0,00 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Siyaset - Dünya - Manşet

Küresel Düzenin Yeni Kavgası:”Barış Kurulu”nda Yeni Gelişmeler

Daha önce “Barış Kurulu’na katılmanın bedeli 1 milyar dolar” başlığıyla gündeme taşıdığımız yapı, şimdi BM’nin yerine geçme iddiasıyla daha geniş bir tartışmanın merkezinde Fransa, yapının “meşruiyet ...
Hülya Kocaer
Ocak 20, 2026
Paylaş

Daha önce “Barış Kurulu’na katılmanın bedeli 1 milyar dolar” başlığıyla gündeme taşıdığımız yapı, şimdi BM’nin yerine geçme iddiasıyla daha geniş bir tartışmanın merkezinde
Fransa, yapının “meşruiyet ve temsil” sorununu açık biçimde gündeme getirirken, Avrupa hattında gerilim tırmanıyor
Üç yıllık ücretsiz geçici üyelik ile 1 milyar dolarlık nakit katkı karşılığı daimi üyelik modeli, kurulun “barış” iddiasını finansal eşik üzerinden tartışmalı hale getiriyor

Daha önce “Barış Kurulu’na katılmanın bedeli 1 milyar dolar” yazımızda ilk kez gündeme taşıdığımız yeni oluşum, son gelişmelerle birlikte artık yalnızca bir “platform” değil; Birleşmiş Milletler’in yerine geçebilecek alternatif bir küresel yapı iddiası üzerinden konuşuluyor. Kurulun hedefini bu kadar büyütmesi, doğal olarak tartışmayı da sertleştirdi: Yetki kimde olacak, hangi krizlerde konuşacak, hangi ülkeler adına hareket edecek ve en kritik soru, bu yapı kime “meşruiyet” borçlu olacak?

Bu başlıkların en somut yansıması Avrupa hattında, özellikle Fransa üzerinden görülüyor. Paris, kurulun BM’ye alternatif olma iddiasını “kurumsal çoğulculuk” değil, doğrudan “temsil krizi” olarak okuyor. Fransız diplomasi çevrelerinde, böyle bir yapının uluslararası sistemi ikiye bölebileceği, karar alma süreçlerini daha da politize edebileceği ve özellikle güvenlik gündemlerinde yeni bir bloklaşma üretebileceği eleştirileri öne çıkıyor. Bu nedenle Fransa’nın, hem AB içinde hem de çok taraflı platformlarda konuyu daha sert bir dille gündeme taşıdığı belirtiliyor.

Kurulun üyelik modeli ise önceki haberimizin devamı niteliğindeki tartışmanın merkezinde kalmaya devam ediyor. Daimi üyelik için ülkelerden 1 milyar dolar tutarında nakit katkı istendiği ifade edilirken, üç yıllık geçici üyeliğin ücretsiz olması planlanıyor. Kağıt üzerinde “katılımı kolaylaştıran” bir geçiş modeli gibi sunulan bu yapı, pratikte iki katmanlı bir sistem yaratıyor: Bir yanda finansal katkı üzerinden ağırlık kazanan daimi üyeler, diğer yanda sınırlı süreli ve etkisi belirsiz geçici üyeler. Tam da bu yüzden, “barış” iddiasıyla yola çıkan bir kurumun fiilen “ödeme gücüne göre statü” üretmesi eleştiriliyor.

Kimlerin davet edildiği ve kimlerin mesafeli durduğu da tartışmayı büyüten başka bir başlık. Bazı ülkelerin daveti hızlı biçimde kabul ettiği, bazılarının ise süreci askıya aldığı konuşuluyor. İlk aşamada reddedilen bazı davetlerin daha sonra yeniden gündeme getirildiğine dair iddialar da, kurulun kriterlerinin şeffaflığına gölge düşürüyor. Türkiye açısından bakıldığında ise sürecin temkinli biçimde izlendiği, erken bir angajmandan kaçınıldığı ve diplomatik kanallar üzerinden nabız yoklandığı değerlendiriliyor.

Tartışmanın en hassas noktası ise kurulun çekirdek kadrosu. İddialara göre yapının kurucu ve yönlendirici isimleri arasında Trump’ın damadı Jared Kushner, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve eski İngiltere Başbakanı Tony Blair gibi figürler yer alıyor. Bu liste, kurulun “tarafsız arabuluculuk” iddiasını zayıflatan bir tablo olarak okunuyor; çünkü isimlerin siyasi bagajı, kurulun bağımsız bir barış mekanizması mı yoksa belirli güç merkezlerinin yeni bir diplomatik enstrümanı mı olacağı sorusunu güçlendiriyor.

Özetle, Barış Kurulu’na ilişkin son gelişmeler, önceki haberimizde işaret ettiğimiz “1 milyar dolarlık giriş bariyeri” tartışmasını daha büyük bir zemine taşıdı. Artık mesele sadece para değil: BM’nin yerine geçme iddiası, Fransa başta olmak üzere Avrupa hattında meşruiyet ve temsil krizini tetikliyor; üyelik modeli ise barış söylemiyle finansal hiyerarşiyi aynı cümlede buluşturduğu için eleştirilerin odağında kalıyor. Bu gidişat, kurulun kısa vadede “barış üretmek” yerine “küresel düzenin yeni kavgası” olarak tartışılacağına işaret ediyor.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2025 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction