
• Goldman Sachs’ın Türkiye temaslarında dezenflasyon sürecinin beklenenden yavaş ilerlediği konusunda geniş bir görüş birliği oluştu.
• Yetkililer sıkı para politikasına ve kur istikrarına bağlılıklarını koruyor.
• Liranın bir miktar değerli olduğu kabul edilse de bunun şu an için politika sorunu olmadığı ifade ediliyor.
Goldman Sachs ekonomistleri 4–5 Mart tarihlerinde Türkiye’de gerçekleştirdikleri temasların ardından yayımladıkları notta, ekonomi yönetimi ve piyasa aktörleriyle yapılan görüşmelerin ana mesajını “sıkı para politikasında kararlılık” olarak özetledi. Ziyaret kapsamında politika yapıcılar, yerel bankalar, ekonomistler, şirketler ve uluslararası kuruluş temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirildi.
Notta, Türkiye’de enflasyonu düşürme sürecinin beklenenden daha yavaş ilerlediği yönünde hem politika yapıcılar hem de piyasa katılımcıları arasında geniş bir kabul olduğu belirtiliyor. Buna karşın yetkililer dezenflasyon programının yönü konusunda kendilerinden emin. Belirsizlik daha çok dezenflasyonun hızına ilişkin.
Ekonomi yönetimi kısa vadede faiz artışlarının reel ekonomi üzerindeki geçişkenliğinin sınırlı olduğunu kabul etse de, buna rağmen sıkı para politikası duruşunu ve döviz kuru istikrarını koruma konusunda kararlı görünüyor.
Goldman Sachs’ın temaslarında dikkat çeken bir diğer unsur ise Türkiye ekonomisinin geçen yıl gösterdiği büyüme performansı oldu. Piyasa katılımcılarının neredeyse tamamı, hem sıkı para politikası hem de mali sıkılaşmaya rağmen büyümenin beklenenden güçlü gerçekleşmesinin sürpriz olduğunu belirtti.
Bu dayanıklılığın arkasında ise hanehalkının finansal varlık birikiminden kaynaklanan servet etkisi gösteriliyor. Özellikle altın dahil olmak üzere finansal varlıkların değer kazanmasının tüketim talebini desteklediği ifade ediliyor. Bunun yanında mali sıkılaşmanın bileşiminin enflasyonla mücadele açısından ideal olmadığı ve büyümeyi aşağı çeken etkinin beklenenden daha zayıf kaldığı da değerlendiriliyor.
2026 için maliye politikasının genel olarak nötr bir çizgide kalması bekleniyor. Bu da enflasyonla mücadelede ana yükün büyük ölçüde para politikasına düşeceği anlamına geliyor.
Kur tarafında ise dikkat çekici bir değerlendirme yer alıyor. Goldman Sachs notuna göre Türk lirası bir miktar değerli görülüyor, ancak bu durum şu aşamada ekonomi yönetimi açısından temel bir politika sorunu olarak değerlendirilmiyor.
Yetkililer bunun yerine düşük marjlı sektörlerin kur baskısından etkilenmesini azaltacak alternatif araçları tercih ediyor. Aynı zamanda ekonominin daha yüksek katma değerli sektörlere geçişini destekleme stratejisi ön plana çıkıyor.
Şirketler cephesinde rekabet baskısının arttığı yönünde görüşler bulunuyor. Ancak Goldman Sachs’a göre bu baskının önemli bir kısmı kur seviyesinden ziyade ABD’nin gümrük tarifeleri sonrasında Çin ile Avrupa pazarlarında artan rekabetten kaynaklanıyor.
Döviz tarafında dikkat çeken bir diğer unsur ise dolarizasyon eğilimi. Son dönemde yaşanan piyasa dalgalanmalarına rağmen temel dolarizasyon baskısının 2024’ün ilk yarısına kıyasla oldukça sınırlı olduğu ifade ediliyor. Yerel bankalar bunu Türk lirasındaki gün içi volatilitenin azalmasına bağlıyor.
Tahvil piyasasında ise yatırımcıların uzun vadeye iştahı sınırlı. Bunun nedeni negatif taşıma maliyeti ve yaklaşan seçimlerin yarattığı belirsizlik. Buna rağmen Goldman Sachs, politika yapıcılarla yapılan görüşmelerin seçim öncesi para politikasında gevşeme ihtimalinin düşük olduğunu gösterdiğini belirtiyor.
Buna karşılık olası bir seçim öncesi destek politikasının para politikasından değil, maliye politikası üzerinden gelmesi daha olası görülüyor. Türkiye’nin mali alanı bulunduğu için böyle bir destek paketinin bütçe kanalıyla uygulanabileceği değerlendiriliyor.
Ancak ekonomi yönetiminin böyle bir adım atması durumunda bile enflasyonist etkileri sınırlayan ve kalıcı olmayan araçları tercih edeceği vurgulanıyor.
Goldman Sachs’a göre bu tablo, piyasada sıkça dile getirilen “seçimlerin dezenflasyon programını bozacağı” endişesinin abartılı olabileceğine işaret ediyor. Banka, seçimlerin enflasyonla mücadele programı açısından piyasa beklentilerinin düşündüğünden daha az belirleyici olabileceğini değerlendiriyor.