
Ekonomik Sistemde Gerilim Artıyor
2025’in ilk çeyreği, küresel ekonomi için alarm zillerinin çaldığı bir dönem olarak kayıtlara geçti. Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) yayımladığı “Küresel Borç İzleme” raporuna göre, dünya genelindeki toplam borç 324,3 trilyon dolara ulaşarak tarihin en yüksek seviyesine çıktı.
Bu artış yalnızca büyüklüğüyle değil, hızla tırmanan eğilimiyle de dikkat çekiyor. Yılın ilk üç ayında küresel borç 7,5 trilyon dolar arttı. Bu, 2022’nin sonundan bu yana görülen 1,7 trilyon dolarlık çeyreklik ortalamanın dört katı. Üstelik ABD dolarındaki değer kaybı, dolar cinsinden borcun daha da şişmesine yol açtı.
Borç artışında en büyük pay üç devlete ait: Çin, Fransa ve Almanya.
Özellikle Çin, sadece bir çeyrekte borcunu 2 trilyon dolar artırarak kamu borcunu GSYH’sinin %93’üne taşıdı. 2019’da bu oran yalnızca %60’tı.
Buna karşın, Kanada, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye, borç seviyelerini azaltan az sayıdaki ülke arasında yer aldı.
Toplam: 324,3 trilyon dolar
Nominal borç rekor kırarken, borcun GSYH’ye oranı şaşırtıcı biçimde dördüncü çeyrekte geriledi. Küresel borç/GSYH oranı şu anda %325 seviyesinde. Ancak bu düşüş, reel refah artışından değil, fiyat artışlarıyla şişen nominal GSYH’den kaynaklanıyor.
Türkiye, borç göstergeleri açısından dünyadan pozitif ayrıştı. 2025’in ilk çeyreğinde borç/GSYH oranlarında tüm sektörlerde düşüş görüldü:
IIF, 2025’in geri kalanında yalnızca gelişmekte olan ülkelerin 7 trilyon dolarlık borç geri ödemesi yapması gerektiğini belirtiyor. Gelişmiş ülkelerle birlikte bu rakam 26 trilyon dolara yaklaşıyor. Artan faiz oranları, borç çevirme kabiliyetini tehdit ediyor.
ABD’de beklenen vergi indirimleri ve artan kamu harcamaları, faizleri yükseltebilir ve küresel finansal baskıyı artırabilir
Küresel ekonomi, rekor borç yüküyle ciddi bir stres testiyle karşı karşıya. Çin’in kamu borcundaki agresif artıştan, ABD’nin mali gevşeme planlarına; yüksek faiz ortamından gelişmekte olan ülkelerin dış borç krizine kadar zincirleme bir kırılganlık yaşanıyor.
324 trilyon dolarlık borç, yalnızca bir sayı değil; kırılgan büyümenin, eşitsizliğin ve potansiyel çöküşlerin habercisi. Dünya bir finansal tsunaminin kıyısında olabilir.