
Küresel enerji fiyatlarındaki yükseliş ve enflasyon baskısı bankacılık sektörünün kısa vadeli marj toparlanmasını geciktiriyor. Ancak HSBC’ye göre bu durum sektörün orta vadeli kazanç hikâyesini bozmuş değil. HSBC Global Investment Research’ün bugün yayımladığı rapor, Türk bankalarına yönelik son satış dalgasının ardından değerlemelerin yeniden cazip seviyelere geldiğini ortaya koyuyor.

Raporda özellikle bankaların net faiz marjı (NIM) tarafında toparlanmanın beklenenden daha yavaş ilerlediği belirtiliyor. Enerji fiyatlarının yükselmesi ve enflasyon baskısı nedeniyle marj toparlanmasının 2026’nın ilk yarısından daha ileri bir tarihe sarkabileceği ifade ediliyor. Bu nedenle HSBC, bankaların 2026 yılı marj tahminlerinde aşağı yönlü revizyon yaptı.
Ancak rapora göre hikâye yalnızca marjdan ibaret değil. Bankaların ücret ve komisyon gelirlerindeki güçlü büyüme, marjlardaki baskının önemli bir kısmını telafi edebilir. HSBC analistleri, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde bankaların komisyon gelirlerinin bilanço kârlılığını destekleyen önemli bir unsur olmaya devam ettiğini vurguluyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer başlık ise değerleme tarafı. Son dönemde bankacılık hisselerinde yaşanan satışların ardından sektörün çarpanlarının belirgin şekilde gerilediği ifade ediliyor. HSBC’ye göre Türk bankaları 2026 tahminlerine göre yaklaşık 1.0x PD/DD seviyesinde işlem görüyor. Analistler, 2027 yılı için öngörülen %30’un üzerinde özsermaye kârlılığı dikkate alındığında risk-getiri dengesinin yeniden yatırımcı lehine döndüğünü düşünüyor.
Bu çerçevede HSBC bazı bankalara yönelik hedef fiyat ve tavsiyelerini güncelledi.
Akbank için hedef fiyat 92 TL’den 100 TL’ye yükseltilirken “Al” tavsiyesi korunuyor.
İş Bankası için hedef fiyat 18.5 TL’ye çıkarılırken yine “Al” tavsiyesi sürdürülüyor.
Garanti Bankası için hedef fiyat 160 TL seviyesinde korunurken tavsiye “Tut”tan “Al”a yükseltildi.
Yapı Kredi için de hedef fiyat 47 TL seviyesine revize edilirken tavsiye “Tut”tan “Al”a çıkarıldı.
HSBC’nin raporu, Türk bankacılık sektöründe kısa vadede marj baskısının sürebileceğini ancak orta vadede güçlü özsermaye kârlılığı ve düşük çarpanların yatırımcı açısından fırsat yaratabileceğini ortaya koyuyor. Piyasa açısından asıl soru ise şu: enerji fiyatlarının yeniden yükseldiği ve küresel belirsizliğin arttığı bir dönemde bankaların kârlılık hikâyesi ne kadar hızlı toparlanabilecek?