
Bir grup küresel varlık yöneticisi, birlikte 20 trilyon doların üzerinde sermayeyi yöneten fonların gelişen piyasa varlıklarına daha fazla yatırım yaptığını gösteren güçlü işaretler veriyor. Bu eğilim, gelişmiş piyasalardan çıkışın ve büyüme potansiyeli yüksek, daha yüksek getiri arayışındaki yatırımcı sermayesinin gelişen piyasalara kayışının somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Analistler sermaye akışını büyüme beklentisi ve risk iştahıyla ilişkilendiriyor
• Citi ve diğer büyük varlık yönetim şirketlerinin portföylerinde gelişen piyasa hisse senetleri, yerel para birimi tahvilleri, kredi ve döviz pozisyonlarının ağırlığı artıyor. Bu, MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi’nin güçlü performansına da yansıyor.
• Yatırımcılar, gelişmiş piyasalardaki belirsizlikler, faiz ortamı ve doların konumu gibi risk faktörlerini göz önünde bulundurarak sermaye dağılımını çeşitlendiriyor. Gelişen piyasalarda yüksek büyüme, genç nüfus ve dinamik iç talep potansiyeli, portföy yöneticileri için çekici bir görünüm sunuyor.
Gelişen piyasalarda sermaye artışı nasıl şekilleniyor?
• Bu sermaye akışı, hisse senedi ve borç piyasalarında daha fazla alıma dönüyor; fon yöneticileri gelişen ülke kredilerine, şirket tahvillerine ve altyapı yatırımlarına ilgiyi artırmış durumda. Bu durum, özel sermaye ve özel krediler gibi alternatif yatırım kanallarına da katkı sağlıyor.
• Örneğin küresel özel kredit yatırımları, gelişen piyasalarda yeni rekor seviyelere ulaşarak yatırımcı ilgisinin artırdığını gösteriyor. Enerji ve dijital altyapı gibi stratejik sektörler bu sermaye akışının önemli alıcıları arasında yer alıyor.
Bu eğilimin küresel ekonomi açısından önemi
• Gelişen piyasalara yönelen bu büyük sermaye akışı, uzun vadeli küresel büyüme dinamiklerini etkileyebilir. Yatırımcılar, nispeten yüksek borç getiri fırsatları, demografik avantajlar ve daha güçlü iç büyüme beklentileri nedeniyle sermaye dağılımlarını gözden geçiriyor.
• Bu akışlar, gelişmiş piyasalarda sıkılaşan finansal koşullar arasında risk dağılımını yeniden şekillendiriyor ve gelişen ekonomilerin küresel sermaye piyasalarındaki rollerini güçlendiriyor.
Citi ve benzeri büyük varlık yöneticilerinin bu stratejik kayışı, sermaye piyasalarında yeni bir denge arayışının göstergesi olarak okunuyor. Özellikle yüksek büyüme potansiyelli ve finansal ürün derinliği artan ülkeler, yatırımcıların küresel portföy tercihlerini şekillendiren önemli merkezler haline geliyor.
Bu sermaye trendi, gelişmiş piyasalardaki ekonomik yavaşlama riskleri ve faiz belirsizlikleri ile küresel yatırımcıların daha yüksek potansiyel getiri arayışı arasında bir tepki olarak ortaya çıkıyor. Gelişen piyasalarda sermaye girişlerinin sürmesi, bu ülkelerin finansman maliyetlerini düşürebilir ve büyüme döngüsünü destekleyebilir.
Bu geniş sermaye akışlarının yakın dönemde yatırım kararlarını ve küresel finansal dengeleri nasıl etkileyeceği, önümüzdeki aylarda izlenecek önemli bir trend olarak öne çıkıyor.
