
• Hükümet, protestolar karşısında klasik refleksi devreye soktu: kamu kurumları tatil edildi
• Yönetim protestoları “İsrail bağlantılı” göstermeye çalışırken, devlet medyası eylemleri resmen tanıdı
• Pezeşkian ile protesto liderleri arasında henüz temas yok; diyalog çerçevesi belirsiz
İran’da hızla yayılan protestolar karşısında yönetim, daha önceki krizlerde de uyguladığı geçici tatil yöntemine yeniden başvurdu. Resmî açıklamalara göre Tahran’da ve bazı büyük şehirlerde kamu kurumları tatil edilirken, bu adımın “kamu düzenini koruma” gerekçesiyle atıldığı ifade edildi. Ancak piyasalar ve sokak bunu, protestoların ivmesini kırmaya yönelik klasik bir zaman kazanma hamlesi olarak okuyor.
Güvenlik ve siyasi söylem tarafında ise tanıdık bir çerçeve yeniden sahneye çıktı. İranlı yetkililer, protestoların “İsrail tarafından organize edildiği” iddiasını gündeme taşırken, Mossad’ın sosyal medya üzerinden eylemleri yönlendirdiği öne sürüldü. Bu söylem, geçmiş ayaklanmalarda da sıkça kullanılmış ve protestoların iç dinamiklerini gölgede bırakma amacı taşımıştı. Ancak bu kez dikkat çekici bir fark var: devlet medyası protestoları inkâr etmiyor.
Devlet televizyonu ve yarı resmî ajanslar, Salı günü yaptıkları yayınlarda protestoların varlığını açık biçimde kabul etti. “Halkın sesini duyuyoruz” vurgusu öne çıkarılırken, eylemlerin temelinde geçim sıkıntısı ve yaşam maliyetlerindeki sert artışın bulunduğu ifade edildi. Bu dil, önceki dönemlerde görülen sert güvenlikçi söylemden belirgin biçimde ayrışıyor ve yönetimin daha yumuşak bir ton benimsediğine işaret ediyor.
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkian cephesinde ise belirsizlik sürüyor. Pezeşkian, İçişleri Bakanı’na protestocuların “meşru taleplerini” dinleme talimatı verdiğini açıklamış olsa da, protestoların fiilî liderleriyle doğrudan bir görüşme henüz gerçekleşmiş değil. Dahası, olası bir temasın hangi başlıklar altında ve ne tür tavizler içereceği konusunda da net bir çerçeve bulunmuyor. Hükümet sözcülüğünün “diyalog mekanizması kurulacak” açıklaması, sahada somut bir adıma dönüşmüş değil.
Bu tablo, yönetimin iki yönlü bir strateji izlediğini düşündürüyor. Bir yandan protestoları dış müdahale söylemiyle sınırlamaya çalışırken, diğer yandan ekonomik baskının yarattığı toplumsal öfkeyi tamamen yok saymayan bir dil tercih ediliyor. Tatil kararıyla sokaktaki hareketlilik geçici olarak yavaşlatılmaya çalışılırken, diyalog mesajlarıyla tansiyonun kontrol altında tutulması hedefleniyor.
Ancak piyasa göstergeleri ve sosyal medyadaki tepkiler, bu yaklaşımın kalıcı bir çözüm sunmadığı yönünde. İran riali zayıf seyrini sürdürürken, yüksek enflasyon ve alım gücündeki erime protestoların temel motivasyonu olmaya devam ediyor. Pezeşkian’ın liderlerle doğrudan temas kurmaması ve somut ekonomik adımların gecikmesi, bu “yumuşak geçiş” stratejisinin ne kadar süre işleyeceği sorusunu açık bırakıyor.
Özetle İran, bir kez daha zaman kazanmaya dayalı klasik kriz yönetimi ile daha kapsayıcı bir siyasi diyalog arasında sıkışmış durumda. Tatiller geçici, söylemler yumuşak; ancak ekonomik gerçekler sertliğini koruyor. Bu denge ne kadar sürdürülebilir, önümüzdeki günler gösterecek.