
Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nde söz alan Çin Başbakanı Li Çiang, küresel ekonomide yükselen ticaret korumacılığına karşı net bir pozisyon alarak “serbest ticaretin ve açık dünya ekonomisinin korunması” çağrısı yaptı. Xinhua’nın aktardığı konuşmada Li, dünya ekonomisinin giderek artan tek taraflı adımlardan, ticaret kısıtlamalarından ve bloklaşan pazarlardan zarar gördüğünü söyledi. Mesajın hedefinde, son iki yılda özellikle ABD ve Avrupa’nın teknoloji ve tedarik zinciri alanında attığı korumacı adımlar bulunuyor.
Li Çiang, G20 ülkelerinin çok taraflılığı savunma konusunda “sorumluluk üstlenmesi gerektiğini” vurguladı. Dünya Ticaret Örgütü’nün merkezde olduğu çok taraflı ticaret sisteminin korunmasının, hem küresel güven hem de ekonomik büyüme için kritik olduğunu belirtti. Çin, son dönemde ABD’nin çip, yapay zekâ, yarı iletken ekipmanları ve batarya teknolojilerine yönelik ihracat yasaklarını uluslararası sisteme zarar veren “tek taraflı yaptırımlar” olarak tanımlıyor. Li’nin zirvedeki konuşması, Pekin’in bu politikalara karşı diplomatik tonunu sertleştirdiğini gösteriyor.
Konuşmada öne çıkan ikinci başlık ise uluslararası finans kuruluşlarının reformu oldu. Li, IMF, Dünya Bankası ve DTÖ’nün mevcut yapılarının “yeni ekonomik gerçekliğe yanıt vermekte zorlandığını” söyledi. Gelişmekte olan ülkelerin karar mekanizmalarında daha fazla ağırlığa sahip olması gerektiğini belirten Başbakan, daha adil, daha açık ve daha dengeli bir uluslararası ekonomik düzen çağrısında bulundu. Bu talep, Çin’in son yıllarda BRICS genişlemesi, Asya Altyapı Yatırım Bankası ve Kuşak-Yol girişimi üzerinden kurduğu yeni küresel ekonomik mimari arayışıyla da örtüşüyor.
Li’nin mesajı, dünya ekonomisinin 2025’te büyüme ivmesini kaybettiği, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği ve büyük güçler arasında ekonomik bloklaşmanın hızlandığı bir döneme denk geliyor. ABD’nin “dost ülkelerle tedarik zinciri kurma” stratejisi, AB’nin karbon vergileri ve kritik teknoloji düzenlemeleriyle birleştiğinde, küresel ticaret uzun süreli bir yeniden yapılanma sürecine girmiş durumda. Çin ise bu tabloyu kendi ihracat kapasitesi ve teknoloji yükselişi açısından önemli bir risk olarak görüyor ve G20 üzerinden “açık piyasa” mesajını yeniden öne çıkarmaya çalışıyor.
Johannesburg’taki zirvede verilen bu sinyal, Pekin’in küresel ekonomik düzenin geleceği konusunda diplomatik alanı genişletme arayışını yansıtıyor: daha fazla çok taraflılık, daha az jeopolitik bloklaşma ve ihracat kısıtlamalarına karşı daha agresif bir söylem.