
• 2026’da Avrupa, savunma harcamaları, ekonomik büyüme ve yeşil dönüşüm olmak üzere üç ağır baskı altında.
• Savunma ihtiyaçları artarken ekonomik büyüme sınırlı; kamu ve özel borçlar büyüyor.
• Yeşil dönüşüm hedefleri yüksek ama maliyetleri, siyasi direnci ve finansman açığı nedeniyle gerçekçi risklerle karşı karşıya.
Avrupa kıtası 2026 yılında eş zamanlı olarak üç zorlu görevle karşı karşıya. İlk olarak güvenlik boyutunda, NATO üyeliği, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası savunma harcamalarının yükselmesi ve caydırıcılık ihtiyacının artmasıyla birlikte “silahlar” gündeme geri dönüyor. Avrupa’nın daha güvenli olması için savunma bütçeleri büyüyor ancak bu durum büyüme potansiyelini sınırlayan bir unsur haline geliyor.
İkinci olarak, “büyüme” ayağında ise durum iç açıcı değil. Pandemi sonrası toparlanma belirtisi olsa bile, yapısal sorunlarla karşı karşıya: yüksek kamu borçları, enerji maliyetleri, tedarik zinciri sıkıntıları ve özellikle genç işsizlik oranlarının kalıcı olması büyümeyi frenliyor. Avrupa, büyümeyi sürdürülebilir bir düzeye çıkarmadan diğer iki görevle birlikte yürümeye çalışacak.
Üçüncü baskı noktası ise “yeşil dönüşüm”. Avrupa, iklim hedeflerini sürdürülebilir kılmak için karbon ayak izini azaltmayı, yenilenebilir enerjiye geçişi ve çevresel düzenlemeleri artırmayı planlıyor. Ancak bu dönüşüm yüksek maliyetli, politik olarak tartışmalı ve bazı üye devletlerde haklı bir direnişle karşılaşıyor. Bu nedenle yeşil dönüşüm ile büyüme ve güvenlik ihtiyaçları arasında çatışma yaşanma riski yüksek.
Bu üç görevden her biri tek başına büyük bir sınama ancak birlikte ele alındığında Avrupa için “denklem” oldukça zor çözülüyor. Büyüme yavaşladığında savunma harcamaları ve yeşil yatırım baskısı artıyor. Savunma harcamaları artarken kamu maliyesi daralıyor, bu da yeşil yatırımları kısıtlıyor. Ve yeşil dönüşüm maliyeti yüksek olduğunda büyüme daha da baskı altında kalıyor. Avrupa’nın bu üç düğümü bir arada çözmesi gerekiyor — bu da 2026’yı Avrupa için en kritik yıllardan biri haline getiriyor.
BSEkonomi Yorumu:
Avrupa’nın 2026 reform gündemi aslında aynı anda üç cephede yürütülüyor: güvenlik, ekonomi ve çevre. Bu üçlü senkronizasyon eksik olduğunda her bir alan zayıf halka haline gelebilir. Türkiye açısından bakıldığında, Avrupa ile ekonomik bağları güçlü olan bir aktör olarak bu gelişmeleri yakından izlemek önemli — zira Avrupa’da büyümenin zayıflaması veya yeşil dönüşümün gecikmesi Türkiye-AB ticaretini, yatırım akımlarını ve finansman koşullarını doğrudan etkileyebilir. Büyük resimde Türkiye, Avrupa’nın bu sınavından güçlü çıkma etkilerine hazırlıklı olmalı.