Wall Street rekorlara yakın seyrederken petrol yeniden 100 dolar sınırına dayanıyor. Fed, tahvil piyasası, AI rallisi ve Türkiye üzerindeki olası etkiler.

Wall Street rekorlara yakın seyrederken petrol yeniden 100 dolar sınırına dayanıyor. Fed, tahvil piyasası, AI rallisi ve Türkiye üzerindeki olası etkiler.
Pazartesi sabahı Bloomberg Pulse ekranında konuşulan konu görünürde ABD istihdam verisiydi.
Ama aslında piyasaların kafasını kurcalayan soru başka.
Dünyanın yeniden enflasyon üretmeye başlayıp başlamadığı…
Çünkü son iki haftada aynı anda üç şey oldu.
Petrol yükseldi.
Tahvil faizleri düşmedi.
Dolar zayıflayamadı.
Normal şartlarda bunlardan birinin diğerini dengelemesi gerekir.
Olmadı.
Bu yüzden cuma günü gelecek Tarım Dışı İstihdam verisi belki de son yılların en ilginç NFP raporlarından biri olabilir.
Çünkü bu veri artık yalnızca kaç kişinin işe alındığını göstermeyecek.
Fed’in yaz aylarında faiz indirip indirememesini…
Altının 3.500 dolar yolculuğuna devam edip etmeyeceğini…
Petrolün 100 doların üzerine yerleşip yerleşemeyeceğini…
Ve en önemlisi Wall Street’in bugün satın aldığı hikâyenin hâlâ geçerli olup olmadığını gösterecek.
Birkaç yıl önce olsaydı bütün gözler sadece istihdam rakamında olurdu.
Bugün öyle değil.
Çünkü küresel ekonomi yeni bir rejime giriyor.
Mohamed El-Erian geçen hafta CNBC’de çok dikkat çekici bir ifade kullandı.
“Dünya artık geçici şoklar yaşamıyor. Şokların birbirini beslediği bir döneme giriyoruz.”
Aslında petrol piyasasında yaşanan tam olarak bu.
İran dosyası yeniden ısınıyor.
Rusya-Ukrayna savaşı üçüncü yılına yaklaşırken enerji arzı üzerindeki baskı tamamen ortadan kalkmış değil.
OPEC+ üretim politikası hâlâ sıkı.
Ve yaz sezonu başlıyor.
Bütün bunlar birleştiğinde Brent petrol yeniden 95-100 dolar bandını test ediyor.
Goldman Sachs emtia masası aylardır dikkat çektiği senaryoyu yeniden gündeme aldı.
Petrol sadece enerji maliyeti değildir.
Petrol aynı zamanda merkez bankası politikasıdır.
Petrol aynı zamanda enflasyondur.
Petrol aynı zamanda seçim sonucudur.
Ve petrol aynı zamanda jeopolitiktir.
Bu nedenle petrolün yeniden yükselmeye başlaması Wall Street’in düşündüğünden çok daha önemli olabilir.
Fakat asıl ilginç olan başka bir yerde.
Tahvil piyasasında.
Ray Dalio’nun son dönemde sürekli vurguladığı konu tam da burada ortaya çıkıyor.
Dalio’ya göre yatırımcılar büyüme riskini konuşuyor ama borç riskini yeterince konuşmuyor.
ABD’nin kamu borcu artık 37 trilyon dolara yaklaşmış durumda.
Faiz giderleri savunma harcamalarına yaklaşırken Washington’un her yıl daha fazla tahvil ihraç etmesi gerekiyor.
Bu nedenle tahvil piyasası artık yalnızca Fed’e bakmıyor.
Hazine’nin ne kadar borçlanacağına da bakıyor.
İşte bu yüzden son dönemde tahvil faizlerinde gördüğümüz her hareket hisse senedi piyasasına eskisinden çok daha hızlı yansıyor.
Wall Street tarafında ise hikâyenin adı hâlâ yapay zekâ.
Nvidia tek başına küresel piyasalardaki risk iştahının sembolüne dönüşmüş durumda.
Bank of America’nın son fon yöneticisi anketinde yatırımcıların en kalabalık pozisyonu hâlâ AI teması.
Bu durum bana biraz 1999 sonlarını hatırlatıyor.
Ama önemli bir farkla.
1999’da hikâye vardı.
Bugün hem hikâye hem nakit akışı var.
Bu yüzden AI balon mu sorusu eksik bir soru.
Doğru soru şu:
AI şirketleri ne kadar süreyle bütün piyasanın yükünü taşımaya devam edebilir?
Çünkü bugün S&P 500’deki yükselişin çok büyük kısmı hâlâ birkaç dev teknoloji şirketinden geliyor.
Bu sağlıklı bir yükseliş değil.
Ama şimdilik çalışan bir yükseliş.
Türkiye açısından bakıldığında ise gözler doğal olarak Londra’dan gelecek mesajlarda olacak.
Çünkü petrolün yükseldiği, doların güçlü kaldığı ve küresel faizlerin yüksek seyrettiği bir dünya Türkiye gibi enerji ithalatçısı ekonomiler için her zaman daha zorlu bir dünyadır.
Bu nedenle cuma günü açıklanacak ABD verisi yalnızca Wall Street’i ilgilendirmiyor.
Borsa İstanbul’u…
TL’yi…
CDS primlerini…
ve hatta TCMB’nin manevra alanını da ilgilendiriyor.
Martin Wolf yıllardır aynı şeyi söylüyor.
“Krizler genellikle herkesin baktığı yerden gelmez.”
Bugün herkes NFP’ye bakıyor.
Benim gördüğüm ise başka.
Petrol.
Tahvil.
Borç.
Jeopolitik.
Ve yapay zekâ.
Asıl hikâye bu beşlinin aynı anda hareket etmeye başlaması.
Bloomberg ekranında konuşulanlar da aslında buydu.
NFP sadece bahaneydi.
Piyasaların anlamaya çalıştığı şey yeni bir küresel ekonomik rejimin başlayıp başlamadığı.
Ve bunun cevabı büyük ihtimalle bir istihdam raporundan çok daha önemli olacak.