
1970’lerin başında Arthur Burns’ün bir enflasyon sorunu vardı. Arka arkaya gelen arz şokları karşısında, “Ekonominin Papası” olarak anılan, pipo içen Fed Başkanı, sorumlu tuttuğu fiyatları “özel faktörler” gerekçesiyle adeta enflasyon hesabının dışına atıyordu. Arap petrol ambargosu ham petrol fiyatlarını mı yükseltiyordu? Enerji fiyatlarına bakmayın. Peru’daki hamsi avının çökmesi yem maliyetlerini mi artırıyordu? Gıdayı çıkarın. Enflasyon hâlâ yüksek görünüyorsa kullanılmış otomobiller, konut alımları ve mobil evler de hesaplamadan çıkarılıyordu. Hatta mücevher fiyatlarındaki artış bile, daha sonra genç bir Fed ekonomisti olan Stephen Roach’ın hatırladığı üzere, “altın çılgınlığına” bağlanıp göz ardı edilmişti. Burns, gerçek enflasyon oranını bulma uğruna kapsamı sürekli daraltıyordu. Enflasyon ise giderek daha kapsayıcı hale geliyordu.
Aradan yarım yüzyıl geçti ve Kevin Warsh aynı zorluğun peşine düştü. Fed’in yeni başkanı, enflasyonun altında yatan eğilimi saptamayı adeta bir misyon haline getirdi. “Temel” anlamındaki underlying kelimesi de kısa sürede en sevdiği sıfatlardan biri haline geldi. Ancak Warsh, gıda ve enerji fiyatlarını dışarıda bırakan ve enflasyonun nereye gittiğini ölçmekte geleneksel olarak kullanılan “çekirdek” göstergeleri, enflasyonun yönüne dair yalnızca “kabaca yapılmış bir tahmin” olarak görüyor. Bunun yerine en büyük fiyat hareketlerini dışarıda bırakan kırpılmış ortalamaları ve enflasyonun kaç farklı ürün kategorisine yayıldığını gösteren ölçümleri tercih ediyor. 16 Eylül’de fiyatların “çok fazla” ürün kategorisinde yüzde 3’ün üzerinde arttığından yakındı. Bu, Fed’in üç yıl aradan sonra ilk kez faiz artırmasının nedenlerinden biriydi. Warsh ayrıca daha temiz ve daha güncel ekonomik göstergeler bulmak üzere bir görev gücü kurdu. Peki Warsh, Burns’ün düştüğü tuzağa yakalanmadan enflasyonun temel eğilimini daha doğru saptayabilecek mi?
Temel enflasyon, kabaca, bugünkü enflasyonun yarın da devam etme ihtimali en yüksek olan kısmıdır. Piyasa ekonomisinde tek tek fiyatlar sürekli hareket eder. Kuraklık kahveyi pahalılaştırır; arz fazlası otomobilleri ucuzlatır. Ağustos ayında cep telefonu hizmetlerinin fiyatları, nedeni tam olarak anlaşılamayan bir şekilde yalnızca bir ayda yaklaşık yüzde 6 arttı. Bu tür kendine özgü hareketler manşet enflasyonu değiştirebilir ancak ekonomideki daha geniş eğilim hakkında fazla şey söylemeyebilir. Bu nedenle merkez bankacıları tek seferlik şokların etkisini görmezden gelmeye, bunun yerine genel fiyat düzeyindeki temel hareketi izlemeye çalışır.
1970’lerdeki arz şoklarının ardından basit bir yöntem benimsendi: oynak gıda ve enerji fiyatlarını hesaplamadan çıkarmak. Böylece Burns’ün kişisel tercihleri, enflasyonun nereye gittiği konusunda genellikle daha iyi fikir veren sabit bir kuralla değiştirilmiş oldu. Ancak bu oldukça kaba bir yöntem. Dallas Fed’den Jim Dolmas ve Evan Koenig’in ifadesiyle, “Gıda ve enerji kalemlerinin tamamı aynı ölçüde oynak olmadığı gibi, en oynak kalemlerin tamamı da yalnızca gıda ve enerjiden oluşmuyor.” Örneğin restoran fiyatları nispeten istikrarlı olmalarına rağmen hesaplamadan çıkarılırken, uçak biletleri ve otel odaları gibi daha oynak kalemler hesaplamada tutuluyor. Gerçekten de bu yöntem yalnızca “kabaca yapılmış bir tahmin”.
Ekonomistler uzun süredir daha iyi bir yöntem arıyor. 1994 tarihli bir çalışmada, o dönemde Cleveland Fed’de görev yapan Michael Bryan ile Brandeis Üniversitesi’nden Stephen Cecchetti, tek tek fiyatlardaki dengesiz hareketlerin ortak enflasyon eğilimini nasıl gizleyebileceğini gösteren bir model geliştirdi. Çözüm olarak fiyat değişimlerini sıralayıp ortadaki bölüme odaklandılar. Bunun bir yolu, ortalamayı hesaplamadan önce en uç fiyat hareketlerini kırpmak; diğeriyse doğrudan medyanı almak. Kullandıkları verilerde medyan, gelecekteki enflasyonu tahmin etmede hem manşet tüketici fiyat endeksinden (TÜFE) hem de gıda ve enerji hariç endeksten daha başarılıydı. Daha sonraki araştırmalar da genel olarak bu tür kırpılmış ölçümlerin kalıcı enflasyon hakkında daha temiz bir sinyal verebildiğini ortaya koydu.
Bu fikir uygulamaya da geçti. Cleveland Fed, medyan ve kırpılmış TÜFE göstergeleri yayımlıyor. The Economist’in enflasyon tahmin göstergesi ise aşırı fiyat hareketlerini tamamen silmek yerine ağırlıklarını azaltıyor. Ancak fiyat hareketlerinin yapısı değiştiğinde kırpma yöntemi kötü sonuç verebilir. Dallas Fed, kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksindeki değişimleri ölçen kırpılmış ortalama göstergesi yayımlıyor. On yıllar boyunca en büyük fiyat düşüşleri, en büyük artışlardan daha fazla olduğu için Dallas Fed fiyat değişimlerinin alt yüzde 24’ünü ve üst yüzde 31’ini hesaplamadan çıkarıyordu. Enflasyonun düşük olduğu dönemde bu mantıklıydı; daha fazla fiyat yükselmeye başladığında ise o kadar anlamlı değildi.
2021’de enflasyon hızla yükselirken Dallas Fed’in göstergesi gerçek fiyat artışlarının çok fazlasını hesaplamadan çıkarmaya başladı. Sorun bugün de tamamen ortadan kalkmış değil. Dallas Fed’de görev yapan araştırmacılar nisanda yayımladıkları çalışmada, kullandıkları göstergenin hâlâ enflasyonu olduğundan düşük gösteriyor olabileceği uyarısında bulundu. O zamandan bu yana dağılımın her iki ucundan daha dengeli biçimde kesinti yapan alternatif bir gösterge geliştirdiler. Bu gösterge 2021’deki enflasyon sıçramasını çok daha erken yakalayacaktı. Haziran itibarıyla bir yıllık dönemde temel enflasyonu yüzde 2,6 olarak ölçerken, çekirdek PCE enflasyonu yüzde 3,3 seviyesindeydi.
Ancak her kırpılmış gösterge, fiyatların geçmişte nasıl hareket ettiğine göre ayarlanıyor. Bu yapı değiştiğinde —yüksek enflasyon dönemlerinde sıkça olduğu gibi— gösterge, aslında yakalamaya çalıştığı enflasyonun bir bölümünü yanlışlıkla hesaplamadan çıkarma riski taşıyor.
Warsh, Fed’in bundan daha iyisini yapabileceğini düşünüyor. Çözümünün bir bölümü daha güncel ve daha ayrıntılı verilere dayanıyor. Harvard Üniversitesi’nden Alberto Cavallo ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Roberto Rigobon’ın öncülük ettiği Billion Prices Project, milyonlarca çevrimiçi fiyatı her gün toplayarak enflasyonu neredeyse gerçek zamanlı izledi. Fed Başkanı da resmi istatistikleri tamamlamak için benzer veri akışlarından yararlanmak istiyor.
Ancak daha fazla fiyat verisi, enflasyonun temel eğilimini mutlaka ortaya çıkarmıyor. Warsh bu eğilimi bulmak için yine ortadaki değere odaklanmayı tercih ediyor. Bu yılın başlarında bir milyar fiyatı bir araya getirdiğini ve asıl önemli olanın “500 milyonuncu fiyat”ın ne olduğuna bakmak olduğunu hayal etti.
Bu yaklaşım bir ilerleme olabilir. Ancak medyanın da kör noktası var. Fiyatların büyük bir bölümü hızla yükselse bile ortadaki fiyat fazla değişmeyebilir. 2021’de olan tam da buydu ve medyana dayalı göstergeler temel enflasyon eğilimini olduğundan düşük gösterdi.
Bu deneyim önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Hiçbir kural temel enflasyonu kusursuz biçimde ölçemez. Bunun üzerine, hangi fiyatların göz ardı edilmesi gerektiğine karar vererek açığı kapatma isteği doğuyor. Ekonominin Papası Burns’ün yaptığı temel hata da buydu.
Warsh’ın yapması gereken ise daha farklı: kusursuz bir enflasyon ölçüsü aramak yerine, kusurlu da olsa tutarlı bir kurala güvenmek.