
Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, seçim kampanyasında dünya basınında ses getiren radikal vaatlerle öne çıkmıştı.
Milei bu vaatleri sembolik hale getirmek için seçim meydanlarında “üzerinde kendi fotoğrafı bulunan dolarlar” dağıtmış, elinde elektrikli testereyle kamu harcamalarını keseceğini söylemişti. Hatta din değiştirip Yahudi olmuştu. Ancak ekonomik ve siyasi gerçekler bu vaatlerin önüne set çekti. Döviz rezervleri yetersiz, parlamentodan destek yok, toplumsal direniş güçlü.


Bu tablo Milei’ye sandıkta geri döndü. Ülkenin ekonomik ve siyasi merkezi sayılan Buenos Aires eyaletinde yapılan seçimlerde, muhalefeti temsil eden Peronist Parti %47 oyla öne geçti. Milei’nin partisi ise %34’te kaldı. Bu fark, iktidarın siyasi gücünü ciddi biçimde sarstı.
Yüksek enflasyon, işsizlik ve yoksulluk halkın alım gücünü kemirirken, “acı reçete” politikaları geniş kesimlerde tepkiye yol açtı. Kamu hizmetlerinde planlanan özelleştirmeler, eğitim ve sağlık erişimini zayıflatınca, özellikle dar gelirli kesimlerde huzursuzluk arttı.
Seçim yenilgisi sadece siyasette değil, piyasalarda da yankılandı.
Kemer sıkma politikaları enflasyonu kısmen düşürmüş olsa da (2024 başında %292’den 2025 ortasında %66,9’a), Arjantin hâlâ dünyanın en yüksek enflasyon oranlarından birine sahip. Borç krizi riski büyürken, büyüme tahminleri kırılgan.


Arjantin’deki tablo net: radikal vaatler ile ekonomik gerçekler arasındaki makas kapanmadı. Milei’nin “acı reçetesi” seçmenden onay almadı, piyasalardan da güven bulmadı. Buenos Aires yenilgisi sonrası siyasi dengeler hızla muhalefet lehine kayıyor; ekonomi tarafında ise kırılganlık derinleşiyor.