
Türkiye, Avrupa ile güvenlik alanında daha yakın işbirliği talep ederken, kıta, ABD’nin küresel etkisinin azalmasıyla birlikte kendi savunma politikalarını güçlendirme yollarını arıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta Ankara’da düzenlenen bir iftar yemeğinde yabancı büyükelçilere hitap etti. Konuşmasında iki önemli talebi öne çıkardı:
Bu taleplerin yakın zamanda karşılanması düşük bir ihtimal olarak görülüyor. Ancak Erdoğan’ın bu çıkışı, Türkiye’nin küresel sahnede daha iddialı bir güç olarak konumlanma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
ABD’nin Avrupa’daki güvenlik taahhütlerini yeniden şekillendirdiği bu dönemde, Türkiye NATO içinde daha belirleyici bir aktör olarak öne çıkıyor. Avrupa ülkeleri, Donald Trump’ın yeniden seçilmesi ihtimaline karşı ABD’ye olan güvenlerini gözden geçirirken, NATO’nun güney kanadındaki Türkiye gibi müttefiklerle işbirliğini artırmaya çalışıyor.
Ankara, NATO’daki stratejik konumunu Avrupa ile daha yakın ekonomik ve siyasi bağlar kurmak için bir koz olarak kullanmak istiyor. Erdoğan’ın bu çıkışı, hem Türkiye’nin küresel politikadaki ağırlığını artırma girişimi hem de Batı ile pazarlık gücünü yükseltme hamlesi olarak yorumlanıyor.
