
İsrail, Leviathan sahasından Mısır’a 2040’a kadar uzanan dev bir doğalgaz ihracat anlaşması imzaladı
Mısır, Doğu Akdeniz’de gaz ticaretinin merkezine yerleşmeyi hedefliyor
Anlaşma, enerji ve ticaret koridorları açısından Türkiye’yi doğrudan ilgilendiriyor
İsrail ile Mısır arasında imzalanan ve yaklaşık 35 milyar dolar büyüklüğe ulaştığı belirtilen uzun vadeli doğalgaz anlaşması, Doğu Akdeniz enerji denkleminde yeni bir sayfa açtı. Anlaşma kapsamında İsrail’in Leviathan doğalgaz sahasından Mısır’a 2040 yılına kadar yaklaşık 130 milyar metreküp gaz sevk edilmesi öngörülüyor. Bu adım, İsrail tarihinin en büyük enerji ihracat anlaşması olarak kayda geçerken, Mısır’ın bölgesel enerji merkezine dönüşme stratejisinin de kritik bir ayağını oluşturuyor.
Mısır açısından bakıldığında anlaşma yalnızca tedarik güvenliği değil, aynı zamanda enerji ticareti ve ihracat kapasitesi anlamına geliyor. Mısır, İsrail’den aldığı gazı iç tüketimde kullanmanın yanı sıra, LNG terminalleri üzerinden Avrupa pazarına yeniden ihraç etmeyi hedefliyor. Böylece Kahire, Doğu Akdeniz gazının ana çıkış kapısı olma iddiasını güçlendiriyor.
İsrail cephesinde ise tablo net: Gazın doğrudan Avrupa’ya taşınmasını öngören pahalı ve siyasi açıdan riskli projeler yerine, mevcut altyapı üzerinden Mısır hattını kullanmak, daha düşük maliyetli ve daha hızlı bir ihracat modeli sunuyor. Bu tercih, İsrail’in enerji diplomasisini Yunanistan ve GKRY ekseninden kısmen Mısır merkezli bir ticaret hattına kaydırdığını gösteriyor.
Türkiye açısından etkiler
Bu anlaşma, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji ve ticaret koridoru rolünü dolaylı ama net biçimde etkiliyor. Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla Doğu Akdeniz gazı için Avrupa’ya en kısa ve ekonomik güzergâh olma avantajını uzun süredir vurguluyor. Ancak İsrail–Mısır hattının derinleşmesi, bu potansiyelin fiilen devre dışı bırakıldığı alternatif bir rota yaratıyor.
Enerji perspektifinde bu durum, Türkiye’nin bölgesel “enerji hub’ı” iddiasını zayıflatmaktan çok, rekabetçi bir koridorla karşı karşıya bırakan bir gelişme olarak okunuyor. Mısır’ın LNG kapasitesi sayesinde esnek ihracat imkânı sunması, boru hattı projelerine kıyasla kısa vadede daha cazip bir seçenek oluşturuyor. Bu da Doğu Akdeniz gazının Türkiye üzerinden taşınmasına yönelik siyasi ve ekonomik motivasyonu azaltıyor.
Ticaret ve jeopolitik boyutta ise anlaşma, Doğu Akdeniz’de Türkiye dışı bir enerji–ticaret ekseninin güçlendiğine işaret ediyor. İsrail–Mısır hattı, Yunanistan ve GKRY ile kurulan siyasi–askeri iş birlikleriyle birlikte düşünüldüğünde, Ankara’nın bölgesel enerji oyununda karşısına daha kurumsal ve koordineli bir blok çıkıyor.
İsrail–Mısır doğalgaz anlaşması yalnızca bir enerji ticareti hamlesi değil; Doğu Akdeniz’de koridorların yeniden çizildiği stratejik bir adım. Türkiye için bu tablo, dışlanma değil; ya yeni enerji diplomasisi ve ticaret hamleleriyle denkleme yeniden girme ya da rekabetçi koridorlarla yaşamayı kabullenme ikilemini daha görünür hale getiriyor. Önümüzdeki dönemde Ankara’nın enerji politikalarında atacağı adımlar, bu dengenin kalıcı mı yoksa geçici mi olacağını belirleyecek.