
Dr. Artunç Kocabalkan | BS Ekonomi
7 Eylül 2026 – Pazartesi Sabahı Piyasa Notu
Bazen piyasayı anlamak için onlarca grafik açmaya gerek yok.
Bazen tek bir fiyat size bütün hikâyeyi anlatır.
Bugün benim baktığım fiyat:
Mazot.
Türkiye’de litre fiyatı 90 TL civarına gelmiş durumda.
İlk tepki doğal olarak:
“Mazot 90 lira olmuş, daha ne kadar pahalı olabilir?”
Ben ise tam tersini soruyorum:
Çünkü petrol piyasasında son birkaç haftadır yaşananlara baktığımda, Türkiye’de pompada gördüğümüz fiyatın hikâyenin sonunu değil, belki de henüz başlangıcını fiyatladığını düşünüyorum.
Ve buradan ikinci soruma geliyorum:
Bu iki soru aslında aynı sorudur.
Çünkü önümüzdeki dönemin piyasa zinciri bana göre şöyle çalışabilir:
HÜRMÜZ → PETROL → TANKER → NAVLUN → SİGORTA → RAFİNERİ → DİZEL → NAKLİYE → GIDA → ENFLASYON → FAİZ → TAHVİL → DOLAR → ALTIN → BORSA
Şimdi bu zinciri baştan okuyalım.
Sosyal medyada “Hürmüz tamamen kapandı”, “11 tanker kaybedildi”, “Ortadoğu petrolü artık çıkamıyor” gibi çok sert iddialar dolaşıyor.
Ben bunların tamamını teyit edilmiş bilgi gibi kullanmıyorum.
Ama zaten teyit edebildiğimiz rakamlar yeterince ürkütücü.
1 Eylül’de Suudi petrolü taşıyan iki VLCC tipi süper tanker Hürmüz Boğazı’nda dakikalar arayla saldırıya uğradı. (Reuters)
Ve hafta sonuna geldiğimizde iş daha da ciddileşti.
Kpler gemi takip verilerine göre cumartesi Hürmüz’den sadece beş emtia gemisi geçti. Pazar günü ise kayıtlı geçiş görülmedi.
Bir önceki hafta sonunda sayı:
31 gemiydi. (Gulf Times)
31’den 5’e.
Ardından sıfır.
Dolayısıyla teknik olarak hangi kelimeyi kullandığınız ikinci planda.
“Kapalı” deyin.
“Fiilen durmuş” deyin.
“Çok ciddi biçimde aksıyor” deyin.
Piyasa açısından önemli olan:
PETROLÜN AKIP AKMADIĞI.
Ve şu anda normal akmıyor.
Bugün gelen OPEC+ haberi bu nedenle çok önemli.
Reuters’a konuşan kaynaklara göre OPEC+’ın ekimde üretim politikasını değiştirmemesi ve dördüncü çeyrekte yeni üretim artışlarını durdurması bekleniyor.
OPEC+ ağustosta eylül için son bir üretim artışına gitmişti. Böylece 2023’ten beri geri çevrilen yaklaşık 1,65 milyon varil/günlük kesintinin önemli kısmı geri alınmış oldu.
Ama sorun artık yalnız üretim değil.
Ürettiğiniz petrolü müşteriye ulaştırabiliyor musunuz?
İran savaşı ve Hürmüz’deki aksama nedeniyle OPEC+ ülkeleri zaten hedeflerinin altında üretirken, Körfez’den çıkan petrolün lojistiği de giderek zorlaşıyor. (Reuters)
Bu bize çok önemli bir şey anlatıyor.
Petrol piyasasında artık:
SUPPLY ≠ DELIVERABLE SUPPLY
Üretilebilir petrol ile müşteriye ulaştırılabilir petrol aynı şey değil.
Bu ayrım önümüzdeki haftaların belki de en önemli enerji piyasası kavramı olacak.
Geçen ay piyasaların bence küçümsediği büyük başarı şuydu:
Alternatif petrol bulundu.
ABD’den geldi.
Hindistan üzerinden ürün geldi.
Çin tankerlerini yeniden yönlendirdi.
Suudi Arabistan Kızıldeniz rotasını kullandı.
UAE Fujairah üzerinden Hürmüz’ü bypass etmeye çalıştı.
Stoklar kullanıldı.
Tankerler yeniden yönlendirildi.
Ve dünya petrolsüz kalmadı.
Bu küçümsenecek bir şey değil.
Bulup getirebilmiş olmaları gerçekten başarı.
Ama bunun başka bir anlamı daha var.
Sistemdeki yedek kapasiteyi kullanıyoruz.
Ve yedek kapasite sonsuz değil.
Çin’in, Hindistan’ın, Japonya’nın, Güney Kore’nin ihtiyacını aynı anda alternatif rotalardan karşılamak giderek zorlaşıyor.
Asya’nın temmuz ham petrol ithalatı savaş sonrası en yüksek seviyeye toparlanmasına rağmen hâlâ savaş öncesinin yaklaşık %15 altında kalmıştı. (Reuters)
İşte benim asıl baktığım yer burası.
Petrol 95 dolar.
100 dolar olur.
110 dolar olur.
Belki yeniden düşer.
Ama ekonomiye geçişkenliği anlamak istiyorsanız sadece Brent grafiğine bakmak yeterli değil.
Benim baktığım ikinci grafik:
Çünkü rafinerinin bir varil petrolden ne kadar dizel üretebildiği ve bunu hangi marjla sattığı ekonomideki gerçek yakıt sıkışmasını çok daha iyi gösteriyor.
Şu anda Asya’da gasoil crack spread yeniden çok sert yükselmiş durumda. Dubai ham petrolü de yaklaşık 90 dolar bölgesine gelmiş durumda. (Quantum Commodity Intelligence)
Bu ayrım çok önemli.
Çünkü Türkiye ham petrol satın almıyor sadece.
Rafine ürün ekonomisi içerisinde yaşıyor.
Ve mazot ekonominin damarlarında dolaşıyor.
Çünkü pompada gördüğünüz fiyat yalnızca Brent değildir.
Kabaca:
Brent + ürün marjı + navlun + sigorta + kur + vergi + dağıtım
toplanır.
Şimdi bu kalemlerin kaç tanesinin aşağı gittiğine bakalım.
Petrol?
Yukarı.
Dizel marjı?
Yukarı.
Navlun?
Riskli.
Sigorta?
Riskli.
Hürmüz?
Riskli.
Dolar?
Güçleniyor.
TL?
Enerji ithalatçısı ülke para birimi.
Vergi?
Aşağı yönlü tampon olarak güvenebileceğimiz bir değişken değil.
O zaman 90 TL’ye bakıp:
“Çok pahalı.”
demek başka şey.
90 TL’nin gelecekteki fiyat zincirindeki yerini değerlendirmek başka şey.
Ben ikincisine bakıyorum.
Ve soruyorum:
90 TL nihai fiyat mı, yoksa henüz pompaya gelmemiş enerji enflasyonunun ilk taksiti mi?
Türkiye’de ağustos TÜFE:
Aylık %1,84.
Yıllık %31,51.
Yıllık oran bir önceki aya göre 0,24 puan geriledi.
İlk bakışta:
“Dezenflasyon devam ediyor.”
Doğru.
Ama detayına bakalım.
Ulaştırma fiyatları sadece bir ayda:
%4,82 arttı.
Aylık TÜFE’ye katkısı:
0,82 puan.
Konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar:
%2,26 arttı.
Enerji üretici fiyatları ise ağustosta:
%6,99 yükseldi. (Veriportal)
Daha önemlisi:
Enerji, gıda, içecek, tütün ve altını dışlayan C çekirdek TÜFE bile aylık:
%1,81.
Yıllık:
%30,07.
Hizmet enflasyonu:
%40,28. (Veriportal)
Şimdi benim sorum çok basit.
Enerji şokunun tamamı daha yeni sisteme giriyorsa…
Hizmet enflasyonu hâlâ %40’ın üzerindeyse…
Ulaştırma bir ayda %4,82 artıyorsa…
Ben “enflasyon kesin yükselecek” demiyorum.
Başka bir şey söylüyorum.
Dezenflasyon artık düz bir çizgi olmayabilir.
Bu çok farklı bir cümle.
Burada piyasanın yaptığı klasik hatayı yapmayalım.
Mazot fiyatı sadece otomobil kullanan insanın problemi değildir.
Kamyon mazot yakar.
Traktör mazot yakar.
Otobüs mazot yakar.
Soğuk zincir mazot yakar.
Liman operasyonu enerji kullanır.
Fabrika lojistiği yakıt kullanır.
Tarım ürünü tarladan hale, halden markete enerjiyle gelir.
Dolayısıyla zincir:
MAZOT ↑
NAKLİYE ↑
ÜRETİM MALİYETİ ↑
GIDA ↑
HİZMET ↑
ENFLASYON BEKLENTİSİ ↑
şeklinde ilerleyebilir.
Ve burada ikinci tur etkileri başlar.
İlk tur:
Benzin ve mazot.
İkinci tur:
Taşıma.
Üçüncü tur:
Ürün fiyatı.
Dördüncü tur:
Ücret talebi.
Beşinci tur:
Hizmet fiyatı.
Merkez bankalarının asıl korktuğu zaten birinci tur değil.
İkinci tur etkileridir.
Cuma günü gelen ABD istihdam verisi piyasanın bütün faiz hikâyesini yeniden değiştirdi.
Güçlü istihdam verisi sonrasında:
ABD iki yıllık tahvil faizi yaklaşık:
%4,37
seviyesine çıktı.
10 yıllık:
%4,78.
Fed funds vadeli işlemlerinde yıl sonuna kadar faiz artırımı ihtimali bugün itibarıyla yaklaşık:
%68
fiyatlanıyor. (Reuters)
Bir ay önce piyasa:
“Fed ne zaman indirecek?”
diye konuşuyordu.
Şimdi:
“Fed tekrar artırmak zorunda kalacak mı?”
diye konuşuyoruz.
İşte petrolün finansal piyasalara ulaştığı nokta burası.
Petrol yükselirse enflasyon beklentisi yükselir; enflasyon beklentisi yükselirse Fed daha şahin kalır; Fed daha şahin kalırsa tahvil faizi yükselir; tahvil faizi yükselirse bütün varlıkların iskonto oranı yükselir.
Ve yeniden benim son günlerde sorduğum soruya dönüyoruz:
S&P 500?
Cevap ver.
Nasdaq?
Cevap ver.
Bitcoin?
Cevap ver.
Gayrimenkul?
Cevap ver.
BIST?
Sen de cevap ver.
4 Eylül kapanışı:
Dow Jones: -%0,51
S&P 500: -%0,38
Nasdaq: -%0,29
Russell 2000: +%0,25
VIX:
14,53. (Investing.com Türkiye)
Burada dikkat çekici nokta VIX.
Henüz panik yok.
Yani piyasa:
“Felaket geliyor.”
demiyor.
Ama tahvil piyasası:
“Enflasyon meselesi kapanmadı.”
diyor.
Bence şu anda tahvil piyasasını hisse piyasasından daha dikkatli dinlemek gerekiyor.
Altın cuma günü:
4.477 dolar civarında.
Günlük kayıp yaklaşık:
%1,38.
Gümüş:
66,82 dolar.
Günlük kayıp:
%1,31. (Investing.com Türkiye)
Haftalık bazda altın yaklaşık %3 geriledi; bunda Fed faiz artırımı ihtimalinin yeniden fiyatlanması etkili oldu. (The Shillong Times)
Normalde:
Dolar ↑
Reel faiz ↑
Fed artırımı ihtimali ↑
10 yıllık ↑
Altın ↓
Bu matematik doğru.
Ama benim ilgilendiğim başka bir şey var.
Altın bütün bunlara rağmen hâlâ 4.500 dolar bölgesinde.
Ben bir varlığın gücünü bazen ne kadar yükseldiğinden değil:
Ne kadar kötü habere rağmen ne kadar az düştüğünden
ölçerim.
Bu yüzden altında ana görüşümü değiştirmiyorum.
Ama kısa vadede 10 yıllık faiz ve dolar yukarı giderse altının daha fazla düzeltme yapabileceğini de kabul ediyorum.
Dolar endeksi:
99,13
ve cuma günü yaklaşık:
%0,25 yukarıda. (Investing.com Türkiye)
Güçlü istihdam + petrol + Fed artırımı ihtimali birleştiğinde doların destek bulması şaşırtıcı değil.
Türkiye açısından bunun önemi iki kat.
Çünkü petrolü:
dolarla alıyoruz.
Yani aynı anda:
PETROL ↑ + DOLAR ↑
yaşarsak enerji faturasında çift yönlü baskı oluşuyor.
Bu yüzden Brent grafiğine TL açısından tek başına bakmak yanıltıcı.
Cuma kapanışına yakın Brent:
95,85 dolar. (Investing.com Türkiye)
Bugün piyasa yeniden 100 dolar sınırını tartışıyor. (The Economic Times)
Ama bence 100 doların kendisi psikolojik olarak fazla önemseniyor.
Brent:
98 dolar + yüksek diesel crack + yüksek navlun
olabilir.
Ve bunun ekonomiye etkisi:
105 dolarlık ama düşük rafineri marjlı bir Brent piyasasından daha kötü olabilir.
Yani tekrar söylüyorum:
BIST 100 cuma günü:
14.012,42
seviyesinde kapandı.
Günlük:
+%0,57.
Ama bir önceki cuma:
14.641,56.
Dolayısıyla haftalık kayıp yaklaşık:
Hafta içinde:
13.876
seviyesine kadar indik. (Investing.com Canada)
Cuma günü gelen tepki önemli.
Ama bir günlük +%0,57’lik yükseliş bize trendin tamamen düzeldiğini söylemiyor.
Investing teknik göstergelerinde RSI yaklaşık 47,6 ile nötr; MACD hâlâ “sat” sinyali verirken kısa vadeli bazı göstergeler toparlanmaya işaret ediyor. 50, 100 ve 200 günlük hareketli ortalamalar tarafında ise endeks hâlâ satış sinyali bölgesinde. (Investing.com Türkiye)
Dolayısıyla pazartesi için benim okuduğum seviye:
13.875–13.900 ilk kritik destek.
Aşağı kırılırsa satış yeniden hızlanabilir.
Yukarıda:
14.100–14.200 ilk toparlanma alanı.
Ama gerçek rahatlama için daha yukarıdaki hareketli ortalamaların geri alınması gerekiyor.
Enerji fiyatı şoku bütün BIST’i aynı şekilde etkilemez.
Burada sektör ayrımı önemli.
Negatif tarafta:
Havacılık
yakıt maliyeti nedeniyle dikkat.
Ulaştırma ve lojistik
maliyet baskısı nedeniyle dikkat.
Enerji yoğun sanayi
marj baskısı nedeniyle dikkat.
Petrokimya
ham madde + talep dengesine dikkat.
Perakende
lojistik ve gıda maliyetlerinin geçişkenliğine dikkat.
Diğer tarafta:
enerji üreticileri,
elektrik altyapısı,
ihracat geliri yüksek şirketler,
net nakdi güçlü şirketler
göreceli olarak daha dayanıklı olabilir.
Ama burada da klasik hatayı yapmayalım.
Petrol yükseliyor diye bütün enerji şirketleri alınmaz.
Bilançoya bakılır.
Borçluluğa bakılır.
Döviz pozisyonuna bakılır.
Enerji kaynağına bakılır.
Fiyatlama gücüne bakılır.
Piyasayı onlarca göstergeyle boğmaya gerek yok.
Ben yedi yere bakacağım:
1. Hürmüz gemi geçişleri
Gerçekten yeniden artıyor mu?
2. Brent
100 dolar psikolojik sınırı kırılıyor mu?
3. Diesel crack spread
Petrolden daha hızlı mı yükseliyor?
4. ABD 10 yıllık
%4,80 ve ardından %5.
5. Dolar endeksi
100 seviyesi yeniden alınacak mı?
6. Altın
4.400–4.500 bölgesi korunuyor mu?
7. BIST 100
13.875 mi kırılıyor, 14.200 mü geri alınıyor?
Bence önümüzdeki haftanın bütün hikâyesi bu yedi fiyatın içerisinde.
Ben petrol kesin 120 dolar olacak demiyorum.
Enflasyon kesin yeniden patlayacak da demiyorum.
Fed kesin faiz artıracak hiç demiyorum.
Ben başka bir şey söylüyorum:
Piyasa bu riskleri birkaç hafta önce olduğundan daha fazla fiyatlamak zorunda.
Ve yatırımcının görevi veriyi tahmin etmek değil.
Ben bunu sürekli söylüyorum:
Enflasyon verisini tahmin etmeyi bırakın.
Pozisyonunuzu tahmin edin.
Senaryoyu kurun.
Petrol ↓
Diesel crack ↓
Enflasyon korkusu ↓
10 yıllık ↓
Fed artırımı ihtimali ↓
Nasdaq ↑
BIST rahatlar
Altın kısa vadede baskı görebilir.
Petrol 90–100 dolar bandında.
Diesel yüksek.
Enflasyon beklentileri yapışkan.
Fed bekler.
10 yıllık yüksek kalır.
Hisse piyasalarında seçicilik artar.
Altın portföy sigortası olmaya devam eder.
Bence şu anda en olası ara senaryo bu.
İşte problem burada.
Petrol >100.
Diesel daha sert yukarı.
Navlun ↑
Sigorta ↑
Enflasyon beklentisi ↑
10 yıllık → %5.
Fed artırımı fiyatlaması ↑
Dolar ↑
Riskli varlıklar ↓
Altın ilk aşamada dolar/faiz nedeniyle oynak olabilir; ardından jeopolitik ve parasal sigorta talebi devreye girebilir.
Türkiye açısından:
kur + enerji + enflasyon
üçlüsü yeniden merkez sahneye gelir.
Mazot 90 TL.
Herkes şikâyetçi.
Haklı.
Ama yatırımcı olarak benim görevim bugünkü fiyatın pahalı olup olmadığına kızmak değil.
Yarının fiyatının neyi iskonto ettiğini anlamak.
Hürmüz’den hafta sonunda 31 yerine beş gemi geçmiş, ertesi gün kayıtlı geçiş sıfıra düşmüşse…
İki Suudi süper tankeri birkaç gün önce saldırıya uğramışsa…
OPEC+ üretimi artırsa bile petrolü dışarı çıkarmakta zorlanıyorsa…
Brent 96 dolara gelmişse…
Dizel marjları yeniden patlıyorsa…
Türkiye’de daha şimdiden ulaştırma fiyatları bir ayda %4,82 yükselmişse…
Enerji üretici fiyatları %6,99 artmışsa…
Hizmet enflasyonu hâlâ %40’ın üzerindeyse…
ABD 10 yıllık %4,78’e gelmişse…
Ve dünya yeniden Fed’in faiz indirimini değil artırımını konuşmaya başlamışsa…
Benim pazartesi sabahı soracağım soru belli:
Ve hemen arkasından ikinci soru:
Belki düşecek.
Umarım düşecek.
Ama piyasalarda para:
“Umarım” diyerek kazanılmıyor.
Senaryolar kurarak kazanılıyor.
Ve bugün benim ekranımda en önemli zincir:
HÜRMÜZ → DİZEL → ENFLASYON → FED → ABD 10 YILLIK → DOLAR → ALTIN → BIST.
Pazartesi sabahı piyasaya bakarken önce buradan başlayacağım.
Dr. Artunç Kocabalkan
BS Ekonomi
Bu çalışma genel nitelikte piyasa değerlendirmesidir ve yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.
Hürmüz trafik verisi: (Gulf Times) Türkiye enflasyon detayları: (Veriportal) ABD faiz/piyasa fiyatlaması: (Reuters)