
Epstein dosyalarında yer aldığı öne sürülen iddialar, Bitcoin’in yaratılış sürecindeki anonimlik vurgusunun bir finansal kılıf olabileceği tartışmalarını beraberinde getiriyor.
Satoshi Nakamoto ile doğrudan temas kurulduğu ve ağın ilk geliştirme ekibi üzerinde %60 oranında bir kontrol sağlandığı tezi, kripto paraların felsefi temellerini sarsan bir nitelik taşıyor.
“Buy The Children” ifadesinin kısaltması olduğu iddia edilen BTC’nin, anonim seks ticareti ve sınır ötesi yasa dışı transferler için tasarlanmış bir araç olduğu öne sürülüyor.
Kripto para piyasasının lokomotifi olan Bitcoin’in (BTC) kuruluş amacına ve yaratıcı kadrosuna dair ortaya atılan son iddialar, finans dünyasında şok etkisi yaratıyor. Epstein dosyalarından sızdığı belirtilen yeni veriler, ağın geliştirilme aşamasında pedofili elit kartelinin doğrudan nüfuz sahibi olduğunu gösteriyor. İddialara göre, Bitcoin’in sunduğu “anonimlik” ve “takip edilemezlik” özellikleri, bir özgürlük devrimi olarak değil; seks ticareti operasyonlarını finanse etmek, çocuk pornografisi trafiğini yönetmek ve tecavüz turizmi kârlarını iz bırakmadan aklamak için tasarlanmış bir operasyonel kılıf olarak kurgulandı. Dosyalarda yer alan notlarda, projenin arkasındaki gizemli isim Satoshi Nakamoto ile bizzat görüşüldüğü ve ağın çekirdek geliştirme ekibinin %60’ının bu odakların kontrolünde olduğu bilgisi, dijital varlıkların “bağımsızlık” vaadini ağır bir suç şebekesi gölgesi altına itiyor. İnsan tacirlerine ödenen rüşvetler ve mağdurların sınır ötesine taşınmasında bu finansal ağın kullanılması, sistemin aslında en başından itibaren küresel bir suç ekonomisini gizlemek üzere inşa edildiği tezini güçlendiriyor.
Bu tür iddialar, her ne kadar Bitcoin’in teknolojik altyapısını ve matematiksel güvenilirliğini doğrudan değiştirmese de, varlığın “etik” pozisyonunu ve kurumsal kabulünü ciddi şekilde zedeleyebilecek potansiyele sahip. Yatırımcılar için Bitcoin, şimdiye kadar geleneksel finans sistemine karşı bir “güvenli liman” ve “finansal özgürlük” sembolü olarak görüldü. Ancak, temelinde böylesine karanlık ve sistematik bir suç ağı olduğu iddia edilen bir varlığın, regülatörler nezdinde karşılaşacağı baskı çok daha sert olabilir. Özellikle kurumsal portföy yöneticileri için ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) kriterleri dikkate alındığında, bu tip bir tarihsel bağın doğrulanması, kripto para piyasasında büyük ölçekli bir sermaye çıkışını tetikleyebilir. Varlığın ismine atfedilen bu iğrenç anlamlandırma ve iddiaların yaygınlaşması, Bitcoin’in toplumsal meşruiyetini tartışmaya açacaktır.
