
Küresel piyasaların gözünden kaçan kritik detay: ABD’nin Arjantin’e doğrudan peso alımıyla destek vermesi, klasik “finansal yardım” çerçevesinin ötesinde, yeni jeopolitik para mimarisinin ilk işaret fişeği olarak değerlendiriliyor.
Ekonomist Şant Manukyan, bu adımı “ABD’nin Latin Amerika’da Çin etkisini dengelemek için attığı stratejik bir hamle” olarak nitelendiriyor.
Manukyan, paylaşımında şu çarpıcı analizi yaptı:
“Arjantin bugün yalnızca finansal değil, sistemik bir ülke haline geldi. Milei yönetiminin BRICS’ten çekilmesi, ABD’nin Çin’le süregelen ‘Liberation Day’ sonrası küresel cepheleşmesinde kritik bir dönemeçtir.”
Gerçekten de tablo, klasik dolar hikâyesinden çok öte. Çin, bir yandan Neuquen’deki uzay dinleme istasyonu ve Ushuaia deniz üssü ile Güney Yarımküre’de kalıcı nüfuz tesis ederken; ABD aynı bölgede finansal egemenlik swaplarıyla karşılık veriyor. Bu, 1980’lerin askeri vekalet savaşlarının yerini alan “finansal vekalet diplomasisi”nin tipik örneği.
Manukyan’a göre Washington’un bu adımı sadece seçim öncesi “Milei’ye destek” değil, “Trump dönemi ekonomik realpolitiği”nin yeniden sahneye çıkışı.
ABD Hazine’si, IMF’nin yavaş hareket ettiği bir dönemde doğrudan devreye girerek “tek başına oyun kurucu” mesajı verdi.
Bunun arkasında ise Çin’in 31 Ekim öncesi başlattığı büyük teklif var:
Manukyan’ın ifadesiyle:
“Çin tüm tuşlara basıyor. Ya ABD’yi yatırım, soya ve barış havuçlarıyla hizaya getirecek, ya da ihracat yasaklarını sertleştirip ABD’nin AI temelli büyümesine darbe indirecek.”
ABD’nin olası yanıtı ise nadir elementlerde üretim üstünlüğü elde etmek.
Bugün dünya rezervlerinin değil, işleme kapasitesinin %95’i Çin kontrolünde.
Bu nedenle Washington’un stratejik planı, çevresel kaygıları bir kenara bırakıp üretimi askeri altyapılar üzerinden by-pass etmek.
Manukyan’ın yorumu keskin:
“Bugünün dünyasında üretimin efendisi Çin, finans sisteminin efendisi ABD. Kavga artık farklı bir mecrada: para değil, maden ve işlem gücü savaşı.”