
ABD Hava Kuvvetleri stratejik hava nakliye ve yakıt ikmal uçaklarını bölgeye yönlendirdi
C-17, KC-135/-46 tankerleri ve özel operasyon platformları dikkat çekiyor
Gerilim artarken resmi açıklama yok, piyasa ve jeopolitik risk algısı yükseliyor
Yurt dışı askeri hareketlilikle ilgili son saatlerde gelen çeşitli uçuş takip ve açık kaynak verilerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri’ne ait ağır nakliye uçakları ile havadan yakıt ikmal tankeri uçakları, Amerika’dan ve Avrupa’daki bazı üslerden (özellikle RAF Fairford ve Almanya’daki transit noktalar) kalkarak Orta Doğu istikametine doğru yöneldi. Bu hareketlilik C-17 Globemaster III tipi nakliye uçakları ve KC-135R/KC-46A gibi tankerlerin yoğun seferleriyle kaydedildi. Bu uçuşların bir kısmı doğrudan Orta Doğu’ya, bir kısmı ise Avrupa üzerinden bölgeye geçiş için pozisyon almaya yönelik izleniyor.
Aynı dönemde İngiltere’de bazı üslerde AC-130J Ghostrider gibi özel hava operasyon sonrası saldırı ve keşif kabiliyetine sahip uçakların da görülmesi, yalnızca lojistik sevkiyatla açıklanamayacak bir hazırlığın işaretleri olarak değerlendiriliyor. Bu tür platformlar, karadan bağımsız hava desteği ve hassas müdahale görevleri için tasarlanmış durumda.
Söz konusu faaliyetlere ilişkin Washington’dan veya İngiltere’den henüz resmi bir teyit gelmedi. Ancak birçok sivil izleme platformu ve bağımsız uçuş takip verisi, bölgede etkili olabilecek bir askeri güç transferinin gerçek zamanlı işaretlerini veriyor. Bu hava hareketliliğinin Arap Körfezi, Irak, Suriye ve İran çevresi dahil olmak üzere Orta Doğu jeopolitiğini doğrudan etkileyebilecek bir gelişme olduğu değerlendiriliyor.
Bu askeri hava sevkiyatları, geçen ay Venezuela operasyonu sonrası gözlemlenen benzer stratejik hava köprüsü yoğunluğuyla kıyaslanıyor. Bu bağlamda Pentagon’un, gerek özel harp unsurlarını gerekse savunma ve destek unsurlarını kritik bölgelerde hızlı konuşlandırma kapasitesini artırmaya çalıştığına ilişkin spekülasyonlar artıyor.
Analistler, söz konusu hava hareketliliğinin yalnızca lojistik rutin bir sevkiyat değil, Tahran’a yönelik olası bir askeri harekât ya da caydırıcı bir hazırlığın ön işaretlerini taşıdığını öne sürüyorlar. Resmi kaynaklar bu iddiaları doğrulamasa da jeopolitik risk algısı ve piyasa fiyatlamalarında şimdiden artan belirsizlik etkili olmaya başladı. Bu kapsamda yalnızca bölgesel güvenlik dinamikleri değil, petrol piyasaları, küresel risk iştahı ve yatırımcı pozisyonlamaları da gelişmeleri yakından izliyor.
Bu gelişme, küresel ekonomik ve jeopolitik risk haritasında yeni bir kırılganlık alanı olarak değerlendiriliyor. Resmî açıklama gelene kadar belirsizlik ve spekülasyon ortamının sürmesi bekleniyor.