
• Spot altın/dolar grafiği, fiyat arttıkça hareketlerin aritmetik değil geometrik hale geldiğini gösteriyor
• Aynı yüzde artış, fiyat seviyesi yükseldikçe çok daha büyük mutlak kazançlar yaratıyor
• Bu yapı, altındaki son yıllardaki sert ivmelenmenin matematiksel temelini ortaya koyuyor

Uzun vadeli spot altın/ABD doları grafiği, emtia piyasalarında sıkça göz ardı edilen temel bir gerçeği net biçimde ortaya koyuyor: fiyat yükseldikçe hareketin marjı ve ivmesi de büyüyor. Altında son dönemde gözlenen sert yükseliş, yalnızca talep veya makro gelişmelerle değil, fiyatlamanın kendi iç matematiğiyle de açıklanıyor.
Grafikte altının 1990’ların sonundan bu yana izlediği yol, düşük fiyat seviyelerinde görece sınırlı ve yavaş hareketlere işaret ederken, fiyat belirli eşiklerin üzerine çıktıkça yükselişlerin hem daha dik hem de daha geniş bantta gerçekleştiğini gösteriyor. Bunun temel nedeni, yüzdesel artışların mutlak fiyat karşılığının giderek büyümesi.
Bu durumu basit bir örnekle açıklamak mümkün. Bir emtia 3 liradan 4,5 liraya çıktığında 1,5 lira artar ve bu hareket yüzde 50’ye karşılık gelir. Aynı yüzde 50’lik artış, fiyat 30 liradayken 45 liraya çıkması anlamına gelir; bu kez artış 15 liradır. Yüzde değişim aynı kalırken, mutlak kazanç on katına çıkar. Bu nedenle fiyat hareketi aritmetik bir 1-2-3-4-5 ilerleyişi izlemez; 1-2-4-8-16-32 gibi geometrik bir yapı sergiler.
Altın özelinde bu matematik, son yıllarda neden “ivmeli” yükselişler görüldüğünü açıklıyor. Fiyat belirli psikolojik ve teknik eşiklerin üzerine çıktıkça, aynı oransal talep artışı çok daha büyük nominal fiyat hareketleri yaratıyor. Bu durum, volatilitenin de yukarı yönlü büyümesine neden oluyor.
Grafikte özellikle 2010 sonrası ve 2020’lerin başından itibaren bu geometrik yapının daha belirgin hale geldiği görülüyor. Altın artık daha yüksek bir fiyat tabanında işlem gördüğü için, görece küçük yüzdesel hareketler bile grafik üzerinde sert sıçramalar olarak okunuyor. Bu da yatırımcı davranışlarını, risk algısını ve portföy yönetimini doğrudan etkiliyor.
Sonuç olarak altındaki yükseliş yalnızca “daha fazla alıcı” hikâyesiyle açıklanmıyor. Fiyat seviyesi yükseldikçe marjın büyümesi ve ivmenin artması, altını klasik doğrusal fiyatlama mantığından çıkararak geometrik bir fiyat dinamiğine taşıyor. Bu gerçek, önümüzdeki dönemde altın piyasasında hem yukarı hem aşağı yönlü hareketlerin daha sert ve hızlı yaşanabileceğine işaret ediyor.