
Jeffrey Epstein dosyalarının kademeli biçimde kamuoyuna açılması, yalnızca bireysel suçlara değil; küresel elit ağların nasıl çalıştığına, nerede durduğuna ve nerede abartıldığına dair daha soğukkanlı bir tabloyu ortaya koyuyor. The Atlantic, Bloomberg, Financial Times ve The Sunday Times tarafından yayımlanan ayrı haberler, farklı coğrafyalardan ve farklı güç merkezlerinden Epstein temaslarını mercek altına alırken, ortak bir noktada kesişiyor: Belgeler ağır suçları doğruluyor, ancak her şeyi kapsayan tek merkezli bir “küresel şantaj imparatorluğu” anlatısını “şimdilik” teyit etmiyor.
The Atlantic, “Epstein hakkında herkesin varsaydıkları” başlığı altında yayımladığı analizde, dosyaların yarattığı etki ile belgelerin gerçekten kanıtladıkları arasındaki farkı özellikle vurguluyor. Dergiye göre, Epstein dosyalarının yayımlanmasının ardından çok sayıda ismin görevlerinden çekilmesi ya da kamuoyuna açıklama yapması dikkat çekici olsa da, bu durum otomatik olarak suç ortaklığı anlamına gelmiyor.
The Atlantic’in altını çizdiği temel nokta şu: Belgelerde yer alan yazışmaların önemli bir kısmı “uygunsuz, rahatsız edici ve etik dışı” davranışları ortaya koyuyor; ancak Epstein’ın çevresindeki herkesi sistematik biçimde reşit olmayanlara erişim sağlayan bir suç ağı içinde yönettiğini kanıtlayan doğrudan deliller bulunmuyor. Yayın, Epstein’ın ilk mahkûmiyetinin bizzat kendi suçlarına dayandığını; başkalarına yönelik suç ortaklığı iddialarının ise daha sonra ve sınırlı tanıklıklarla gündeme geldiğini hatırlatıyor.
Derginin özellikle üzerinde durduğu bir diğer husus, Epstein mağdurlarını temsil eden hukukçuların yaklaşımı. Avukatlara göre Epstein, başlıca faildi ve istismar büyük ölçüde onun kişisel amaçlarına hizmet ediyordu. Bu vurgu, kamuoyunda giderek yaygınlaşan “her temas = suç ortaklığı” denklemine mesafe koyuyor.
Bloomberg’in yayımladığı belgeler ise Epstein ağının coğrafi genişliğini gözler önüne seriyor. ABD Adalet Bakanlığı kaynaklı dokümanlara dayanan habere göre Epstein, Hindistan’ın önde gelen iş insanlarından Anil Ambani ile 2017–2019 arasında temas halindeydi. Yazışmalar dünya gündemi, iş konuşmaları ve sosyal sohbetleri kapsıyordu; yüz yüze görüşme planları yapıldığı görülüyordu.
Bloomberg’in dikkat çektiği ayrıntılardan biri, bu temasların federal savcıların Epstein’ı reşit olmayanların cinsel istismarıyla itham etmesinden aylar önce de sürmüş olması. Bu zamanlama, Epstein’ın 2008 sonrası dönemde dahi elit çevrelere erişimini koruduğunu gösteriyor. Belgeler, Epstein’ın Ambani ailesi hakkında yazılmış kitapları sipariş etmesi gibi ayrıntılarla, ilişkinin yüzeysel bir tanışıklığın ötesine geçtiğini ortaya koyuyor.
Bloomberg’in çerçevesi, burada bir suç isnadından ziyade erişim ve temas ağının büyüklüğüne işaret ediyor. Epstein’ın iş insanları, siyasetçiler ve akademisyenler arasında kurduğu ilişkilerin yalnızca ABD ve Avrupa ile sınırlı kalmadığı; Hindistan’a kadar uzandığı netleşiyor.
Financial Times, dosyaların en rahatsız edici bölümlerinden birine odaklanıyor. Gazetenin haberine göre, DP World’ün başkanı ve CEO’su Sultan Ahmed bin Sulayem, Epstein ile cinsel deneyimler ve kadınlar hakkında ayrıntılı e-postalar paylaştı. Belgeler, bu temasların Epstein’ın 2008’deki mahkûmiyetinden sonra da sürdüğünü gösteriyor.
FT’nin yayımladığı e-postalar, yaş, fiziksel özellikler ve buluşma detayları gibi bilgilerin Epstein’a aktarıldığını ortaya koyuyor. 2013–2015 arasında farklı ülkelerden kadınlara ilişkin değerlendirmelerin gönderildiği, 2017’de ise Epstein’ın Sulayem’e İtalya’daki eskort hizmetlerine ait bir bağlantı ilettiği görülüyor. Yazışmaların Epstein’ın 2019’daki ölümünden kısa süre öncesine kadar devam etmesi, dosyaların en çarpıcı unsurlarından biri.
Financial Times, bu temasları aktarırken açık bir suç isnadından kaçınıyor; ancak Epstein’la kurulan ilişkinin mahkûmiyet sonrası dönemde dahi normalleştirilmiş olmasına dikkat çekiyor. Bu, dosyaların yarattığı asıl rahatsız edici soruya işaret ediyor: Epstein’ın “bilinen biri” olduktan sonra bile elit çevrelerde dışlanmamış olması.
The Sunday Times, Epstein ağını tarihsel bir perspektifle ele alıyor. Gazeteye göre Epstein, 1980’lerden itibaren finans, siyaset ve akademi dünyasında kalıcı ilişkiler kurmayı başardı. Erken döneminde sahte diploma beyanları, usulsüz finansal işlemler ve dolandırıcılık faaliyetleriyle anılan Epstein, Steven Hoffenberg ile yürüttüğü büyük ölçekli mali dolandırıcılık sonrası Wall Street’te yeni bir pozisyon aldı.
Bear Stearns yılları, Epstein’ın temas ağını genişlettiği kritik dönem olarak öne çıkıyor. Ardından İngiltere ve ABD’de aristokrasi, sanayi ve finans çevreleriyle ilişkiler kurdu; Prens Andrew temasları, Rothschild ailesiyle bağlantılar ve Les Wexner ile yürütülen mali danışmanlık ilişkisi bu ağın merkezinde yer aldı. Mahkeme belgeleri, Epstein’ın bazı iş insanlarını genç kadınlarla tanıştırdığına dair iddiaları içeriyor; ancak bu iddiaların tamamı yargı önünde kesinleşmiş değil.
The Sunday Times’ın vurgusu, Epstein’ın nüfuzunu sürdürürken para, aracılık ve kişisel sırlar üzerinden bir denge kurduğu yönünde. Bu, klasik anlamda tek merkezli bir suç örgütünden ziyade, gri alanlarda dolaşan bir güç mimarisine işaret ediyor.
Dört yayının haberleri birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo net. Epstein, ağır ve tartışmasız suçlar işlemiş bir faildi. Etrafında çok sayıda güçlü isim vardı; bu isimlerin bir bölümü etik dışı, rahatsız edici ve açıklanması güç temaslar kurdu. Ancak mevcut belgeler, kamuoyunda dolaşan “herkesi kontrol eden küresel bir şantaj ağının” kesin ve bütüncül kanıtlarını sunmuyor.
Bu ayrım, dosyaların en kritik noktası. Belgeler, suçları ortaya koyuyor; fakat aynı zamanda suçla ilgisi olmayan kişilerin de komplo anlatılarının merkezine çekilmesine yol açabilecek bir bulanıklık yaratıyor. The Atlantic’in uyarısı tam burada önem kazanıyor: Dosyalar açıklık sağladıkça, yorumların kanıtı aşmaması gerekiyor.
Epstein dosyaları, elit ağların nasıl çalıştığını anlamak için güçlü bir pencere açıyor. Ancak bu pencere, her şeyi tek bir karanlık hikâyeye indirgeme lüksü sunmuyor. Belgelerin söylediği kadarını görmek, söylemediklerini ise temkinle değerlendirmek gerekiyor.
