
• AB karbon vergisiyle ticareti yeniden şekillendiriyor, Türkiye doğrudan etkileniyor
• Kripto, para transferleri, oyuncak güvenliği ve sürdürülebilirlik raporlaması sıkılaşıyor
• ABD, AB, Çin ve OECD kaynaklı düzenlemeler küresel ticarette yeni dönemi başlatıyor
1 Ocak 2026, küresel ekonomi ve ticaret sistemi açısından eşik tarih niteliği taşıyor. Avrupa Birliği, ABD, Çin ve OECD öncülüğünde yürürlüğe girecek yeni düzenlemeler; sanayiden finansal raporlamaya, kriptodan sınır ötesi para transferlerine kadar geniş bir alanı kapsıyor. Özellikle Türkiye gibi AB ile yoğun ticaret yapan ülkeler için bu tarih, yeni maliyetler ve uyum zorunlulukları anlamına geliyor.
AB, karbon yoğun sektörlerde ithalata yönelik Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nı (CBAM) 1 Ocak itibarıyla fiilen devreye alıyor. Demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre ve hidrojen gibi sektörlerde AB’ye ihraç edilen ürünler, karbon salımı üzerinden vergilendirilecek. Bu adım, karbon maliyetini AB sınırları dışına taşıyarak küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirmeyi amaçlıyor. Türkiye açısından bu düzenleme, özellikle sanayi ihracatında rekabet avantajı-kayıp dengesi açısından kritik bir döneme işaret ediyor.
Aynı tarihte AB’nin yeni oyuncak güvenliği yönetmeliği de yürürlüğe giriyor. Endokrin bozucular, PFAS olarak bilinen “sonsuz kimyasallar”, tehlikeli bisfenoller ve alerjenik kokular oyuncaklardan tamamen çıkarılacak. Tüm oyuncaklar için dijital ürün pasaportu zorunlu hale gelirken, izlenebilirlik ve gümrük kontrolleri sıkılaşacak. Şirketlere uyum için 2030’a kadar süre tanınsa da, AB pazarına erişim artık daha yüksek standartlara bağlanıyor.
Ticaret cephesinde AB, revize Pan-Avrupa-Akdeniz (PEM) menşe kurallarına geçiyor. Böylece yıllardır paralel uygulanan eski ve yeni kurallar dönemi sona eriyor. Menşe kümülasyonu sistemi güncellenirken, bölge ülkeleri arasında ham madde ve ara malı tedariki yeni standartlara bağlanıyor. Bu değişim, özellikle tekstil, otomotiv ve sanayi üretim zincirlerinde stratejik yeniden yapılanma gerektirecek.
Finansal düzenlemelerde de 2026 belirleyici olacak. AB’de sürdürülebilirlik raporlaması yükümlülüğü genişletiliyor. 250’den fazla çalışanı olan büyük şirketler için zorunlu sürdürülebilirlik raporları başlarken, borsada işlem gören KOBİ’ler de kapsama alınıyor. Aynı tarihte Bulgaristan euroya geçerek Euro Bölgesi’ni 21 üyeye çıkaracak.
Kripto varlık cephesinde OECD’nin geliştirdiği Kripto Varlık Raporlama Çerçevesi (CARF) yürürlüğe giriyor. İngiltere ve Hollanda başta olmak üzere çok sayıda ülke, kripto kullanıcılarının kimlik ve işlem bilgilerini vergi otoriteleriyle paylaşmaya başlayacak. Bu veriler ülkeler arasında otomatik olarak aktarılacak. Amaç, kriptoda şeffaflık sağlamak ve vergi kaçakçılığını sınırlamak.
ABD’de ise yeni vergi düzenlemeleri dikkat çekiyor. Uluslararası para transferlerinden belirli işlemler için yüzde 1 vergi alınacak. Nakit, çek ve para emirleri kapsama girerken; banka hesapları ve dijital cüzdanlar muaf tutulacak. Ayrıca büyük şirketlerin vergi matrahını aşındırmasını önlemeye yönelik BEAT vergisi yüzde 10,5 seviyesinde kalıcı hale getiriliyor. Bazı mobilya ve yapı ürünlerinde gümrük tarifeleri sert biçimde yükseltiliyor.
ABD ayrıca seyahat kısıtlamalarını genişletirken, enerji tarafında elektrikli araç ve konut enerji verimliliği teşviklerini tamamen sonlandırıyor. Bu adımlar, hem göç hem de yeşil dönüşüm politikalarında yön değişikliğine işaret ediyor.
Çin’de ise 1 Ocak 2026 itibarıyla yeni KDV Kanunu yürürlüğe giriyor. Vergilendirmede “üretim yeri” yerine “tüketim yeri” esas alınacak. Bu değişim, sınır aşırı ticarette vergi tahsilatını güçlendirmeyi hedefliyor. Aynı tarihte Siber Güvenlik Kanunu’nda yapılan değişiklikler de devreye giriyor. Yapay zeka destekli güvenlik altyapıları teşvik edilirken, veri güvenliği ve sınır ötesi veri transferlerinde uyum yükümlülükleri sıkılaştırılıyor.
1 Ocak 2026, yalnızca teknik düzenlemelerin yürürlüğe girdiği bir tarih değil; küresel ticaretin, finansın ve regülasyonun yeni kurallarla yeniden yazıldığı bir dönemin başlangıcı olarak öne çıkıyor. Türkiye dahil tüm ticaret ortakları için bu tarih, rekabet koşullarının kalıcı biçimde değiştiği bir eşik anlamına geliyor.