
İngiltere hükümeti, uzun süren gecikme ve güvenlik endişelerine rağmen Çin’in Londra’da inşa edeceği büyükelçilik kompleksine resmen onay verdi.
Kritik finans merkezi ve dev veri altyapısına yakınlığı, casusluk ve gözetim endişelerini yeniden gündeme taşıdı.
Muhalefetten sert eleştiriler, yerel sakinler ve aktivist gruplar planın yargıya taşınmasını değerlendirdi.
Birleşik Krallık hükümeti 20 Ocak 2026 tarihinde Çin’in Londra’daki Royal Mint Court alanına Avrupa’nın en büyük Çin büyükelçilik kompleksini inşa etme planına onay verdi. Yerel hükümet yetkilileri ve Başbakan Keir Starmer yönetimi, ulusal güvenlik değerlendirmesi sonrasında projenin hayata geçirilmesine izin verdiğini duyurdu. Açıklamada, istihbarat teşkilatlarının sürece dahil edildiği ve güvenlik önlemlerinin alındığı belirtildi.
Proje yıllardır hukuki itirazlar, yerel protestolar ve planlama reddi süreçleriyle gecikmişti. Çin’in satın aldığı yaklaşık 55.000 metrekarelik arazi, Londra’nın finans merkezi ve kritik iletişim altyapısına yakın bir konumda bulunuyor; bu da uzmanlar arasında casusluk ve iletişim ağlarına erişim riski tartışmasını canlı tutuyor. Bazı güvenlik analistleri, yeni diplomatik tesisin yalnızca sıradan bir elçilikten öte olabileceğine dair uyarılarda bulundu.
Kritik tepkiler, yalnızca teknik güvenlik kaygılarıyla sınırlı kalmıyor. Muhalefetteki Iain Duncan Smith gibi isimler ve insan hakları savunucuları, kararın “stratejik bir hata” olduğunu savunarak hükümeti “uygunsuz taviz” vermekle eleştirdi. Ayrıca yerel sakinler, planın yargısal gözden geçirilmesi için fon toplamaya başladı.
Hükümet yetkilileri, onayın aynı zamanda Starmer’ın Pekin ziyareti ve iki ülke ilişkilerinde yeni bir sayfa açma hedefiyle ilişkili olduğunu belirtiyor. Ancak, Başbakanlığın “güvenlik birincil önceliktir” açıklaması, parlamenterlerin ve sivil toplumun ikna olmasını sağlamıyor. Bazı istihbarat çevreleri, elçiliğin geniş çapta diplomatik varlık konsolidasyonu amacıyla değerlendirildiğini öne sürerken, diğerleri hâlâ risklerin tam olarak giderilemediğini vurguluyor.
Eleştirilerin merkezinde, elçilik konumu ve kapsamı var: finans çevrelerine ve kritik veri kablolarına yakınlık, projeye yönelik kaygıları artırdı. Bu tartışma, yalnızca Birleşik Krallık içinde değil müttefik ülkelerde de gündeme geldi ve ABD, diğer Avrupa hükümetleriyle birlikte güvenlik endişelerini açıkça belirtmişti.
Çin tarafı, sürecin hukuki ve diplomatik zeminde ilerlediğini belirterek eleştirileri reddediyor. Buna rağmen, aktivistler ve bazı insan hakları savunucuları, özellikle Çinli muhaliflerin izlenmesi ve tehdit edilmesi endişesiyle projenin “sadece bina inşası” olmadığını, daha geniş bir gözetim kapasitesi barındırdığını savunuyor.
Bu adım, Londra’nın Çin ile ilişkilerinde uzun soluklu bir diplomasi ve güvenlik gerilimi dönemine işaret ediyor; onay, yalnızca bina planını değil, Batı’nın Çin’e yaklaşım stratejisini de yeniden tartışmaya açtı.
