
Erdoğan, Trump’la yaptığı telefon görüşmesinde Gazze’de ABD ile eşgüdüm içinde hareket edileceğini açıkladı.
Washington’un gündeminde Gazze’nin savaş sonrası yeniden inşası ve uluslararası bir koordinasyon modeli var.
“Yeni Gazze” planlarında Filistinlilerin konumu belirsizliğini koruyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Gazze konusunda ABD ile eşgüdüm içinde hareket edileceğini açıkladı. Görüşmeye ilişkin bilgiler, Reuters tarafından da teyit edildi.
Ankara–Washington hattında kurulan bu yeni koordinasyon dili, Gazze’de savaş sonrası döneme dair planların hızlandığı bir aşamaya denk geliyor. Erdoğan’ın açıklamaları, Türkiye’nin Gazze’nin geleceğine ilişkin süreçlerde ABD ile birlikte hareket etmeye hazır olduğu mesajını verirken, Washington cephesinde ise mesele daha farklı bir çerçeveden ele alınıyor.
Trump’ın bir gün önce yaptığı “Ben özünde bir emlakçıyım. Her şey konumla ilgilidir” açıklaması, Gazze’ye bakışının güvenlikten çok yeniden inşa ve arazi odaklı bir perspektife kaydığına işaret ediyor. ABD yönetimi, Gazze’nin savaş sonrası yeniden yapılandırılması için uluslararası bir koordinasyon mekanizması oluşturmayı tartışıyor. Bu çerçevede gündeme gelen “yeniden inşa”, altyapı yatırımları ve yeni yerleşim düzeni başlıkları, siyasi olduğu kadar ekonomik bir proje olarak da okunuyor.
Ancak bu yaklaşım, temel bir soruyu beraberinde getiriyor: İnşa edilecek “yeni Gazze’de” kim yaşayacak? Milyonlarca Filistinli savaş nedeniyle yerinden edilmişken, planların merkezinde savaş mağdurlarının kalıcı dönüşü ve yaşam koşulları net biçimde tanımlanmış değil. Uluslararası girişimlerde güvenlik, finansman ve fiziksel yeniden yapılanma konuşulurken, Filistinlilerin siyasal hakları ve yerinde yaşam güvencesi arka planda kalıyor.
Gazze dosyası giderek insani bir krizden çok, jeopolitik ve ekonomik bir yeniden tasarım alanına dönüşüyor. Türkiye’nin ABD ile eşgüdüm mesajı, Ankara’yı bu sürecin dışında kalmaktan ziyade masanın içinde tutma hamlesi olarak okunabilir. Ancak masada konuşulanların, sahada yaşayanlar için ne anlama geleceği sorusu hâlâ yanıt bekliyor.
