0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
The Economist - Manşet

Çin Donanması ABD’yi geride bıraktı: Denizlerde güç dengesi değişiyor

“Adamızın yüzen kalesi” ifadesini 18. yüzyılda yaşamış İngiliz siyasetçi William Blackstone, Kraliyet Donanması’nı tanımlamak için kullanmıştı. Bugün dalgalara hükmeden ülke Britanya değil, Amerika. A...
Hülya Kocaer
Ağustos 9, 2026
Paylaş

“Adamızın yüzen kalesi” ifadesini 18. yüzyılda yaşamış İngiliz siyasetçi William Blackstone, Kraliyet Donanması’nı tanımlamak için kullanmıştı. Bugün dalgalara hükmeden ülke Britanya değil, Amerika. Ancak Çin kendi “yüzen kalesini” inşa ederken ABD’nin denizlerdeki üstünlüğü giderek daha fazla tehdit altında.

Çin’in, komşularının itirazlarına rağmen kendi karasuları olarak gördüğü bölgeleri kontrol etme ve küresel ölçekte güç projekte etme çabaları, hızla büyüyen bir donanmayı gerekli kıldı. ABD Savunma Bakanlığı’nın 2020’de yayımladığı bir rapora göre Çin donanması kısa sürede küçük bir kıyı savunma gücünden dünyanın en büyük donanmasına dönüştü. Çin’in savaş gemileri, uçak gemileri, mayın tarama gemileri ve yardımcı unsurlar dahil 350 “muharebe gücü” gemisi bulunuyordu. Bu sayı, 293 gemiye sahip ABD donanmasının önündeydi. Üstelik ABD’nin gemi sayısı 20 yılda neredeyse hiç artmamıştı.

Çin’in filosunu 2030’a kadar 435 gemiye çıkarma planı gerçekçi görünüyor. Buna karşılık Amerika’nın 2031’e kadar filosuna 58 gemi ekleme hedefi ve Başkan’ın geçen yıl önerdiği nükleer enerjiyle çalışan “Trump Sınıfı” savaş gemisinin inşa edilmesi oldukça gerçekdışı. Bunun nedeni, Çin’in Amerika’nın ciddi biçimde eksikliğini hissettiği bir avantaja sahip olması: Çin’in deniz gücü olarak yükselişinin arkasında devasa bir ticari gemi inşa sanayisi bulunuyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından dünyanın lider konumundaki Avrupa tersaneleri önce ucuz çelik ve iş gücünün yanı sıra yeni üretim yöntemlerinden yararlanan Japonya’nın, ardından Güney Kore’nin gerisinde kaldı. Son dönemde ise gemi inşa sektörüne Çin hâkim oldu. Çin’in küresel gemi inşa tonajındaki payı son 25 yılda yüzde 5’ten yüzde 50’nin üzerine çıktı. Buna karşılık Amerika’nın ticari gemi inşa sektörü neredeyse yok denecek kadar küçük. Bu durum, ABD donanmasının Çin’in hızına yetişmesini zorlaştırıyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Center for Strategic and International Studies’ten Matthew Funaiole, Çin’in ticari gemi inşa sektörünün donanmayla “iç içe geçmiş” olduğunu söylüyor. Askeri ve sivil faaliyetlerin bir arada yürütülmesi Çin tersanelerinin sürekli çalışmasını sağlıyor. Örneğin ticari siparişler yavaşladığında kuru havuzlar donanma projelerine ayrılabiliyor ve böylece yatırımların getirisi artırılıyor. Savaş gemileri konteyner gemilerinden çok daha karmaşık olsa da çelik yapılar, boru sistemleri, motorlar ve pervaneler gibi birçok ortak unsura sahip. Bain danışmanlık şirketinden Marzio Forlini’nin belirttiği gibi, gemilerin temel “platformunda” pek çok ortak özellik bulunuyor.

Bu nedenle Avrupa, kruvaziyer gemileri, buz kırıcılar ve açık deniz enerji sektöründe kullanılan destek gemileri gibi uzmanlık gerektiren gemilerde canlı bir ticari sektörü koruyor. Bunun sonucunda Avrupa’nın denizcilik sektörü yalnızca kendi donanmalarına gemi sağlamakla kalmıyor, dünyanın dört bir yanına ihracat da yapıyor. Bir başka danışmanlık şirketi Accenture’dan Michael Potter, sivil tersanelerin yalnızca üretim kapasitesi sağlamadığını belirtiyor. Silah sistemleri, radarlar ve diğer savunma ekipmanlarının gemilere entegre edilmesi için gereken kritik beceriler de bu tersanelerde geliştiriliyor. Ticari gemilerde kaynak yapmak, boru döşemek ve kablo çekmek gibi işler, iş gücünü karmaşık savaş gemilerinin inşasına da hazırlıyor.

Avrupa’nın en büyük gemi üreticisi Fincantieri’nin CEO’su Pierroberto Folgiero da iki sektörün birbirini güçlü biçimde tamamladığı görüşünde. Üretim becerileri, tersane kapasitesi ve ortak tedarik zincirlerine dikkat çekiyor. Folgiero, Fincantieri’nin uzmanlık alanı olan kruvaziyer gemilerinin son derece karmaşık olduğunu belirtiyor. Bu gemilerde 10 bin kişiyi ve 20 restoranı destekleyecek enerji santralleri ve su sistemleri gibi altyapılar bulunuyor. İtalyan yöneticiye göre hükümetler deniz kuvvetleri için gemi inşa etmek istiyorsa “sivil gemi inşa sektörünü geliştirmek ve korumak zorunda”.

Ancak Amerika’da bunu sağlamaya yönelik geçmişteki girişimler ters tepti. 1920’de yerli gemi inşa sektörünü desteklemek amacıyla çıkarılan Jones Yasası, bunun yerine sektörün ayağına bağlanan bir çıpa haline geldi. Yasa, ABD içindeki limanlar arasındaki taşımacılığın Amerikan yapımı gemilerle ve Amerikan mürettebatıyla gerçekleştirilmesini zorunlu kılıyor. Sonuç ise yetersiz rekabet ve hızla yükselen fiyatlar oldu. Amerika’da üretilen gemiler, benzer bir yabancı yapımı geminin maliyetinin kat kat üzerine çıkabiliyor.

ABD’de benzin fiyatlarını düşürmek amacıyla petrol taşımacılığında yabancı tankerlerin kullanılmasına izin vermek için geçici olarak askıya alınan Jones Yasası, Amerika’nın 2025’te küresel gemi tonajının yalnızca yüzde 0,03’ünü oluşturmasının başlıca nedenlerinden biri.

Amerika’nın ticari gemi inşasındaki zayıflığı donanması için de ağır bir maliyet yarattı. ABD tersaneleri gemileri zamanında ve bütçe dahilinde teslim etmekte zorlanıyor. Ülkenin en büyük askeri gemi üreticisi Huntington Ingalls Industries’in bir iştiraki tarafından inşa edilen iki uçak gemisinin Mart 2028’e kadar teslim edilmesi planlanıyordu. Ancak gemiler artık iki yıldan fazla gecikmiş durumda. Fırkateyn, denizaltı ve diğer savaş gemilerinin teslimini öngören programların beşte dördü takvimin gerisinde.

Siyasetçiler sorunun farkında. 2025’te önerilen iki partili Ships for America Act, sübvansiyonlar ve çeşitli diğer önlemler aracılığıyla ABD’nin sivil gemi filosunu 10 yıl içinde 250 gemi artırmayı hedefliyor. Hükümet şubat ayında ise gemi inşasına yapılacak yatırımlar için 20 milyar dolarlık bir fonun oluşturulmasını da içeren Denizcilik Eylem Planı’nı başlattı.

Washington ayrıca Güney Kore’den uzmanlık ve yatırım çekmek amacıyla yaratıcı bir biçimde “Make American Shipbuilding Great Again” adı verilen bir girişim de başlattı. Bu çabanın bazı sonuçları var. Geçen ay Güney Kore’nin en büyük üç gemi üreticisi, Amerika’daki tersaneleri modernize etmek veya yeni tersaneler kurmak amacıyla 15 ortak proje açıkladı. Hatta bazı Kongre üyeleri, ABD’nin tedarik kurallarının değiştirilerek Japonya ve Güney Kore gibi müttefik ülkelerin ABD donanması için gemi inşa etmesine izin verilmesini önerdi.

Ancak gözlemcilerin çoğu, bu sorunun kısa vadede çözülemeyeceği konusunda hemfikir. Hatta birçok kişi, Amerika’nın ticari gemi inşa sektörünün bir gün yeniden donanmasına ciddi ölçekte destek sağlayabileceğinden bile şüphe ediyor.

O gemi çoktan kaçmış olabilir.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction