
Altın 4.369 Dolara Düştü, Brent 92 Dolara Dayandı: ABD 10 Yıllık %4,79, Küresel Tahvil Satışı Derinleşiyor
1 Eylül 2026 Salı öğleninde küresel piyasalarda tahvil satışı hızlandı. Spot altın 4.369 dolar bölgesine gerilerken Brent petrol 92 dolar çevresine yükseldi. ABD 10 yıllık tahvil getirisi %4,79 ile 2025 başından bu yana en yüksek seviyelerine çıktı. Fed’in eylül ayında faiz artırma ihtimali %65-66 bandında fiyatlanırken ABD endeks vadelileri negatif. BIST 100 ise sabahki satışın ardından ilk yarıyı 14.340 puan civarında yatay tamamladı. Piyasanın ana riski artık yalnız jeopolitik gerilim değil; petrol kaynaklı enflasyonun küresel faizleri yeniden yukarı taşıması.
1 Eylül öğleninde sabahki piyasa okumasını güncellemek gerekiyor.
Çünkü sabah 4.400 doların üzerinde tutunmaya çalışan altın öğlen saatlerinde 4.370 dolar bölgesine kadar çekildi. Brent petrol ise 91 dolar bölgesinden 92 dolar çevresine yükseldi.
ABD 10 yıllık tahvil faizi de %4,79 bölgesine çıktı.
Aynı anda Japonya, Almanya ve İngiltere gibi büyük tahvil piyasalarında getirilerin uzun yılların yüksek seviyelerine doğru hareket etmesi önemli bir mesaj veriyor:
Sorun artık yalnız Fed değil. Dünyanın risksiz faizi aynı anda yukarı gidiyor.
Bu nedenle günün ana hikâyesi altının düşüşünden çok küresel tahvil piyasasında yaşanan yeniden fiyatlama.
ALTINDA SATIŞ DERİNLEŞTİ: FAİZ, JEOPOLİTİĞİ ŞİMDİLİK YENİYOR
Reuters’ın gün içindeki piyasa güncellemesine göre spot altın yaklaşık 4.369 dolar seviyesine kadar geriledi ve günlük kayıp %1’in üzerine çıktı.
ABD altın vadeli kontratlarında da benzer bir baskı görülüyor.
Gümüşteki satış ise altından daha sert.
Buradaki fiyatlama özellikle önemli.
Normal şartlarda bugünkü jeopolitik tablo altın açısından oldukça güçlü olmalıydı.
ABD-İran gerilimi devam ediyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği normal seviyelerin belirgin biçimde altında.
Petrol 90 doların üzerinde.
Küresel risk iştahı zayıf.
Buna rağmen altın yükselmiyor.
Çünkü güvenli liman talebinden daha güçlü bir değişken devreye girmiş durumda:
Reel faiz ve fırsat maliyeti.
ABD 10 yıllık tahvil getirisi %4,8’e yaklaşırken faiz getirmeyen altını elde tutmanın alternatif maliyeti yükseliyor.
Reuters’a konuşan Saxo Bank emtia stratejisti Ole Hansen de küresel tahvil faizlerindeki yükselişin değerli metaller üzerinde doğrudan baskı yarattığını vurguluyor.
Bu nedenle altında yaşanan hareketi “jeopolitik risk azaldı” şeklinde okumak yanlış olur.
Tam tersine jeopolitik risk yüksek.
Ancak piyasa bu riskin sonucunda daha yüksek petrol, daha yüksek enflasyon ve daha yüksek faiz görüyor.
Şimdilik altın açısından faiz faktörü jeopolitik risk faktöründen daha ağır basıyor.
FED: EYLÜL FAİZ ARTIRIMI ARTIK MARJİNAL BİR SENARYO DEĞİL
Fed cephesindeki fiyatlama son birkaç işlem gününde belirgin biçimde değişti.
Piyasa verileri eylül ayında faiz artırım ihtimalini yaklaşık %65-66 bandına taşımış durumda.
Bu oran yalnız birkaç gün önce çok daha düşüktü.
Dolayısıyla piyasa artık Fed’in bir sonraki hamlesini tartışmıyor; faiz artırımının ne kadar erken geleceğini tartışıyor.
Bu hafta ABD işgücü piyasasından gelecek veriler bu fiyatlamanın kaderini belirleyecek.
ADP özel sektör istihdamı ve ardından tarım dışı istihdam verisi özellikle kritik.
Güçlü istihdam verisi gelirse Fed’in eylül ayında faiz artırma ihtimali daha da yükselebilir.
Bu durumda ABD 10 yıllık tahvil faizinin %5’e doğru hareket etmesi, doların güçlenmesi ve altının yeniden baskı altında kalması olası.
Buna karşılık zayıf fakat resesyon paniği yaratmayacak bir istihdam raporu, tahvil faizlerinde gerileme ve altın ile teknoloji hisselerinde güçlü bir tepki yaratabilir.
Bu nedenle hafta boyunca yalnız açıklanan makro rakama değil, rakam sonrasında faiz piyasasının verdiği tepkiye bakmak gerekiyor.
PETROL 92 DOLAR ÇEVRESİNDE: HÜRMÜZ SORUNU ÇÖZÜLMEDİ
Petrolde sabah başlayan yükseliş öğlen saatlerinde devam etti.
Reuters’ın küresel piyasa güncellemesinde Brent petrol yaklaşık 92 dolar çevresine kadar yükseldi.
WTI da 87 dolar civarında işlem gördü.
Ancak burada yalnız fiyatı izlemek yeterli değil.
Asıl mesele fiziksel piyasa.
Kpler ve Reuters tarafından aktarılan gemi takip verilerine göre Hürmüz Boğazı’ndan geçen görünür ticari gemilerin sayısı kriz öncesi seviyelerin oldukça altında.
Son günlerde günlük geçişlerde belirgin düşüş görülüyor ve özellikle tanker trafiği açısından normalleşmeden söz etmek için erken.
ANZ’nin piyasa değerlendirmelerinde de Hürmüz üzerinden gerçekleşen petrol akışının savaş öncesindeki normal seviyelerin belirgin biçimde altında kaldığına dikkat çekiliyor.
Bu nedenle Brent’in 90 doların üzerinde kalmasını yalnız spekülatif jeopolitik prim olarak görmek doğru olmaz.
Fiziksel arz ve taşıma riski fiyatın içinde.
Bu ayrım önemli.
Çünkü Brent’in 90-95 dolar bandında kalıcılaşması yalnız enerji hisselerini etkilemez.
Fed’in, ECB’nin ve BOJ’un önündeki enflasyon denklemini aynı anda zorlaştırır.
ABD STRATEJİK PETROL REZERVİ DE ESKİ KADAR GÜÇLÜ BİR TAMPON DEĞİL
Petrol tarafında göz ardı edilmemesi gereken bir diğer gelişme ABD Stratejik Petrol Rezervi.
ABD’nin stratejik rezervleri uzun yılların düşük seviyelerinde bulunuyor.
Bu da Washington’ın olası yeni bir enerji şokunda piyasaya müdahale kapasitesini geçmiş krizlere göre sınırlandırıyor.
Brent yeniden 100 doların üzerine yönelirse ABD yönetiminin petrol fiyatını bastırmak için kullanabileceği rezerv tamponu önceki dönemlere göre daha küçük.
Dolayısıyla piyasa artık yalnız İran’ın ne yapacağını değil, ABD’nin olası yeni enerji şokuna karşı ne kadar politika alanı kaldığını da hesaplamak zorunda.
ABD 10 YILLIK %4,79: GÜNÜN ASIL RAKAMI
Bugün benim için piyasanın en önemli rakamı altının 4.369 dolara gerilemesi değil.
ABD 10 yıllık tahvil faizinin %4,79 bölgesine ulaşması.
Bu hareketin daha önemli olmasının nedeni yalnız seviye değil.
Satışın küresel olması.
Japonya 10 yıllık devlet tahvili getirisi %3 seviyesine ulaştı.
Almanya 10 yıllık Bund getirisi %3,3’ün üzerine çıktı.
İngiltere 10 yıllık tahvil getirisi de %5’in üzerinde.
Reuters’ın küresel tahvil piyasası haberlerinde Japonya’daki uzun vadeli faizlerin 1990’lardan bu yana görülmeyen seviyelere, Almanya ve İngiltere’deki getirilerin de uzun yılların zirvelerine ulaştığı vurgulanıyor.
Bu tabloyu yalnız Fed ile açıklamak mümkün değil.
Piyasa aynı anda üç şeyi fiyatlıyor:
Enflasyon.
Devletlerin giderek büyüyen borçlanma ihtiyacı.
Merkez bankalarının yeniden faiz artırmak zorunda kalması.
Reuters’a konuşan çeşitli tahvil stratejistleri de son hareketin yalnız kısa vadeli merkez bankası beklentisi değil, uzun vadeli vade priminde yeniden fiyatlama olduğunu belirtiyor.
Başka bir ifadeyle yatırımcılar uzun vadeli devlet tahvili taşımak için artık daha fazla getiri talep ediyor.
Bu nedenle bugün gördüğümüz hareket klasik bir tahvil düzeltmesinden daha önemli.
Küresel duration yeniden fiyatlanıyor.
WALL STREET AÇILMADAN SATIŞTA: NASDAQ DAHA FAZLA BASKI ALTINDA
ABD nakit piyasaları henüz açılmadığı için güncel piyasa hareketini spot endekslerden değil vadeli kontratlardan okumak gerekiyor.
Reuters’ın gün içindeki ölçümünde Dow vadeli kontratları yaklaşık %0,4, S&P 500 vadeli kontratları yaklaşık %0,5 ve Nasdaq vadeli kontratları yaklaşık %0,9 negatif bölgede.
Nasdaq’ın daha fazla baskı altında olması tesadüf değil.
Tahvil faizleri yükseldiğinde uzun vadeli büyüme beklentilerine dayalı teknoloji şirketlerinin bugünkü değeri daha fazla etkileniyor.
AI şirketlerinin büyüme beklentileri güçlü olabilir.
Ancak gelecekte elde edilecek kârların bugünkü değeri hesaplanırken kullanılan iskonto oranı da yükseliyor.
Dolayısıyla teknoloji sektörünün önündeki temel soru değişmedi:
AI kâr büyümesi yükselen sermaye maliyetini yenebilecek mi?
WisdomTree ve diğer büyük kurumların stratejistleri de tahvil faizlerindeki yükselişin özellikle teknoloji hisselerinin değerlemeleri açısından baskı yarattığına dikkat çekiyor.
Burada sorun AI temasının ortadan kalkması değil.
Sorun AI temasının çok daha yüksek bir faiz ortamında fiyatlanmak zorunda kalması.
WALL STREET’İN ÖNCEKİ KAPANIŞI
31 Ağustos kapanışında:
Dow Jones 53.185,90 puanla %0,70 geriledi.
S&P 500 7.686,14 puanla %0,33 düştü.
Nasdaq Composite ise 26.370,89 puanla %0,12 kayıp yaşadı.
Enerji hisseleri petrol fiyatlarının yükselişinden destek alırken piyasanın geri kalanında tahvil faizleri baskı yarattı.
Bugünkü vadeli piyasa hareketi, bu satış baskısının eylül ayının ilk işlem gününe de taşındığını gösteriyor.
AVRUPA’DA ENFLASYON VE ECB DENKLEMİ
Avro Bölgesi’nde açıklanan ağustos enflasyonu enerji fiyatlarının etkisiyle yeniden hızlandı.
Manşet enflasyon yıllık bazda %3’ün üzerine çıkarken çekirdek enflasyon daha sınırlı seyrediyor.
Bu ayrım önemli.
Çünkü enerji fiyatlarındaki artış şimdilik doğrudan ikinci tur fiyat baskısına dönüşmüş değil.
Ancak petrolün 90 doların üzerinde kalması bu riski büyütüyor.
Reuters ve Financial Times’ın ECB haberlerinde piyasanın Avrupa Merkez Bankası’nı önümüzdeki toplantılarda daha şahin fiyatladığı görülüyor.
ECB açısından problem açık:
Enerji fiyatları yükseliyor.
Ama Avrupa ekonomisi aynı anda sert biçimde daralmıyor.
Bu, merkez bankasının faiz tarafında daha rahat hareket edebileceği bir ortam yaratıyor.
AVRUPA SANAYİSİNDE TOPARLANMA ECB’NİN İŞİNİ DAHA DA ZORLAŞTIRIYOR
Avro Bölgesi imalat PMI verileri ağustosta 50 seviyesinin üzerinde kalmaya devam etti.
Almanya ve Fransa tarafında üretim göstergelerinde toparlanma sinyalleri görülüyor.
Bu gelişme tek başına olumlu.
Fakat para politikası açısından farklı bir sonuç yaratıyor.
Enerji kaynaklı enflasyon yükselirken ekonomi de ayakta kalıyorsa merkez bankalarının faiz artırmak için hareket alanı genişliyor.
Dolayısıyla piyasanın aynı anda Fed’i, ECB’yi ve BOJ’u daha şahin fiyatlaması tesadüf değil.
Bugünkü küresel tahvil satışının arkasında yalnız Amerika yok.
ASYA’DA İKİ AYRI HİKÂYE: AI SANAYİYİ DESTEKLİYOR, TAHVİL PİYASASI ALARM VERİYOR
Asya piyasalarında tablo ikiye ayrılıyor.
Hong Kong tarafında satış görülürken Japon hisseleri görece dirençli.
Ancak bu sabah Asya’nın ana hikâyesi hisse senetleri değil.
Tahvil piyasası.
Japonya’da 10 yıllık devlet tahvili faizinin %3 seviyesine ulaşması küresel sermaye akımları açısından önemli.
Bunun yanında Çin ve Güney Kore gibi büyük üretim merkezlerinde AI ve yarı iletken talebinin sanayi verilerini desteklediği görülüyor.
Reuters ve bölgesel PMI verilerinde Çin özel sektör imalat göstergelerinin 50 seviyesinin üzerinde kalması, Japonya’da yeni siparişlerin güçlenmesi ve Güney Kore ihracatında yarı iletken kaynaklı artış dikkat çekiyor.
Yani ilginç bir küresel tablo oluşuyor:
AI yatırımları ekonomik aktiviteyi destekliyor.
Ama aynı yatırım patlaması sermaye ihtiyacını artırıyor.
Artan sermaye ihtiyacı tahvil arzını ve borçlanma maliyetini yukarı çekiyor.
Bu nedenle AI teması artık yalnız hisse senedi hikâyesi değil.
Aynı zamanda tahvil piyasasının da hikâyesi.
JAPONYA’YI ATLAMAYALIM: %3 EŞİĞİNİN KÜRESEL ANLAMI VAR
Japonya 10 yıllık tahvil faizinin %3’e çıkması yalnız Japonya açısından önemli değil.
Japon yatırımcılar dünyanın en büyük yabancı tahvil yatırımcılarından biri.
Yıllarca Japonya’daki sıfıra yakın faiz nedeniyle ABD ve Avrupa tahvillerine sermaye taşıdılar.
Şimdi kendi ülkelerinde giderek daha yüksek risksiz getiri elde edebiliyorlar.
Bu durumda küresel tahvil piyasası açısından çok önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Japon yatırımcı aynı miktarda ABD ve Avrupa tahvili taşımaya devam edecek mi?
Eğer cevabı kısmen bile hayır olursa, bunun ABD ve Avrupa uzun vadeli tahvil getirileri üzerinde yukarı yönlü etkisi olabilir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde Japon tahvili, yen ve ABD Treasury piyasasını birbirinden bağımsız değerlendirmek doğru olmayacak.
İzlenmesi gereken üçlü:
JGB + USD/JPY + ABD 10Y.
DOLAR VE YEN: 160 BÖLGESİ YENİDEN KRİTİK
USD/JPY yeniden 160 çevresinde.
Dolar bir taraftan artan Fed faiz beklentilerinden destek alırken diğer taraftan Japon tahvil faizlerindeki hızlı yükseliş yen tarafındaki fiyatlamayı karmaşıklaştırıyor.
Reuters’ın döviz piyasası haberlerinde Japon yetkililerin yenin zayıflığı ve tahvil piyasasındaki hareketleri yakından izlediği görülüyor.
BOJ’un önündeki problem açık.
Tahvil faizleri yükseliyor.
Ama yen hâlâ zayıf.
Bu kombinasyon BOJ’un daha fazla sıkılaşma ihtimalini gündemde tutuyor.
Japonya’daki para politikası değişimi küresel tahvil piyasası açısından önümüzdeki aylarda Fed kadar önemli hale gelebilir.
BITCOIN 78 BİN DOLAR ÇEVRESİNDE DİRENİYOR
Bitcoin yaklaşık 78 bin dolar civarında işlem görüyor.
Bugün değerli metallerde satış oldukça sert.
Altın geriliyor.
Gümüş daha sert düşüyor.
Nasdaq vadeli kontratları negatif.
Bitcoin ise 78 bin dolar çevresinde tutunmaya devam ediyor.
Bu fiyatlama Bitcoin’in güvenli liman haline geldiğini kanıtlamaz.
Ancak yüksek faiz şokuna karşı gösterdiği göreli direnç dikkat çekici.
Burada kritik teknik bölge 80.000-82.000 dolar.
Bitcoin bu bölgenin üzerine kalıcı biçimde çıkabilirse yeni bir momentum hareketinden söz etmek mümkün olabilir.
Ancak ABD 10 yıllık tahvil faizinin %5’e doğru ilerlediği bir ortamda kripto varlıkların likidite koşullarına duyarlılığını göz ardı etmemek gerekiyor.
BIST 100: SABAH SATIŞINI GERİ ALDI, İLK YARIYI YATAY TAMAMLADI
BIST 100 önceki günü 14.334,06 puanda ve %2,10 düşüşle tamamlamıştı.
1 Eylül sabahında endeks yaklaşık 14.325 seviyesinden yataya yakın açıldı.
İlk işlemlerde sınırlı satış görüldü ancak daha sonra kayıplar geri alındı.
Gün ortasında endeks yaklaşık 14.340 puan bölgesinde.
Bu performans küresel ekran dikkate alındığında şimdilik dirençli.
Çünkü aynı saatlerde:
Brent 92 dolar civarında.
ABD 10 yıllık %4,79.
Avrupa tahvil faizleri yüksek.
ABD endeks vadelileri negatif.
Altın ve gümüş satış altında.
BIST’in buna rağmen 14.300 üzerinde kalması önemli.
Ancak bunu güçlü bir yükseliş sinyali olarak okumak için erken.
Dünkü sert satışın ardından bir dengelenme hareketi görüyoruz.
Teknik açıdan:
14.300-14.280 ilk destek bölgesi.
Bu alanın altında 14.200 gündeme gelebilir.
Yukarıda ise 14.400 ilk direnç.
14.500-14.650 bandının geri alınması, kısa vadeli görünümün yeniden güçlenmesi açısından daha anlamlı olacaktır.
A1 Capital ve yerel aracı kurumların günlük teknik değerlendirmelerinde de 14.500-14.650 bandı yukarı yönlü hareketin güçlenmesi açısından önemli direnç alanı olarak öne çıkıyor.
TÜRKİYE İÇİN PETROL, ABD FAİZİ KADAR ÖNEMLİ
Türkiye açısından bugünkü küresel tablonun iki temel negatif ayağı var.
Yüksek ABD tahvil faizi.
Yüksek petrol.
ABD faizlerindeki yükseliş gelişmekte olan piyasaların sermaye maliyetini artırıyor.
Ancak Brent’in 90 doların üzerinde kalıcılaşması Türkiye açısından daha doğrudan bir makro maliyet yaratıyor.
Enerji ithalat faturası büyüyor.
Cari denge üzerindeki baskı artıyor.
Enflasyon beklentileri bozulabiliyor.
TCMB’nin faiz indirim alanı daralıyor.
Türkiye ekonomisinin ikinci çeyrek büyümesinin beklentilerin altında kalması normal şartlarda para politikası açısından daha güvercin bir sinyal oluşturabilirdi.
Ancak aynı dönemde petrol fiyatlarının yeniden 90 doların üzerine çıkması tam ters yönde baskı yaratıyor.
Türkiye’nin para politikası açısından ortaya çıkan ikilem şu:
Büyüme yavaşlıyor, ama dışarıdan enerji enflasyonu geliyor.
Bu nedenle önümüzdeki Türkiye enflasyon verileri, yalnız iç talep açısından değil petrol şokunun fiyatlara ne ölçüde yansıdığı açısından da kritik olacak.
1 EYLÜL ÖĞLENİ — TEMİZ EKRAN
| Gösterge | Güncel/son teyitli durum |
| Spot altın | ≈4.369 $ |
| Gümüş | ≈64-65 $ |
| Brent | ≈92 $ |
| WTI | ≈87 $ |
| Bitcoin | ≈78.400 $ |
| ABD 10Y | ≈%4,79 |
| Japonya 10Y | ≈%3,00 |
| Almanya 10Y | ≈%3,3 üzeri |
| İngiltere 10Y | >%5 |
| USD/JPY | ≈160 |
| Fed eylül artırım ihtimali | ≈%65-66 |
| Dow futures | negatif |
| S&P 500 futures | ≈-%0,5 |
| Nasdaq futures | ≈-%0,9 |
| BIST 100 | ≈14.340 |
SENARYO MATRİSİ
| Senaryo | Altın | ABD 10Y | Nasdaq | Brent | Bitcoin | BIST |
| Brent 95 dolar üzeri + güçlü ABD istihdamı | ↓ / oynak | ↑↑ | ↓↓ | ↑ | ↓ | ↓↓ |
| Petrol 90 dolar altı + zayıf istihdam | ↑↑ | ↓ | ↑↑ | ↓ | ↑ | ↑↑ |
| Hürmüz trafiği daha da bozulur | Önce oynak, sonra ↑ | Enflasyonla ↑ | ↓↓ | ↑↑ | Oynak | ↓↓ |
| Fed eylül artırımı geri fiyatlanır | ↑↑ | ↓↓ | ↑↑ | Nötr | ↑ | ↑ |
| Küresel tahvil satışı hızlanır | ↓ / oynak | ↑↑ | ↓↓ | Nötr / ↑ | Oynak | ↓ |
| Petrol düşer, faizler sakinleşir | ↑ | ↓ | ↑↑ | ↓↓ | ↑ | ↑↑ |
NET SONUÇ
Sabah altın 4.400 doların üzerindeydi.
Öğlen 4.370 dolar bölgesine indi.
Brent sabah 91 dolar civarındaydı.
Şimdi 92 dolar çevresinde.
ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,79.
Japonya 10 yıllık %3.
Almanya 10 yıllık faizleri uzun yılların zirvelerinde.
Nasdaq vadeli kontratları belirgin şekilde negatif.
Ancak burada en önemli gelişme tek tek bu rakamlar değil.
Korelasyonların değişmesi.
Savaş var ama altın düşüyor.
Riskten kaçış var ama tahvil fiyatları da düşüyor.
Petrol yükseliyor ve merkez bankaları daha şahin fiyatlanıyor.
Bu klasik bir jeopolitik kriz fiyatlaması değil.
Piyasa artık savaşın kendisini değil, savaşın yaratabileceği enflasyonu ve daha yüksek faiz rejimini fiyatlıyor.
Burada kritik eşik giderek daha fazla ABD 10 yıllık tahvil faizindeki %5 seviyesi haline geliyor.
%4,79’dan %5’e artık çok büyük bir mesafe yok.
Eğer ABD 10 yıllık tahvil faizi %5’e doğru giderken Japonya %3 civarında kalır ve Brent 90-95 dolar bandından aşağı gelemezse, sorun yalnız Fed olmaktan çıkar.
Küresel sermayenin iskonto oranı değişir.
Nasdaq’ın değerlemesi değişir.
Altının fırsat maliyeti değişir.
Bitcoin ve diğer likiditeye duyarlı varlıkların denklemi değişir.
Gelişmekte olan ülkelerin sermaye maliyeti değişir.
BIST’in yabancı yatırımcı açısından karşılaştırmalı getirisi değişir.
Ve en önemlisi devletlerin kendi borçlanma maliyeti değişir.
Bu nedenle 1 Eylül öğleninin ana cümlesi net:
ALTINDAKİ DÜŞÜŞE DEĞİL, TAHVİLDEKİ YANGINA BAKIN: ABD 10 YILLIK %5’E YAKLAŞIYOR.
Kaynaklar: Reuters küresel piyasalar, Reuters emtia ve petrol piyasası haberleri, Reuters tahvil ve döviz piyasası güncellemeleri, Financial Times merkez bankaları ve Avrupa piyasaları analizleri, Bloomberg piyasa verileri, CNBC ABD piyasaları ve faiz beklentileri, The Wall Street Journal küresel tahvil piyasası takibi, CME faiz fiyatlamaları, Kpler tanker/gemi takip verileri, ANZ emtia araştırmaları, Saxo Bank emtia stratejisi, WisdomTree piyasa stratejisi, A1 Capital günlük BIST teknik değerlendirmeleri.