
Çin, elektrik üretim kapasitesini ABD’nin yaklaşık 10 katı hızla artırıyor.
2024’te Çin’in yeni kapasite eklemesi 400 GW’ı aşarken, ABD’nin artışı 40 GW civarında kaldı.
Enerji yatırımlarındaki bu fark, yalnızca ekonomik büyüklüğü değil, küresel sanayi gücü ve enerji güvenliği denklemindeki ağırlığı da yeniden şekillendiriyor.
Jefferies’in verilerine göre Çin, son beş yılda küresel enerji üretim kapasitesi yarışında rakiplerine açık ara fark attı.
2020’den 2024’e kadar Çin’in yıllık eklediği üretim kapasitesi neredeyse her yıl ABD’nin 8 ila 10 katına ulaştı.
2020’de yaklaşık 180 GW yeni kapasite ekleyen Çin, 2024’te bu rakamı 400 GW’ın üzerine çıkardı.
ABD ise aynı dönemde her yıl 30–40 GW bandında kaldı.
Bu tablo, Çin’in yalnızca enerji talebinin büyüklüğünü değil, üretim altyapısındaki teknolojik ve endüstriyel dönüşüm hızını da ortaya koyuyor.
Enerji, Çin için uzun süredir yalnızca sanayi girdisi değil, jeopolitik nüfuzun aracı konumunda.
2024 itibarıyla Çin’in elektrik üretim kapasitesi 2.700 GW’a yaklaşırken, ABD’nin toplam kapasitesi 1.300 GW civarında.
Bu farkın ardında üç kritik dinamik var:
Amerikan enerji sisteminde yenileme ve kapasite artırımı, Çin’e kıyasla daha yavaş ve parçalı ilerliyor.
ABD’nin 2020–2024 döneminde net kapasite artışı toplamda yaklaşık 170 GW’ta kaldı.
Bu, Çin’in yalnızca bir yılda yaptığı ekleme kadar.
ABD’nin en büyük sorunu, altyapı izin süreçlerinin yavaşlığı ve yatırım maliyetlerinin artması.
Jefferies raporuna göre, bir rüzgâr santralinin devreye alınması Çin’de ortalama 18 ay, ABD’de ise 4 yılı buluyor.
Kapasite artışındaki bu fark, önümüzdeki on yılda küresel enerji fiyatlamasında da etkili olacak.
Çin, düşük üretim maliyetleri sayesinde elektrik yoğun sektörlerde — özellikle alüminyum, pil, solar panel ve veri merkezi üretiminde — ciddi rekabet avantajı elde ediyor.
Uzmanlara göre, 2030’a gelindiğinde Çin, yalnızca en büyük üretici değil, en büyük enerji ihracatçısı haline de gelebilir.
Bu da, “yeşil enerji üstünlüğü” kavramını ekonomik güçle doğrudan eşitleyen yeni bir dönemin işareti.
Bugün enerji kapasitesi, yalnızca sanayi değil, finansal güç göstergesi haline geldi.
Çin’in üretim kapasitesindeki artış, “elektriğin dolarlaşması” yerine “enerjinin Çinleşmesi” sürecini hızlandırıyor.
ABD ise teknoloji öncülüğünü korumaya çalışsa da, üretim ölçeğinde artık savunmada.
2025 sonrası küresel enerji denkleminde tablo net:
Kimin elinde daha fazla kilovat, o ülke ekonomide de daha fazla kontrol gücüne sahip olacak.