
Amerika’da konut piyasası bir neslin en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Yüksek ipotek faiz oranları ile tarihi zirvelere ulaşan konut fiyatlarının yarattığı “zehirli karışım”, özellikle işçi sınıfını ev sahibi olma hayalinden uzaklaştırdı. Hazine Bakanı Bessent, Washington Examiner’a yaptığı açıklamada, “Ne yapabileceğimizi anlamaya çalışıyoruz, her şey masada” diyerek sonbaharda ulusal bir konut acil durumunun ilan edilebileceğini belirtti.
Bessent, Trump yönetiminin eyalet ve yerel yönetimlerin işleyişine doğrudan müdahale etmek istemediğini, ancak imar yönetmeliklerini standartlaştırma ve kapanış maliyetlerini azaltma üzerinde çalıştığını açıkladı. Ayrıca, konut malzemeleri için gümrük muafiyetleri getirilmesinin de gündemde olduğunu söyledi.
Bu adımların amacı, konut arzını hızla artırarak hem maliyet baskısını hafifletmek hem de piyasadaki tıkanıklığı çözmek. Ancak uzmanlar, bu tür tedbirlerin kısa vadede fiyatlara sınırlı etkisi olabileceğine, yapısal değişimlerin ise daha uzun vadede sonuç vereceğine dikkat çekiyor.
Trump yönetimi, konut arzını artırmanın bir diğer yolunu yasadışı göçmenleri federal konut yardımlarından çıkarmakta görüyor. Bu hamlenin konut stokunu yerli vatandaşlara açacağı savunuluyor. Ayrıca suç oranının yüksek olduğu, Demokratların kontrolündeki büyük şehirlerde kanun ve düzenin sağlanmasıyla da konut stokunun serbest bırakılabileceği belirtiliyor.
Bessent, 2026 yılına dair daha iyimser bir tablo çizerek, “Büyük bir ekonomik toparlanma göreceğiz. ‘Bahşiş vergisi yok’ kampanyasından kaynaklı vergi iadeleri bile piyasayı canlandıracak” dedi.
ABD’nin konut krizi yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir kırılma noktası. Yüksek faiz ve fiyat sarmalının işçi sınıfını sistemin dışına ittiği bir dönemde, acil durum ilanı politik açıdan dramatik ama ekonomik açıdan sınırlı bir çözüm olabilir. Washington’un atacağı her adım, önümüzdeki dönemde hem tüketici güvenini hem de emlak piyasasının seyrini belirleyecek.