde doğrulamamış ve bazı Hulscher imzalı çalışmaların metodolojik eleştiriler alarak geri çekildiği bilinse de, doğurganlık odaklı verilerin toplumsal etkisi finansal piyasalarda uzun vadeli bir “güven erozyonu” tetikleyebilir. Özellikle biyoteknoloji devlerinin piyasa değerlemeleri, bu tür güvenlik tartışmalarının seyriyle doğrudan korelasyon içindedir.