
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın kur politikasında attığı son adımlar, hem iç piyasa dengeleri hem de jeopolitik riskler açısından yeni bir faza işaret ediyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın döviz piyasasındaki “devalüasyon hızı”nı aylık %1,1 seviyesinden %2’ye doğru çekmesi, piyasa oyuncularına doğrudan bir mesaj niteliği taşıyor.
Dr. Artunç Kocabalkan’ın sosyal medya paylaşımında dikkat çektiği üzere, bu adım teknik olarak bir “kur şoku beklentisi” değil, aksine risk yönetimi hamlesi olarak okunmalı. Kocabalkan, “USD/TRY Nisan kontratlarında short taşıyanlar risklerini kontrol etmeli” uyarısını yaparken, bu hareketin özellikle taşıma maliyeti üzerinden spekülatif çıkışları zorlaştırmayı hedeflediğini vurguluyor. Kocabalkan’a göre Merkez Bankası’nın amacı net: “Döviz alıp çıkan ucuza çıkmasın diye parayı pahalandırmak.”
Bu çerçevede atılan adım, klasik rezerv satışı yerine daha sofistike bir finansal sıkılaştırma sinyali olarak öne çıkıyor. Kur üzerinde doğrudan yukarı yönlü bir izin verilmediğinin altını çizen Kocabalkan, “kurda olumsuzluk beklemediğini” özellikle vurguluyor. Bu da politika setinin savunma refleksi taşıdığı ancak panik modunda olmadığına işaret ediyor.
Öte yandan, Bloomberg News tarafından servis edilen ve Türkiye’nin TL’yi desteklemek için yaklaşık 135 milyar dolarlık altın rezervlerini kullanmayı değerlendirdiğine yönelik haber, bu savunma hattının sadece faiz ve likiditeyle sınırlı kalmayabileceğini ortaya koyuyor. Altın rezervlerinin potansiyel olarak devreye alınması, Merkez Bankası’nın çok katmanlı bir kur koruma stratejisi üzerinde çalıştığını gösteriyor.
Jeopolitik cephede ise İran–ABD hattındaki belirsizlik dikkat çekiyor. Türkiye’nin olası arabuluculuk rolü ve hafta sonuna girilirken artan diplomatik trafik, kısa vadeli oynaklık riskini yükselten bir unsur olarak öne çıkıyor. Ancak Kocabalkan’ın da belirttiği gibi, bu tür süreçlerde Merkez Bankası’na “barış olacak ya da olmayacak” şeklinde net bir bilgi akışı olmaz; dolayısıyla alınan önlemler ihtiyat temelli.
Sonuç olarak ortaya çıkan tablo şu: TCMB, kurda yukarı yönlü kontrolsüz bir hareket beklediği için değil, olası dış şoklara karşı önceden pozisyon aldığı için adım atıyor. Likiditeyi sıkılaştırarak taşıma maliyetini artıran, gerekirse rezerv opsiyonunu masada tutan bu yaklaşım, klasik müdahaleden ziyade proaktif bir savunma stratejisi olarak öne çıkıyor.