
Fiba Portföy Genel Müdürü Hakan Avcı ile Dr. Artunç Kocabalkan’ın değerlendirmeleri, küresel piyasalarda oluşan mevcut iyimserliğin temellerinin zayıf olabileceğine işaret ediyor. Yayında, savaş sonrası oluşan “rahatlama rallisinin” arkasındaki dinamikler sorgulanırken, özellikle fiyatlama davranışlarının gerçeklikten kopma riski vurgulandı.
Piyasalarda son dönemde gözlenen yükselişin, ekonomik verilerden ziyade beklentilere dayalı olduğu görüşü öne çıkıyor. Katılımcılar, klasik finans teorilerinin işaret ettiği mekanizmaların çalışmadığı bir döneme girildiğini belirtiyor. Negatif haber akışına rağmen borsaların yükselmesi, piyasanın riskleri bilinçli şekilde görmezden geldiği ve “rahat kalmayı seçtiği” bir psikolojiye işaret ediyor.
ABD ekonomisine ilişkin tartışmalarda ise tablo daha karmaşık. Yüzeyde güçlü görünen büyüme verilerine rağmen, bu gücün sürdürülebilirliği sorgulanıyor. Özellikle yapay zekâ temasıyla desteklenen teknoloji hisselerinin piyasa geneline yayılmayan bir ralli yarattığı, bu nedenle yükselişin dar tabanlı olduğu ifade ediliyor. Fed’in faiz politikasına ilişkin beklentilerde de netlik yok; piyasaların henüz sıkılaşma riskini tam fiyatlamadığı görüşü öne çıkıyor.
Enerji ve lojistik maliyetlerinin yeniden yükseliş potansiyeli, enflasyon cephesinde önemli bir risk unsuru olarak değerlendiriliyor. Enflasyonun geçici değil, daha yapışkan bir karakter kazanabileceği vurgulanırken, bu durumun özellikle ABD borsalarında kar satışlarını tetikleyebileceği belirtiliyor.
Türkiye tarafında ise kur, rezervler ve enflasyon üçgeninde baskının sürdüğü ifade ediliyor. Borsa İstanbul’daki yükselişin kalıcı bir trend mi yoksa geçici bir hareket mi olduğu konusunda temkinli bir yaklaşım öne çıkıyor. Mevcut yükselişin, küresel likidite koşulları ve iç dinamiklerin birleşimiyle oluştuğu ancak kırılgan olduğu vurgulanıyor.
Portföy yönetimi açısından “nötr pozisyon” kavramı ön plana çıkıyor. Bu yaklaşım, risklerin arttığı dönemlerde agresif yön almaktan kaçınarak dengeli bir dağılımı ifade ediyor. 2026 yılı için önerilen portföy kompozisyonunda ise altın ve likit fonların öne çıktığı görülüyor. Artan belirsizlik ortamında, yüksek likiditeye sahip ve güvenli liman niteliği taşıyan varlıkların daha fazla tercih edilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Yayının genel çerçevesi, piyasalarda görülen mevcut iyimserliğin temkinle karşılanması gerektiğini ve yatırımcıların riskleri göz ardı eden fiyatlamalara karşı daha dengeli bir strateji benimsemesi gerektiğini ortaya koyuyor.