
Her yıl New York’taki BM Genel Kurulu’nun son haftası, iş dünyasının liderlerinin ve arada bir siyasetçilerin çevreci kimliklerini öne çıkardığı “iklim haftası” ile aynı döneme denk geliyor. Her ikisi de bu hafta sonu sona erecek. Normalde birbirinden ayrı ilerleyen bu iki etkinlik, bu yıl aynı gündemde buluştu.
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, iklim değişikliğinin ulusal güvenlik açısından yarattığı tehdide ilişkin özel bir BM oturumuna başkanlık etti. Bu, dışişleri bakanlarının bir araya geldiği bu türdeki ilk toplantı oldu. Görüşmeler, İngiliz istihbarat servislerinin hazırladığı ancak henüz yayımlanmayan bir rapora dayanıyordu. Raporda, yükselen sıcaklıkların gıda ve su kıtlığını, kitlesel göçü ve siyasi istikrarsızlığı nasıl tetikleyebileceğine odaklanılıyor.
İngiltere’nin iklim politikasında rotasını değiştirmesi, iklim diplomasisinde daha geniş kapsamlı bir dönüşüme işaret ediyor. Kasım ayında Türkiye’de düzenlenecek BM İklim Zirvesi COP31’de de küresel ısınmanın giderek daha fazla bir güvenlik tehdidi olarak tanımlanmasını bekleyin. Özellikle dünyanın dört bir yanında hava koşullarını değiştiren iklim döngüsü El Niño’nun etkisini artırması, bu yaklaşımı güçlendirebilir.