
Kore ekonomisi, çip ve robotik alanlarındaki güçlü performansla küresel yatırımcı ilgisini artırıyor; bu süreçte jeopolitik dengeler de Seul’in avantajına işliyor. Hem devlet hem firmalar düzeyinde teknoloji odaklı stratejiler, Çin–Japonya geriliminin yansıdığı Asya pazarında sermaye akışını Kore’ye kaydırıyor.
Güney Kore’nin teknoloji ihracatı ve üretim kapasitesi, küresel çip talebindeki ivmeyle büyüyor. Ülke, DRAM ve NAND bellek pazarında dünya liderliğini sürdürüyor; Samsung Electronics ve SK Hynix birlikte küresel bellek piyasasının önemli bir bölümünü elinde bulunduruyor. Bu sektör, Güney Kore’nin toplam ihracatını destekleyen en kritik kalemlerden biri olmaya devam ediyor.
Yarı iletkenlerin ötesinde robotik ve yapay zekâ yatırımları da piyasa dinamiklerini belirliyor. CES’te Hyundai Motor’un humanoid robot gösterimi, şirketin robotik stratejisini öne çıkarırken hisse performansını da yukarı taşıdı. Gösterimin ardından Hyundai hisselerinde yaklaşık yüzde 20’ye varan bir yükseliş görülürken, endeks bazlı listelerdeki artışın bugün itibarıyla yüzde 14’lere ulaştığı ifade ediliyor. Bu yükselişte, Hyundai’nin Nvidia ile olası bir ortaklığa gidebileceğine yönelik piyasa söylentileri de etkili oluyor.
Bu güçlü fiyatlamanın arkasında yalnızca tekil ürün tanıtımları değil, daha geniş ölçekli teknoloji iş birlikleri yer alıyor. Nvidia ile Güney Kore hükümeti ve önde gelen Koreli şirketler arasında yapay zekâ altyapısı ve yüksek performanslı hesaplama alanlarında yürütülen iş birlikleri, Samsung, SK Group ve Hyundai gibi grupların küresel rekabet gücünü artırıyor. Yapay zekâ ve robotik yatırımları, Kore sanayisinin klasik üretim modelinden ileri teknoloji odaklı bir yapıya geçişini hızlandırıyor.
Jeopolitik tablo ise bu ekonomik dönüşümü destekleyen bir arka plan oluşturuyor. Güney Kore liderinin Çin’e yaptığı ve dört gün süren ziyaret, iki ülke arasında teknoloji, ticaret ve sanayi alanlarında diyalog kanallarının açık tutulduğunu gösterdi. Çin ile Japonya arasındaki ilişkilerin Tayvan merkezli güvenlik tartışmaları nedeniyle ciddi biçimde gerilmesi, bölgesel dengelerde Kore’nin göreli konumunu güçlendiriyor.
Japonya ile Çin arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin bozulması, özellikle teknoloji ve sanayi tedarik zincirlerinde alternatif arayışlarını öne çıkarıyor. Bu ortamda Güney Kore, hem Çin ile ilişkilerini tamamen koparmadan sürdürebilmesi hem de Batı ile teknoloji entegrasyonunu koruyabilmesi sayesinde öne çıkıyor. Kore şirketleri için bu durum, pazar payı kazanımı ve yeni yatırım fırsatları anlamına geliyor.
Sonuç olarak, hafıza çiplerinden robotik sistemlere uzanan teknoloji atılımı, jeopolitik gerilimlerle birleştiğinde Güney Kore’yi Asya’da sermaye ve üretim açısından öne çıkan bir merkez haline getiriyor. Çin–Japonya hattındaki kırılmaların derinleşmesi, mevcut tabloyu daha da Kore lehine çevirebilecek bir zemin oluşturuyor.