
• Uzun süren boğa piyasalarında zirvenin ne zaman geleceğini öngörmek zor, yatırımcılar geçmiş döngülere bakarak kerteriz almaya çalışıyor
• 2001–2011 arasındaki 11 yıllık altın döngüsünde yaklaşık %670’lik bir yükseliş yaşandı
• Benzer bir yükselişin tekrarlanması halinde ons altın için 7.800 dolar seviyesi teorik bir referans olarak gündeme geliyor.


Altın piyasasında son yıllarda hızlanan yükseliş, yatırımcıların aklına geçmiş büyük boğa döngülerini yeniden getirdi. Uzun vadeli trendlerde “ne kadar daha gider?” sorusunun net bir cevabı olmasa da, tarihsel örnekler bugünkü fiyatlamalar için önemli bir karşılaştırma alanı sunuyor.
Paylaşılan grafikler, 2001 sonrası başlayan ve 2011’e kadar süren altın boğa piyasasına dikkat çekiyor. Bu dönemde ons altın yaklaşık 11 yıl boyunca kesintili ama güçlü bir yükseliş sergileyerek toplamda %670 civarında değer kazandı. O dönem, merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmesi, küresel likidite bolluğu ve finansal krizlerin yarattığı güvenli liman talebiyle şekillenen uzun soluklu bir trend olarak kayda geçti.
Notlarda öne çıkan döngü aşamaları da bu tabloyu destekliyor. 2001–2005 arasında erken birikim süreci yaşanırken, 2005–2007 döneminde konut balonuna dair sinyaller arttı. 2008–2009 küresel finans kriziyle birlikte parasal genişleme politikaları devreye girdi ve altın fiyatları ivmelendi. 2010–2011 ise Avrupa borç krizleriyle birlikte döngünün son fazı oldu.
Bugün için yapılan karşılaştırmalarda, eğer mevcut boğa piyasası geçmişteki %670’lik yükselişe benzer bir patika izlerse, ons altın fiyatının teorik olarak 7.800 dolar seviyelerine işaret edebileceği ifade ediliyor. Bu seviye bir hedef değil, yalnızca tarihsel bir oran üzerinden yapılan bir projeksiyon olarak değerlendiriliyor.
Bu tür analizler, “kesin tahmin” değil, yatırımcı zihniyetini kalibre etmeye yönelik bir pusula işlevi görüyor. Uzun boğa piyasalarında asıl riskin, döngünün neresinde olunduğunu sorgulamadan pozisyon büyütmek olduğu hatırlatılırken; geçmiş örneklerin bugünü anlamak için bir referans sunduğu, ancak birebir tekrar beklentisinin ayrı bir risk barındırdığı vurgulanıyor.