
Trump tarafından Birleşmiş Milletler’e doğrudan bir alternatif olarak kurgulanan Barış Kurulu bugün Davos’ta düzenlenen resmi imza töreniyle uluslararası arenadaki yerini aldı. Küresel siyasetin merkezine yerleşen bu yeni oluşum Batı bloku içindeki görüş ayrılıklarını derinleştirirken dünya düzeninin yeni saflarını da belirgin hale getiriyor.
Davos’taki tören sadece diplomatik bir imza sürecini değil aynı zamanda küresel finans ve güç dengelerinin yeniden dağılımını temsil ediyor. Trump’ın liderliğindeki bu oluşum katılımcı ülkelerden belirli bir finansal taahhüt beklerken yapının dışında kalan Avrupa ülkelerine yönelik korumacı ticaret politikalarının sinyalini veriyor. Özellikle Fransa ve Almanya’nın dışarıda kalması II. Dünya Savaşı sonrası kurulan transatlantik ittifakının yerini daha pragmatik ve ulusal çıkar odaklı bir yapıya bıraktığını kanıtlıyor. Belarus, Macaristan ve Azerbaycan gibi ülkelerin listedeki varlığı Trump’ın geleneksel ittifak kalıplarının dışına çıkarak yeni bir nüfuz alanı inşa ettiğini gösteriyor.
Yatırımcı perspektifinden bakıldığında bu liste geleceğin ticaret rotalarını ve gümrük birliği sınırlarını çiziyor olabilir. Barış Kurulu’na dahil olan ülkelerin ABD ile olan ticari ilişkilerinde imtiyazlı bir statü kazanması beklenirken dışarıda kalan Avrupa devleri için ek gümrük vergileri ve pazar kısıtlamaları ciddi bir risk unsuru olarak öne çıkıyor. Gazze’nin yeniden inşası gibi devasa ölçekli projelerin finansmanının ve ihale süreçlerinin bu kurul üzerinden yönetilecek olması katılımcı ülkelerin inşaat, lojistik ve savunma sanayii şirketleri için stratejik bir büyüme fırsatı sunuyor. .
