
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Washington’da yaptığı açıklamalarda hem Fed’in politikalarını hem de tarife krizini sert şekilde eleştirdi. Bessent’e göre, Fed’in mevcut sıkı para politikası yalnızca büyümeyi boğmakla kalmıyor, aynı zamanda gelir eşitsizliğinin de en önemli tetikleyicilerinden biri haline geliyor.
“Fed bağımsızlığını yeniden kazanmalı, zenginlere hizmet etmeyi bırakmalı” diyen Bessent, yüksek faizlerin reel ekonomi üzerindeki baskısının kalıcı hale gelmesinden endişe ettiğini söyledi. ABD’de tüketici harcamalarının ve istihdam artışının zaten yavaşladığı bir dönemde faizlerin uzun süre yüksek tutulmasının, ekonomiyi gereksiz yere durgunluğa sürüklediğini savundu.
Bessent’in dikkat çektiği ikinci başlık ise tarife davaları oldu. ABD Federal Temyiz Mahkemesi’nin, Trump yönetiminin getirdiği küresel tarifelerin çoğunu yasa dışı bulmasının ardından dosya Yüksek Mahkeme’ye taşınmış durumda.
Bessent, Yüksek Mahkeme’nin kararını geciktirmesinin ekonomik riski artıracağını belirterek şu uyarıyı yaptı:
Ayrıca, yürürlükteki ticaret anlaşmalarının iptali halinde ABD’nin Avrupa Birliği ile 750 milyar dolarlık enerji ve 600 milyar dolarlık yatırım anlaşmasını, Japonya ve Güney Kore ile de toplamda yaklaşık 1 trilyon dolarlık alım ve yatırım çerçevesini kaybedebileceğine dikkat çekti. Bessent’e göre bu durum yalnızca ticaret dengelerini değil, küresel tedarik zincirlerini de felakete sürükler.
Trump yönetimi, Yüksek Mahkeme’den hızlı karar talep ederken, Fed üzerindeki siyasi baskılar da artıyor. Fed’in faiz indirimine gitmesi için istihdam ve büyüme verilerinin işaret ettiği baskı giderek yoğunlaşırken, Bessent’in sözleri bu sürecin “siyasi-ekonomik boyutunu” netleştirdi.
Kısacası, Washington’da tablo keskinleşiyor: Bir yanda faiz politikasıyla eşitsizlik tartışması, diğer yanda ticaret mahkemelerinde milyarlarca dolarlık risk…