
BRICS ve uyumlu ülkeler, küresel altın üretiminin ve merkez bankası alımlarının yaklaşık yarısını kontrol eder hale geldi
Rusya ve Çin öncülüğünde yürüyen altın birikimi, dolar merkezli rezerv sistemine doğrudan bir alternatif yaratıyor
Altın destekli yeni ödeme ve fiyatlama altyapıları, küresel finans mimarisinde kalıcı bir kırılmaya işaret ediyor
Küresel finans sistemi sessiz ama derin bir dönüşümden geçiyor. BRICS ülkeleri ve onlarla uyumlu ekonomiler, dolar merkezli parasal düzenin dışına çıkmak için altını sistematik biçimde yeniden merkeze alıyor. Bu yönelim yalnızca bir rezerv çeşitlendirmesi değil; aynı zamanda küresel güç dağılımını, fiyatlama mekanizmalarını ve finansal egemenliği yeniden tanımlayan stratejik bir hamle niteliği taşıyor.
Son veriler, bu dönüşümün ölçeğini net biçimde ortaya koyuyor. Çin, Rusya, Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika’dan oluşan BRICS çekirdeği ile Kazakistan, İran ve Özbekistan gibi uyumlu ülkeler birlikte küresel altın üretiminin yaklaşık yüzde 50’sini kontrol ediyor. Daha da çarpıcı olan ise, 2020–2024 döneminde merkez bankalarının gerçekleştirdiği altın alımlarının yarıdan fazlasının bu blok tarafından yapılmış olması. Finansal güç, giderek Batı merkezli kasalardan Asya ve Avrasya’ya kayıyor.
Bu sürecin arkasındaki ana motorlar Çin ve Rusya. Pekin 2024 yılında yaklaşık 380 ton altın üretirken, Moskova 340 tonluk katkı sağladı. Ancak asıl dikkat çekici olan üretimden ziyade birikim stratejisi. Dünya Altın Konseyi verilerine göre, merkez bankaları 2022’den 2024’e kadar her yıl 1.000 tonun üzerinde altın satın aldı. Bu, modern finans tarihinde kaydedilen en uzun kesintisiz merkez bankası alım dönemi olarak öne çıkıyor. Bu tablo, para politikasında yalnızca taktiksel değil, yapısal bir yön değişimine işaret ediyor.
Rezerv Cephesinde Güç Yoğunlaşması
Bugün BRICS ülkelerinin toplam altın rezervi 6.000 tonun üzerinde. Rusya 2.336 tonla lider konumda bulunurken, Çin 2.298 tonla çok yakın bir ikinci sırada yer alıyor. Hindistan’ın rezervleri ise 880 ton seviyesinde. Bu büyüklük, yalnızca bilanço kalemi olarak değil, fiziksel piyasa üzerinde doğrudan etki yaratan bir güç unsuru anlamına geliyor.
Brezilya’nın Eylül 2025’te 16 tonluk altın alımı yapması da bu resmin önemli bir parçası. Bu adım, ülkenin 2021’den bu yana gerçekleştirdiği ilk alım olması açısından sembolik olduğu kadar stratejik. Brezilya Merkez Bankası’nın toplam rezervleri bu hamleyle 145,1 tona yükseldi. Bu eğilim, Latin Amerika’dan Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada hızlanan altın merkezli rezerv politikasının parçası olarak okunuyor.
Piyasa aktörleri bu stratejiyi yakından izliyor. Küresel madencilik ve emtia piyasalarının yakından tanıdığı isimlerden Frank Giustra’nın şu sözleri, bu zihniyet değişimini özetliyor: “Sert para çağındayız. Kâğıt altın gerçek altın değildir. Kriz geldiğinde elinizde olmayabilir.” Bu yaklaşım, yalnızca yatırımcılar arasında değil, devletlerin para politikalarında da giderek daha fazla karşılık buluyor.
Altınla İnşa Edilen Alternatif Sistem
BRICS’in altına yönelimi, salt rezerv birikiminin ötesine geçiyor. Blok, dolar dışı bir finansal altyapı kurma hedefiyle ödeme, mutabakat ve fiyatlama sistemlerini de yeniden tasarlıyor. Bu çerçevede geliştirilen “Unit” adlı altın destekli finansal araç, dikkatle izlenen bir pilot uygulama olarak öne çıkıyor.
Unit, yüzde 40 fiziksel altın ve yüzde 60 BRICS ülkelerinin ulusal para birimlerinden oluşan bir sepet üzerine inşa edildi. 31 Ekim’de devreye alınan pilot programda, her biri 1 gram altına sabitlenmiş 100 Unit dolaşıma sokuldu. Bu adım, klasik rezerv paraya alternatif olabilecek hibrit bir parasal aracın ilk somut örneği olarak değerlendiriliyor.
Bu yönelimin ardındaki temel motivasyon, doların güvenilirliğine yönelik artan soru işaretleri ve yaptırım riski. Rus ekonomist Yevgeny Biryukov’un ifadesiyle altın, BRICS ülkeleri için hem yaptırımlara karşı bir sigorta hem de bin yıllık tarihsel meşruiyete sahip gerçek bir değer saklama aracı. Özellikle 2022 sonrası Batı’nın Rusya’ya uyguladığı finansal yaptırımlar, bu yaklaşımı hızlandıran kırılma noktası oldu.
Bugün Rusya ile Çin arasındaki ticaretin neredeyse tamamı yuan ve ruble üzerinden yapılıyor. Avrasya Ekonomik Birliği içinde de doların rolü büyük ölçüde ortadan kalkmış durumda. Bu eğilim, BRICS’in etki alanını aşarak bölgesel ticaret bloklarında da dolar dışı bir norm yaratıyor.
Fiyatlama Gücü ve Küresel Etki
Altın fiyatları ons başına 4.000 doların üzerine çıkmış olmasına rağmen, merkez bankalarının alımları hız kesmiyor. Bu durum, altının yalnızca bir yatırım aracı değil, stratejik bir parasal çıpa olarak yeniden konumlandığını gösteriyor. BRICS ülkeleri, piyasa oynaklığını azaltmak amacıyla ortak bir altın havuzu oluştururken, Rusya, Çin, Birleşik Arap Emirlikleri ve Güney Afrika arasında paylaşılan altyapı projeleri de geliştiriliyor.
Bir sonraki kritik adım ise fiyatlama cephesinde atılabilir. BRICS içinde tartışılan “BRICS Altın Fiyatı” göstergesi, Londra ve New York merkezli dolar ağırlıklı fiyatlama sistemlerine doğrudan meydan okuma potansiyeli taşıyor. Eğer bu mekanizma hayata geçirilirse, yalnızca altın değil, diğer emtialar için de yeni bir referans çerçevesi oluşabilir.
Sonuç olarak BRICS’in dolardan altına yönelişi, geçici bir konjonktürel tercih değil. Artan rezervler, alternatif para ve ödeme araçları, bağımsız fiyatlama hedefleri ve hızlanan de-dolarizasyon süreci birlikte okunduğunda, küresel parasal düzenin temel taşlarının yeniden yerinden oynadığı görülüyor. Bu dönüşüm, doların mutlak hâkimiyetinin aşındığı, çok kutuplu bir finansal sistemin adım adım inşa edildiği yeni bir döneme işaret ediyor. Önümüzdeki yıllar, bu sessiz ama derin kırılmanın küresel piyasalara nasıl yansıyacağını gösterecek.