
Küresel piyasalar haftayı hisse senetlerinden çok tahvil piyasasındaki güçlü hareketle kapattı. ABD 10 yıllık devlet tahvili faizi %4,00 seviyesinin altını test ederek %3,99’a kadar geriledi. Aynı dönemde Almanya 10 yıllık tahvil faizi %2,69 seviyesine indi.
Bu hareket, yatırımcıların enflasyon anlatısından büyüme ve istihdam anlatısına geçiş yaptığını düşündürüyor.
ABD’de son veriler enflasyonun ivme kaybettiğini gösterirken, asıl kırılma işgücü piyasasında ortaya çıkıyor:
Bu tablo, para politikasında belirleyici değişkenin enflasyondan çok işgücü olabileceği bir döneme işaret ediyor. Piyasa 2026 içinde faiz indirimlerini fiyatlamaya başlamış durumda.
Getiri eğrisi (farklı vadelerdeki tahvil faizlerinin dağılımı) özellikle kısa ve orta vadede daha cazip görünüm sergiliyor. Bu, Merkez Bankası’nın gelecekte daha düşük politika faizine geçebileceği beklentisinin fiyatlandığını gösteriyor.
ABD ekonomisinde yapay zekâ yatırımları güçlü bir büyüme anlatısı yaratıyor. Ancak aynı anlatı, 12–18 aylık perspektifte istihdam üzerinde baskı yaratma riski de taşıyor. Eğer verimlilik artışı istihdam kaybına dönüşürse, büyüme-işsizlik dengesi para politikasını hızla gevşemeye zorlayabilir.
Jeopolitik riskler şu aşamada fiyatlamada ikincil konumda. Ancak Hürmüz Boğazı üzerinden petrol arzını etkileyebilecek bir gerilim:
yaratabilir.
Dolayısıyla mevcut tahvil rallisi büyüme yavaşlamasına dayanırken, enerji kaynaklı bir şok bu dengeyi tersine çevirebilir.
Küresel tahvil hareketi Türkiye’yi doğrudan etkiliyor. Ancak Türkiye’de hikâye yalnızca küresel faiz değil; yerel enflasyon, para politikası ve dış finansman ihtiyacı belirleyici.
26 Şubat 2026 itibarıyla:
Bu yapı ters eğriye işaret ediyor. Yani kısa vadeli faizler uzun vadeden yüksek.
Ters eğri genellikle iki anlama gelir:
Türkiye gibi yüksek enflasyon geçmişi olan bir ekonomide uzun vadeli faizin kısa vadeden düşük olması, piyasanın belirli bir dezenflasyon patikasını satın aldığını gösterir.
Merkez Bankası politika faizini %38’den %37’ye indirmiş durumda. Ancak Ocak 2026’da aylık enflasyon %4,84, yıllık enflasyon %30,65 seviyesinde gerçekleşti.
Bu tablo şunu gösteriyor:
Dolayısıyla piyasa “hızlı indirim” değil, kontrollü patika fiyatlıyor.
Merkez Bankası verilerine göre:
Bu iki veri birlikte okunmalıdır:
Yabancı yatırımcı için Türkiye tahvilinde karar dört değişkene bağlıdır:
Ocak 2026 verileri:
2025 yılı toplam cari açık yaklaşık 25 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
Cari açık, tahvil piyasası açısından kritik çünkü:
Ancak hizmetler dengesi (turizm ve taşımacılık) güçlü kaldığı sürece yılın ikinci yarısında cari açığın daralabileceği beklentisi uzun vadeli faizleri sınırlayabilir.
ABD’de tahvil piyasası büyüme yavaşlamasını fiyatlıyor.
Türkiye’de tahvil piyasası dezenflasyon patikasını test ediyor.
ABD’de soru şu:
İstihdam kırılacak mı?
Türkiye’de soru şu:
Dezenflasyon kalıcı olacak mı ve cari denge sürdürülebilir mi?
Her iki piyasada da ana sinyal getiri eğrisinden geliyor.
Faizlerin seviyesi değil, vadeler arası fark geleceğe dair beklentiyi anlatıyor.
Türkiye açısından yabancı yatırımcı henüz “tam risk alma” aşamasında değil; daha çok eğrinin belirli noktalarında pozisyon alıyor. Küresel faiz indirimi döngüsü netleşirse ve yerel enflasyon patikası tutarlı kalırsa, uzun vadeli tahvillerde yabancı ağırlığı artabilir.
Ancak dış ticaret açığı ve aylık enflasyon sürprizleri bu süreci kırılgan kılmaya devam ediyor.
Sonuç olarak:
ABD’de tahvil piyasası istihdamı konuşuyor.
Türkiye’de tahvil piyasası enflasyon ve dış dengeyi.
Ve her iki ülkede de asıl hikâye hisse senedinde değil, faiz eğrisinde yazılıyor.
