0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Manşet

FED PİYASANIN ELİNDEN ŞEKERİ ALIYOR: FAİZ YUKARI, BORSALAR AŞAĞI MI?

Eylül ayına girerken asıl risk zayıf ekonomi değil; Fed’in zayıf veriye rağmen faiz artırabilecek kadar enflasyondan korkması olabilir. Jackson Hole sonrasında küresel piyasaların hikâyesi değişmeye b...
Artunç Kocabalkan
Ağustos 31, 2026
Paylaş

Eylül ayına girerken asıl risk zayıf ekonomi değil; Fed’in zayıf veriye rağmen faiz artırabilecek kadar enflasyondan korkması olabilir.

Jackson Hole sonrasında küresel piyasaların hikâyesi değişmeye başladı.

Fed Başkanı Kevin Warsh’ın mesajı, piyasanın birkaç hafta öncesine kadar satın aldığı “zayıf veri = güvercin Fed = düşük faiz = yüksek riskli varlıklar” denklemine ciddi bir darbe vurdu.

Eylül toplantısında faiz artırımı ihtimali Jackson Hole öncesindeki yaklaşık %35 seviyesinden %60 civarına çıktı. ABD 2 yıllık tahvil faizi cuma günü sert yükseldi; dolar güçlendi, altın ve Bitcoin baskı altında kaldı, hisse senetleri ise yükselen faiz beklentisini fiyatlamaya başladı.

Fakat hikâyenin daha ilginç tarafı şu:

ABD ekonomisinden gelecek zayıf veriler artık otomatik olarak piyasalar için iyi haber olmayabilir.

Çünkü Fed’in önceliği yeniden büyümeden enflasyona kayıyor.

BU HAFTANIN İKİ KRİTİK GÜNÜ: PERŞEMBE VE CUMA

Takvim son derece net.

3 Eylül Perşembe günü Fed Guvernörü Christopher Waller ekonomik görünüm üzerine konuşacak.

4 Eylül Cuma günü ise Ağustos ayı ABD istihdam raporu açıklanacak.

Waller özellikle önemli. Çünkü temmuz ayında ekonominin reel tarafının hâlâ dayanıklı olduğunu ancak enflasyon ve para politikasının bir “yol ayrımında” bulunduğunu söylemişti.

Warsh’ın Jackson Hole’da verdiği şahin mesajdan sonra Waller’ın hangi tarafa ağırlık vereceği piyasalar açısından kritik olacak.

Ardından NFP gelecek.

Normal şartlarda zayıf bir istihdam rakamı:

Faiz beklentisini düşürür → tahvil faizlerini aşağı çeker → teknoloji hisselerini destekler → altını rahatlatır.

Ama bu kez aynı mekanizma çalışmayabilir.

Çünkü Fed, istihdamdaki yavaşlamayı görmesine rağmen enflasyon riskinin yeterince düşmediğine karar verirse piyasa çok daha zor bir senaryoyla karşılaşır:

Büyüme yavaşlıyor ama Fed gevşeyemiyor.

Riskli varlıklar açısından tehlikeli kombinasyon tam olarak budur.

ÜSTELİK ABD İSTİHDAMININ GEÇMİŞİ DE AŞAĞI REVİZE EDİLDİ

Burada önemli bir veri var.

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu BLS, Mart 2026 için tarım dışı istihdam seviyesinin öncü yıllık benchmark revizyonunu 79 bin kişi aşağı çekti.

Özel sektör istihdamındaki revizyon ise çok daha büyük:

−178 bin.

Devlet istihdamında ise +99 bin yukarı revizyon var.

Dolayısıyla özel sektör açısından işgücü piyasası ilk açıklanan rakamlardan daha zayıf görünüyor.

Ancak önemli bir ayrıntıyı da belirtelim: Bu henüz nihai revizyon değil. BLS nihai benchmark revizyonunu Şubat 2027’de yayımlayacak.

Yani “ABD istihdam piyasası çöktü” demek için erken.

Fakat verinin verdiği mesaj açık:

Özel sektör istihdamının gücü manşet rakamların gösterdiğinden daha zayıf olabilir.

İŞTE PİYASANIN YENİ PARADOKSU

Fed’in karşısında iki farklı Amerika var.

Bir tarafta:

İstihdam yavaşlıyor.

Temmuz ayında tarım dışı istihdam 23 bin kişi azaldı.

Mayıs ve haziran istihdam artışları toplam 103 bin kişi aşağı revize edildi.

Benchmark revizyonunda özel sektör istihdamından ayrıca 178 bin kişi silindi.

Diğer tarafta ise:

Enflasyon hâlâ Fed’in %2 hedefine rahat biçimde dönmüş değil.

Enerji fiyatları yeniden yükseliyor.

Brent petrol yeniden 90 doların üzerine çıktı.

Ortadoğu jeopolitiği enerji enflasyonunu yeniden Fed’in masasının üzerine koyuyor.

Warsh’ın problemi burada başlıyor.

Fed ekonominin yavaşladığını görüyor fakat enflasyonla mücadeleyi bitirdiğini ilan edemiyor.

Bu nedenle eylül toplantısı sıradan bir Fed toplantısı olmayabilir.

“FAİZ YUKARI – BORSALAR AŞAĞI” RİSKİ NEDEN BÜYÜYOR?

Piyasalar yıllardır aynı refleksle hareket ediyor:

Ekonomi kötüleşirse Fed gelir.

Faiz düşer.

Likidite artar.

Borsa yükselir.

Tahvil yükselir.

Kripto yükselir.

Altın yükselir.

Yani klasik Risk Parity dünyası.

Fakat enflasyon Fed’in hareket alanını kapatırsa bu sigorta çalışmayabilir.

Bu durumda tahvil ile hisse senedi aynı anda zarar görebilir.

Başka ifadeyle piyasa kısa süre içerisinde şunu keşfedebilir:

Fed put artık eskisi kadar ucuz değil.

Ve asıl mini fırtına burada başlayabilir.

Uzun vadeli faizler yüksek kalırken hisse senetlerinin değerlemeleri baskı altına girerse özellikle yüksek duration teknoloji hisseleri ve aşırı değerlenmiş büyüme şirketleri daha hassas hale gelir.

Bitcoin gibi likiditeye duyarlı varlıklar da aynı baskıyı hissedebilir.

Altın açısından ise hikâye biraz daha karmaşık.

İlk reaksiyonda daha yüksek reel faiz ve güçlü dolar altını aşağı çekebilir.

Nitekim Warsh’ın Jackson Hole konuşmasının ardından altın sert satış gördü.

Ancak ikinci aşamada yüksek faizlerin ABD borç sürdürülebilirliği ve finansal sistem üzerinde yaratacağı stres yeniden altının lehine çalışabilir.

Bu nedenle altın açısından benim izlediğim ayrım şu:

İlk raundu Fed kazanabilir. Uzun maçı kimin kazanacağı ise hâlâ belli değil.

İKİNCİ CEPHE AVRUPA: HERKES FRANSA’YA BAKARKEN İTALYA SESSİZCE RİSK ÜRETİYOR

Avrupa’da piyasanın gözü uzun süredir Fransa’nın bütçe ve siyasi problemlerinde.

Fakat İtalya’da çok ilginç bir değişim yaşanıyor.

Giorgia Meloni iktidarı yıllardır piyasaların beklediğinden çok daha mali disiplinli hareket etti.

Bunun sonucunda geçmişte Avrupa’nın klasik “risk-off” tahvili olan İtalyan BTP’leri yatırımcıların gözünde yeniden kabul gördü.

Fakat bu hikâyenin siyasi ayağı zayıflamaya başlayabilir.

VANNACCI FAKTÖRÜ

Eski general Roberto Vannacci’nin kurduğu Futuro Nazionale birkaç ay içerisinde marjinal bir hareket olmaktan çıktı.

Haziran ayında bazı anketlerde yaklaşık %6’ya ulaşmıştı.

Ağustos sonunda yayımlanan BiDiMedia araştırmasında ise:

Futuro Nazionale %8.

Forza Italia %7,3.

Lega %4,8.

Fratelli d’Italia ise %25,4 seviyesinde.

Yani Vannacci artık Meloni’nin sağında ihmal edilemeyecek büyüklükte siyasi bir rakip.

Bu önemli.

Çünkü Meloni’nin son yıllardaki siyasi başarısının temelinde sağındaki seçmeni kaybetmeden merkeze yaklaşabilmesi yatıyordu.

Vannacci bu denklemi bozabilir.

Meloni daha Avrupa yanlısı ve merkezde kalırsa sağından oy kaybedebilir.

Sağa dönerse Avrupa ve piyasalarla kurduğu dengeyi riske atabilir.

%42 NEDEN ÖNEMLİ?

İtalya Temsilciler Meclisi temmuz ayında yeni seçim sistemi tasarısını kabul etti.

Tasarıya göre bir parti veya koalisyon oyların en az %42’sini alırsa parlamentoda çoğunluk primi kazanıyor:

Temsilciler Meclisi’nde 70,

Senato’da 35 ek sandalye.

Ancak burada kritik bir hukuki not var:

Düzenleme henüz kesinleşmiş seçim sistemi değil; Senato onayı gerekiyor.

Dolayısıyla %42 eşiğini bugünden değişmez bir seçim kuralı gibi okumamak gerekiyor.

Fakat siyasi hesapların artık bu rakam etrafında dönmeye başlaması önemli.

Vannacci’nin yükselişi Meloni koalisyonunun bu eşiğe ulaşmasını zorlaştırabilir.

İTALYA’NIN ASIL PROBLEMİ SİYASET DEĞİL: BORÇ

Bütün bunlar güçlü büyüyen ve borcu düşük bir ekonomide yaşansaydı fazla önemli olmayabilirdi.

Ama İtalya öyle bir ülke değil.

Avrupa Komisyonu’nun son tahminleri:

2026 büyüme: %0,5

2026 bütçe açığı/GSYH: %2,9

2026 kamu borcu/GSYH: %138,5

2027 borç tahmini:

%139,2.

Üstelik yükselen enerji fiyatları İtalya açısından özellikle önemli.

Çünkü enerji ithalatçısı bir ekonomide petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş hem büyümeyi hem enflasyonu hem de bütçeyi aynı anda vurabilir.

İtalya’nın 2025’te verdiği yaklaşık %0,8’lik faiz dışı fazla olumlu.

Ama borç stokunun büyüklüğü nedeniyle faiz giderleri yükselmeye devam ediyor.

İşte piyasaların henüz tam fiyatlamadığı risk burada.

SUPERBONUS: İTALYA’NIN MALİYE POLİTİKASI HAFIZASI

İtalya’nın yakın geçmişinde piyasaları ürkütecek başka bir örnek de var.

Konut renovasyon programı Superbonus’un devlet üzerindeki toplam mali yükü Mayıs 2026 itibarıyla 131 milyar euroyu aşmış durumda.

Bu rakam İtalya’nın maliye politikasının popülist politikalarla ne kadar hızlı bozulabileceğini gösteriyor.

Dolayısıyla piyasaların korkusu yalnızca Meloni’nin iktidardan düşmesi değil.

Asıl soru şu:

Meloni mali disiplini koruyabilmek için ne kadar siyasi taviz vermek zorunda kalacak?

BÜYÜK RESİM

Önümüzde birbirinden bağımsız görünmesine rağmen aslında aynı yere bağlanan üç risk var.

ABD’de:

Enflasyon nedeniyle Fed yeniden faiz artırmak zorunda kalabilir.

Avrupa’da:

Enerji şoku ECB’nin gevşeme alanını daraltabilir.

İtalya’da:

Yüksek borç + düşük büyüme + yükselen enerji maliyetleri siyasi riskle birleşebilir.

Bu üçü aynı anda gerçekleşirse klasik “faiz düşer, bütün varlıklar yükselir” portföyü zorlanır.

Benim eylül ayına girerken dikkat ettiğim ana risk bu.

Piyasa şu anda hâlâ kontrollü bir Fed sıkılaşmasını fiyatlıyor.

Ama bir faiz artırımı fiyatlandığında piyasanın soracağı soru hemen değişecek:

Bir tane mi, yoksa devamı gelecek mi?

Eğer cevap “devamı gelebilir” olmaya başlarsa ABD 10 ve 30 yıllık tahvil faizleri üzerindeki baskı artabilir.

Ve o noktada denklem çok basit hale gelir:

Faizler yukarı.
Hisse değerlemeleri aşağı.
Dolar güçlü.
Bitcoin baskı altında.
Altın önce Fed’le, ardından ABD borç problemiyle mücadele ediyor.

Eylül ayının asıl hikâyesi bir NFP rakamının iyi veya kötü gelmesinden çok daha büyük olabilir.

Piyasanın yıllardır kullandığı “kötü veri = iyi piyasa” formülü bozuluyor olabilir.

Ve eğer gerçekten bozuluyorsa, önümüzdeki mini fırtınanın merkezinde ekonomik durgunluktan çok yeniden fiyatlanan faiz rejimi olacak.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction