
Sermaye Piyasası Kurulu, tasfiye kapsamındaki yatırım fonları için daha önce üç ay olarak belirlediği süreyi altı aya çıkardı. Kararın gerekçesi, fonların portföy yapıları ve piyasa koşulları olarak açıklandı.
Yeni karar, yatırımcıların parasını altı ay boyunca kesinlikle alamayacağı anlamına gelmiyor. Ödemeler, fonlardaki varlıkların nakde çevrilmesine bağlı olarak altı aylık süre içinde parça parça yapılabilecek. Ancak hangi yatırımcıya ne zaman ve ne kadar ödeme yapılacağı henüz fon bazında açıklanmadı.
Yatırım fonlarında başlayan bu süreç, Bireysel Emeklilik Sistemi’ndeki katılımcıları da tedirgin etti. BES fonları doğrudan tasfiye kapsamına alınmadı. Buna karşılık borsadaki satış baskısı, ortak hisseler, faizler ve güven kaybı üzerinden bazı BES fonlarının getirileri etkilenebilir.
SPK’nin 17 Eylül 2026 tarihli ve 2026/61 sayılı ilk kararında tasfiye süresi en fazla üç ay olarak belirlenmişti.
Kurul, 20 Eylül 2026 tarihinde yayımladığı 2026/62 sayılı yeni bültenle bu süreyi değiştirdi. Kararda üç aylık sürenin, “tasfiye konusu fonların portföy yapıları ve piyasa gelişmeleri dikkate alınarak” altı aya çıkarıldığı açıkça belirtildi. (spk.gov.tr)
Sürenin iki katına çıkarılması, fon portföylerinde kısa sürede ve makul fiyatlarla satılması zor varlıklar bulunduğunu gösteriyor.
Fonlardaki hisselerin bir anda piyasaya verilmesi:
neden olabilirdi.
Altı aylık süre, görevli bankalara varlıkları piyasa derinliği ve likidite koşullarına göre zamana yayarak satma imkânı veriyor. Bu karar piyasa üzerindeki ani baskıyı azaltabilir. Ancak yatırımcı açısından daha uzun bekleme, paraya ulaşamama ve yüksek enflasyon karşısında alım gücü kaybı anlamına geliyor.
Altı ay, bütün yatırımcıların parasının altıncı ayın sonunda tek seferde ödeneceği anlamına gelmiyor. Bu süre, tasfiyenin tamamlanması için belirlenen üst sınır.
SPK kararına göre fon portföyündeki varlıklar, yatırımcı menfaati, piyasa derinliği ve likidite koşulları dikkate alınarak İş Bankası ve Ziraat Bankası tarafından nakde çevrilecek.
Elde edilen nakit, bankaların hazırlayacağı ödeme planına göre yatırımcıların bireysel saklama hesaplarına sahip oldukları pay oranında aktarılacak.
Bu yapı üç farklı ödeme ihtimali yaratıyor:
Altı aylık sürenin sonunda ödenecek tutar da bugünden kesin olarak bilinemiyor. Yatırımcının alacağı, fon varlıklarının hangi fiyatlardan satılabildiğine bağlı olacak.
Tasfiye sürecindeki en tartışmalı konulardan biri, 17 Eylül günü verilen fon satış emirleri.
Bazı yatırımcılar saat 13.30’dan önce ilettikleri satış emirlerinin geçerli olması gerektiğini, ancak emirlerin iptal edildiğini veya tamamlanmadığını belirtiyor. Bu konuda CİMER’e başvurular yapıldığı da ifade ediliyor.
SPK’nin 2026/61 sayılı kararında, ihbarlı fonlar için 17 Eylül 2026 günü saat 13.30’dan sonra iletilen iade taleplerinin tasfiye hükümlerine tabi olduğu belirtiliyor.
Kararda ayrıca, TEFAS üzerinden verilmiş ancak gerçekleşmemiş satış emirlerinin karşılığında oluşan tutarın fon hesabına borç kaydedileceği ve varlık satışlarından elde edilecek nakitle öncelikli olarak ödeneceği yazıyor.
Buna rağmen üç noktanın açıklığa kavuşturulması gerekiyor:
Yatırımcı açısından yalnızca emrin sisteme hangi saatte girildiği değil, emrin kabul edilip edilmediği, valör tarihi ve gerçekleşme durumu da belirleyici olacak.
Yatırım fonları mevduat hesabı değil. Bu nedenle fonda görünen son tutarın tamamının devlet veya banka tarafından ödeneceğine ilişkin sabit bir güvence bulunmuyor.
Yatırımcıya ulaşacak para şu hesapla ortaya çıkacak:
Satılabilen varlıklar ve tahsil edilen alacaklar
– Fonun borçları ve giderleri
= Yatırımcılara dağıtılabilecek net tutar
Fonun elinde mevduat, ters repo, devlet tahvili veya yüksek işlem hacmine sahip hisseler varsa nakde dönüşüm daha kolay olabilir.
İşlem hacmi düşük ve fiyatı hızla gerileyen hisselerde ise son açıklanan fon pay değeriyle gerçek satış değeri arasında fark oluşabilir. Bu fark yatırımcının alacağı tutarı azaltabilir.
Süre altı aya çıkarıldığı için görevli bankalar fiyatı daha fazla bozmadan satış yapmayı deneyebilecek. Fakat süre uzatımı, yatırımcının anaparasının veya son görünen fon değerinin aynen korunacağı anlamına gelmiyor.
SPK kararı; Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1 Capital, Pardus ve Bulls Portföy tarafından yönetilen çok sayıda yatırım fonunu kapsıyor.
İlk açıklamada 130 fon bulunurken, sonraki güncellemeyle listedeki fon sayısı 131’e çıktı.
Reuters’ın aktardığı verilere göre tasfiye kapsamındaki fonların toplam büyüklüğü yaklaşık 891 milyar liraya, yatırımcı sayısı ise 353 bine ulaşıyor. (reuters.com)
Süreci:
yürütecek.
Bankalar, fonların sahibi haline gelmiyor. Fon varlıklarının tespiti, saklama hesaplarının devri, borç ve alacak mutabakatı, varlıkların satılması ve oluşan nakdin yatırımcılara dağıtılması işlemlerini gerçekleştiriyor.
BES fonları ile TEFAS üzerinden alınıp satılan yatırım fonları aynı hukuki yapı değil.
SPK’nin tasfiye kararı, listede bulunan yatırım fonlarını kapsıyor. BES ve Otomatik Katılım Sistemi fonları toplu biçimde tasfiyeye alınmadı. BES katılımcılarının hesaplarının dondurulmasına yönelik bir karar da bulunmuyor.
Bu nedenle yatırım fonlarındaki tasfiye kararından, “BES birikimleri de tasfiye ediliyor” sonucu çıkarılamaz.
Ancak doğrudan tasfiye riski ile dolaylı piyasa etkisini birbirinden ayırmak gerekiyor.
BES fonları emeklilik şirketleri tarafından kuruluyor, portföy yönetim şirketleri tarafından yönetiliyor ve varlıkları Takasbank’ta saklanıyor.
Emeklilik Gözetim Merkezi ve SPK düzenlemelerine göre:
Portföy yönetim şirketi, BES fonundaki paranın sahibi değil; fonu sözleşme kapsamında yöneten kurumdur. Yönetici şirketin faaliyeti durdurulursa emeklilik şirketi başka bir portföy yöneticisiyle anlaşabilir.
Bu koruma, fon varlıklarının şirket borçları için kullanılmasını önler. Fakat fonun içindeki hisse, tahvil veya altının piyasa değerini garanti etmez.
Tasfiye kapsamına alınan yedi şirketten en az birinin emeklilik yatırım fonu yönettiği kamuya yapılan açıklamalarda görülüyor. Atlas Portföy, yaptığı açıklamada bir emeklilik yatırım fonunun portföy yönetimini gerçekleştirdiğini bildirdi. (aa.com.tr)
Ancak bir şirketin BES fonu yönetmesi, o BES fonunun otomatik olarak tasfiye edildiği anlamına gelmiyor. SPK kararı, adı açıklanan yatırım fonlarına yönelik.
Yine de emeklilik şirketlerinin ve düzenleyici kurumların şu bilgileri fon bazında açıklaması gerekiyor:
Tasfiye edilen yatırım fonları ellerindeki hisseleri satarken, bu hisseleri portföyünde bulunduran BES fonlarının birim pay değeri de düşebilir.
Burada BES fonunun malvarlığı kaybolmaz. Fonun içindeki hissenin piyasa fiyatı düşer.
En fazla etkilenebilecek gruplar:
BIST 30 ve yüksek işlem hacimli şirketlere ağırlık veren fonlar, likiditesi düşük hisselere yoğunlaşan fonlara göre daha dayanıklı olabilir. Ancak piyasa genelindeki satış dalgası büyürse büyük şirketler de etkilenebilir.
Tasfiye için verilen altı aylık süre bu riskin azaltılmasını amaçlıyor.
Fonlardaki bütün hisseler birkaç gün içinde satılsaydı, fiyatlar hızla gerileyebilir ve aynı hisseleri taşıyan BES fonları ciddi değer kaybı yaşayabilirdi. Satışların altı aya yayılması, piyasanın alım gücü oluşmasına ve varlıkların daha düzenli biçimde elden çıkarılmasına imkân verebilir.
Bununla birlikte satışların ne zaman ve hangi hisselerde yapılacağı bilinmediği için, belirli şirketlerin üzerinde aylar boyunca satış baskısı oluşabilir.
BES katılımcıları paniğe kapılarak aynı anda hisse fonlarından para piyasası, altın veya borçlanma araçları fonlarına geçerse emeklilik fonları da ellerindeki hisseleri satmak zorunda kalabilir.
Bu durumda başlangıçta yatırım fonlarında ortaya çıkan likidite sorunu, BES fonlarının satışları üzerinden piyasanın daha geniş bölümüne yayılabilir.
Gönüllü BES ve Otomatik Katılım Sistemi katılımcıları, mevzuattaki sınırlar çerçevesinde fon dağılımlarını değiştirebiliyor. Otomatik katılımda fon dağılımı yılda en fazla 12 kez değiştirilebiliyor ve BEFAS fonları dahil en fazla 20 fon seçilebiliyor. (egm.org.tr)
Bu hak, katılımcıya riskini yönetme imkânı veriyor. Ancak herkesin aynı anda aynı yönde hareket etmesi piyasa baskısını artırabilir.
Güven kaybı yalnızca hisse piyasasıyla sınırlı kalmaz ve tahvil faizlerini yükseltirse, uzun vadeli devlet tahvili taşıyan BES fonlarının birim pay değeri geçici olarak düşebilir.
Faiz yükseldiğinde mevcut sabit faizli tahvillerin piyasa fiyatı geriler. Bu nedenle uzun vadeli borçlanma araçları fonları, kısa vadeli para piyasası fonlarına göre daha fazla dalgalanabilir.
Kısa vadeli kamu borçlanma araçları ve para piyasası ağırlıklı BES fonlarının etkilenmesi ise daha sınırlı kalabilir.
Piyasadaki güvensizlik TL’den kaçışı veya güvenli liman talebini artırırsa altın ve döviz bağlantılı BES fonları göreli olarak olumlu ayrışabilir.
Ancak her altın fonunun getirisi aynı olmaz. Fonun altını doğrudan mı, altına dayalı sermaye piyasası araçlarıyla mı takip ettiği; yönetim giderleri ve portföy bileşimi sonucu etkiler.
Devlet katkısı fonları da piyasa koşullarından bağımsız değil. Bu fonların önemli bölümü kamu borçlanma araçları ve mevzuatın izin verdiği diğer varlıklardan oluşuyor.
Piyasadaki gerilim tahvil faizlerini artırırsa devlet katkısı fonlarında kısa vadeli değer kaybı görülebilir. Ancak bu fonların yapısı, hisse senedi ağırlıklı BES fonlarına göre genellikle daha düşük dalgalanma taşır.
Fon krizi nedeniyle BES’ten tamamen çıkmak ile BES içindeki fon dağılımını değiştirmek aynı işlem değil.
Sistemden erken çıkış:
neden olabilir.
Katılımcının önce şu bilgileri kontrol etmesi gerekiyor:
Emekliliğine uzun süre bulunan bir katılımcı ile parasını yakın zamanda kullanacak bir katılımcının aynı fon dağılımını taşıması gerekmiyor.
Panikle bütün hisse fonlarından çıkmak, geçici değer kaybını kalıcı zarara çevirebilir. Buna karşılık likiditesi düşük hisselere yoğunlaşmış bir fonu hiç incelemeden taşımaya devam etmek de sağlıklı olmayabilir.
Fon krizinin hem yatırım fonu hem de BES katılımcıları açısından güven kaybına dönüşmemesi için aşağıdaki bilgilerin düzenli olarak yayımlanması gerekiyor:
SPK’nin tasfiye süresini üç aydan altı aya çıkarması, fon portföylerindeki varlıkların kısa sürede satılmasının yatırımcı zararını ve piyasa baskısını büyütebileceğinin kabul edildiğini gösteriyor.
Altı aylık süre piyasayı koruyabilir. Ancak yatırımcı için daha uzun belirsizlik ve alım gücü kaybı yaratıyor.
BES fonları doğrudan tasfiye kapsamında değil. Birikimler emeklilik şirketinin ve portföy yöneticisinin malvarlığından ayrı tutuluyor, Takasbank’ta katılımcı bazında izleniyor.
Fakat hukuki koruma, fiyat garantisi anlamına gelmiyor.
Fon krizinin BES’e geçiş yolu, BES hesaplarının tasfiye edilmesi değil; ortak hisselerdeki değer kaybı, tasfiye satışları, tahvil faizleri, toplu fon değişiklikleri ve güven kaybı olabilir.
Şimdi yanıtlanması gereken sorular açık:
Tasfiye kapsamındaki yatırımcıya ilk ödeme ne zaman yapılacak?
Saat 13.30’dan önce verilen emirler hangi değerden karşılanacak?
Altı aylık süreçte hangi varlıklar, hangi ödeme planıyla nakde çevrilecek?
BES fonlarıyla tasfiye kapsamındaki fonların ortak riskleri ne kadar?