Financial Times’ın haberine göre Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın görev süresinin 31 Ekim 2027’de sona ermesinden önce koltuğunu bırakmayı planladığı yönündeki iddialar gündeme geldi. Bu planlama, sadece bir görev değişikliğinden ibaret değil; arkasında ciddi siyasi ve kurumsal dinamikler barındırıyor.
Lagarde’ın erken ayrılık düşüncesinin birincil nedeni, 2027’de yapılacak Fransa cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde halefinin belirlenmesinde etkili olmak olarak gösteriliyor. Rivayetlere göre Lagarde, özellikle mevcut Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un görevde olduğu dönemde yeni ECB başkanının seçilmesini sağlamak istiyor. Bu sayede Avrupa’nın en önemli finansal kurumunun liderlik sürecinin Avrupa merkezli güçler tarafından kontrol edilmesi hedefleniyor.
Birkaç haber kaynağı bu beklentinin merkezinde yükselen aşırı sağ partilerin seçimlerde etkili olma riski bulunduğunu belirtiyor. Marine Le Pen veya genç lider Jordan Bardella gibi isimlerin potansiyel zaferi, Avrupa Merkez Bankası’ndaki lider seçim sürecini karmaşıklaştırabilir. Bu nedenle Lagarde’ın görevi erken bırakmasının, halef seçiminin siyasi istikrardan uzaklaşmadan tamamlanmasına bir fırsat verdiği değerlendiriliyor.
Siyasi hesaplamanın ötesinde, Bank of France (Fransa Merkez Bankası) Başkanı François Villeroy de Galhau’nun da beklentilerden önce istifasını açıklaması, Macron’a kendi atamalarını yönetebileceği bir pencere açtı. Lagarde’ın bu adımı takip edecek olması, Brüksel ve Paris’teki finansal kadro planlamasını yeniden şekillendirebilir.
ECB cephesinden ise şu aşamada resmi bir karar veya duyuru yok. Banka, Lagarde’ın görevine odaklandığını ve herhangi bir erken ayrılık kararının kesinleşmediğini belirtti. Ancak spekülasyonlar piyasalarda da küçük dalgalanmalara yol açtı; euro/dolar paritesi bu haberlerin ardından hafifçe geriledi.
Lagarde’ın döneminde ECB, pandemi sonrası toparlanma, yüksek enflasyonla mücadele ve jeopolitik belirsizlikler gibi zorlu süreçleri yönetti. Başkanlığının sona ermesine yakın bu tür bir stratejik konumlandırma, Avrupa Merkez Bankası’nın gelecekteki yönünü tayin edecek kritik bir dönemeç olarak görülüyor.
Özetle: Lagarde’ın görevini erken bırakma niyeti, ECB’nin liderlik sürecini siyasi istikrara kurban etmemek ve halefini belirlemede Batı Avrupa aktörlerinin ağırlığını korumak gibi stratejik motivasyonlarla ilişkilendiriliyor. Piyasa ve kurum tepkileri takip edilmeye devam ediyor.