
Son piyasa açılışında ABD 10 yıllık tahvil faizi %4.12 seviyesine yükselirken hisse senetleri kırmızı bölgede işlem gördü. Bu seviye sadece birkaç gün önce görülen %3.93 seviyesinden oldukça yukarıda. Faizlerdeki bu hızlı geri dönüş, piyasada son dönemde oluşan “faiz düşüşü anlatısının” ne kadar kırılgan olduğunu yeniden hatırlatıyor.
Bir süre önce birçok yatırımcı, ABD ekonomisinde yavaşlama beklentisiyle tahvil faizlerinin düşeceği ve doların zayıflayacağı yönünde pozisyon almıştı. Ancak güçlü gelen makro veriler ve jeopolitik gelişmeler bu pozisyonların hızla çözülmesine yol açtı. Son günlerde yaşanan hareketler aslında bir tür pozisyon kapatma dalgası olarak okunabilir.
Jeopolitik cephede ise ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının kısa süreli olmayabileceğine dair sinyaller geliyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Pentagon’dan en az 100 gün sürebilecek operasyonlar için ek istihbarat desteği talep ettiği yönündeki bilgiler, bölgedeki gerilimin hızla sona ermeyeceğine işaret ediyor.
Bununla birlikte piyasa davranışı oldukça dikkat çekici. Finansal piyasalar şu ana kadar bu gelişmeleri büyük ölçüde görmezden geliyor. Bunun temel nedeni ise oldukça basit: petrol fiyatı henüz şok yaratacak bir yükseliş göstermedi.
Piyasalar için Orta Doğu geriliminin en önemli iletim kanalı enerji fiyatlarıdır. Petrol fiyatında sert bir yükseliş olmadığı sürece yatırımcılar jeopolitik riskleri geçici bir gürültü olarak değerlendirme eğiliminde olur. Ancak petrol piyasasında yaşanacak olası bir sıçrama, enflasyon beklentilerini yeniden yukarı çekebilir ve merkez bankalarının politika alanını daraltabilir.
Kısa vadede yatırımcıların radarında olan en kritik veri ise ABD tarım dışı istihdam (Non-Farm Payrolls – NFP) verisi. Bu veri, ABD ekonomisinin gerçek zamanlı gücünü ölçen en önemli göstergelerden biri olarak kabul edilir.
Son dönemde açıklanan ADP özel sektör istihdam verisi ve hizmet sektörü aktivite verileri oldukça güçlü geldi. Eğer NFP de benzer şekilde güçlü açıklanırsa şu sonuçlar ortaya çıkabilir:
Bu tablo birçok yatırımcıya 2022 yılındaki piyasa koşullarını hatırlatıyor. O dönemde güçlü istihdam verileri ve yüksek enflasyon birleşerek faizlerin hızla yükselmesine ve küresel finansal varlıklarda sert dalgalanmalara yol açmıştı.
Jeopolitik cephede ise daha uzun vadeli sorular gündeme geliyor. ABD yönetiminin bir noktada “görev tamamlandı” mesajı vermesi ihtimal dahilinde. Ancak askeri operasyonların sona ermesi, bölgedeki siyasi dengelerin hemen istikrara kavuşacağı anlamına gelmeyebilir.
İran’ın iç siyasi yapısı, İsrail’in güvenlik stratejisi ve Türkiye dahil bölgesel aktörlerin atacağı adımlar yeni bir güç dengesi oluşturabilir. Bu süreçte İran’da liderlik tartışmalarının gündeme gelmesi veya iç siyasi gerilimlerin artması ihtimali de yatırımcıların dikkatle izlediği gelişmeler arasında yer alıyor.
Tüm bu karmaşık tabloya rağmen piyasa davranışı çoğu zaman oldukça basit bir mantığa dayanır. Yatırımcıların büyük bölümü şu soruya bakar:
Enerji fiyatları yükseliyor mu?
Eğer petrol fiyatları sıçramazsa piyasalar jeopolitik riskleri kısa süreli bir gürültü olarak değerlendirmeye devam edebilir. Ancak petrol fiyatlarında sert bir yükseliş görülmesi durumunda tablo hızla değişebilir:
Küresel piyasalarda şu anda üç temel değişken belirleyici durumda:
Bu üç unsurun nasıl şekilleneceği önümüzdeki haftalarda hem küresel piyasaların hem de gelişen ülke varlıklarının yönünü belirleyecek.
Jeopolitik gerginlikler manşetleri doldurmaya devam etse de finansal piyasalar için asıl soru hâlâ aynı:
Petrol fiyatı gerçekten yükselmeye başlayacak mı, yoksa bu kriz de finansal piyasalar tarafından bir süre sonra görmezden mi gelinecek?
